Yazılı, görsel, işitsel ve internet medyasında en çok ilgi çeken haber içeriklerindendir.
“Adana’da Deprem Olacak Mı?” başlığı her zaman karşılık bulur.
Çünkü
İçinde korku barındıran bir başlıktır.
Evet; korku bize haber okutuyor, ilgimizin artmasına neden oluyor, peki ama gerekenleri yapmamız için itici güç oluyor mu?
Korku, aklımızla önlem almaya sevk ediyor mu?
Bu sorunun yanıtı maalesef hayır!
Belki bireysel bir iki önlem aldığımızı düşünebiliriz.
Ev alırken zemin etütlerine, inşaat tekniklerine, depreme dayanıklılığına bakmıyoruz. Mutfak geniş mi, balkon büyük mü, oturma odası rahat mı? Ona bakıyoruz.
Evin boyasına takanlar da olmuyor değil!?
Adeta, Depreme dayanıklı olup olmaması değil, evin renginin içimize sinmesini önemsiyoruz!
***
Yıllar önce tanımaktan onur duyduğum dönemin İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Abdullah Bakır katıldığı bir canlı yayında anlatmıştı.
“İnşaat Mühendislerine gerekli zemin etütleriyle birlikte bataklığı verin, sapasağlam depreme dayanıklı bina yaparlar” demişti.
Çok önemli bir söylemdi
“Bilgiyle, mesleki deneyimle ve tatbikî akılla, en çürük zemine bile uygun önlemlerle sapasağlam bir bina yaparız” söylemiydi.
Yani “deprem öldürmez, mühendislik eli değmemiş binalar öldürür” tespitiydi.
***
Bakıyoruz; Japonya da en büyüğü 7,6 olan çok sayıda deprem oluyor. Ölü sayısı (Her can sayıyla telaffuz edilemeyecek kadar çok değerlidir) 100 civarında. Türkiye’de ise aynı büyüklükteki depremde resmi rakamlara göre 70 bin kişi yaşamını yitirmişti.
Sanırım Yıllar önce Abdullah Bakır’ın söylediği işte tam da buydu.
Akılla, bilimle, mesleki tecrübeyle yapılan binalarda canlar “Sağ” kalıyor!
Mesleki deneyimlerin bilimin ve tabikî de aklın daha az kullanıldığı binalarda maalesef canlar “Yok” oluyor!
O zaman artık “Deprem olacak mı?” yerine “Aklımız var mı?” diye sorma vaktidir. Aklımızı bilimi ve mesleki tecrübeyi daha çok önemseme vaktidir.
Canlar yok olmadan, canımız yanmadan!