İçinde bulunduğumuz coğrafya, dünyanın en kritik, en stratejik bölgelerinden biridir.

Dünya haritasını önümüze koyup, kıtalar ve devletler nezdinde bir inceleme yaparsak, bunun ne demek olduğunu, çok daha iyi anlarız. Ev satın alırken, semt, mahalle, cadde vs. seçme hakkınız var ama, devlet kurarken, aynı şansınız olmaz…Hele ki, komşularınızı seçmede hiç şansınız olmaz. Mevcut komşularınızla iyi geçinmek durumundasınız. Hangi devlet olursa olsun, sınır komşumuz olan ülkelerle barışçıl bir politika eşliğinde, iyi geçinmek zorundayız.

‘Komşu komşunun külüne’ muhtaç diye bir sözümüz var. Hele ki bu komşular; 500-600 yıl Osmanlı idaresinde kalmış, birçoğuyla dil, din birliğimiz var ise… Elbette ki ülke menfaatleri, ülke çıkarları ve de ülke güvenliği, her şeyin üstündedir. Meşru ülke müdafaasını çok haklı görmekle birlikte, bir ülkede canlarını feda eden şehitlerimizin üzerinden siyaset yapmanın, ahlâk dışı olduğunu söyleyebiliriz. Sonuçta, hükümetimiz, ülke güvenliği açısından her türlü tedbiri almaktadır. Ülkemizin huzurunu kaçıracak, güvenliğini tehlikeye atacak, her türlü girişimle mücadele etmede kararlıdır ve Millet olarak ta devletimizin, hükümetinizin sonuna kadar yanındayız, destekçisiyiz.

Hiç kimse, hiçbir siyasi irade, Afrin harekâtını, terazinin parti kefesi olarak görmemeli. Terazinin siyaset ve oy kazanımı ibresi olarak değerlendirmek, etik bir söylem olmasa gerek.

İktidarın da, muhalefetin de Afrinharekatındaçok dikkatli davranması gerektiği bilinmelidir. Bu bir parti meselesi değil, Vatan-Millet meselesidir. Ancak, burada takdir edilecek somut bir durum var. Harekâtta Kullanılan taktik, kurtuluş savaşımızda Mustafa Kemal Atatürk’ün tatbik ettiği taktikle örtüşmektedir. Yavaş fakat, emin adımlarla ulaşım yollarına hakim olunduğu zaman, karşı tarafın lojistiğinin çökmesiyle, morallerinin bitiş çizgisinde Afrin kendiliğinden kuruyacak. Bu konuda askerimizin ve Örgütlü milis güçlerinin müşterek çalışmasını izlemek mutluluk vermekte, onur duymaktayız. Bu arada hükümetimiz de, askere verdiği tam destek için tebrik etmeliyiz.

Askerimiz, canını dişine takıp elde ettikleri mekanların, ekranlarda seyrettiğimiz bölümlerinde, Stratejik ortağımız, müttefiklerimiz diye adlandırdığımız Amerika Birleşik Devletleri, tavşana kaç, tazıya tut söylemi gibi, bizi oyaladığına şahit olmaktayız. Terör örgütlerinin her tepenin üzerine tünellerle ciddi sığınak inşa etmelerinde, mutlaka bir destek gördükleri aşikâr. Yoksa yapılan sığınaklar eşkıyanın inşaatına benzememektedir. Bombalardan korunmak adına sıkı bir betonarme hesaplanmış, hatta dağın içine kazılan dehlizlerde konik hesapların yapıldığı muhakkak. Amerika, aslında bu kadar yıldır Suriye de terör elebaşısıApo’nun Şam’da, Suriye Kuvvet Komutanlığı yanındaki yeşil binanın üçüncü katında oturmasına neden müsaade ettiğini, mutlaka dikkate almamız gerekir.

Suriye’de doğal gaz ve petrol olduğunu hepimiz bilmekteyiz.

RUMELA , CİBİŞLİ ve HASEKİ ‘deki yer altı kaynaklarına göz diken Amerika, bu yörelerdeki petrol sahalarını ele geçirmek adına, etnik guruplardan faydalanmayı yıllardır plânlamakta. Terör örgütlerine bu yörelerde özerk yerleşim sağlayıp, yer altı zenginliklerini kullanma politikasında, hesapta olmayan pürüzleri giderme adına bizleri oyaladığını görmekteyiz.

Orta Doğuda sınırlar tekrar çizilecek diyen Condoleezza Rice, George W. Bush zamanında bu gerçeği dile getirmişti. Gizli gizli PKK ya destek çıkarken, Nato üyesi olarak, KORE de Kunuri savaşında Amerikan birliklerini kurtarmak adına, Türk askerlerini öne süren Amerikanın, kendi 8 inci ordusunu kurtardığını unutmadık.!!! Etrafı çembere alınan Türk Birliği büyük zayiat vererek, çemberi yarıp, destan yazmıştı. Amerikan birliğinin hayatı konu olunca Kunuriyaşanır.öte tarafta Amerika’nın çıkarları adına PKK yaratılır. Böyle bir müttefik, kanımca, ancak akıl dışı çıkarlar adına oluşan bir müştereklik olabilir ve bu doğru değerlendirilmesi gerekir.

Bu gün adına ister PKK de, ister, SDG, istersen, KCK,PYD,YPG, SDG vs. vs. de, bu örgütlerin oluşturulması ve İngiltere’den, ve Amerika’dan, destek bulması, bu ülkelerin çıkarları adına yapılmaktadır. Bizim ise etrafımız, hatta içimiz kaynamakta. İşte bu dönemlerde ortak aklın devreye girmesi önemlidir. Arap Baharı ile başlayan serüveni bu günlere getirenlerin şapkalarını masaya koymaları şarttır. Bunun bir parti meselesi değil, ülke meselesi haline geldiğini, bu nedenle bu durumda müşterek aklın kullanma zamanı geçmeden, tedbir alınması gerektiğini her kes bilmeli. Muhalefetinden, iktidara ortak çalışılmalı.

SON SÖZ: ‘’ AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR.’’