Israrla üzerinde durduğumuz bir konudur, eğitim…Bir ülkenin, bir halklar topluluğunun bir Ulusun, bir Milletin kalkınması, refah içinde yaşaması, ekonomisinin, askeri varlığının gücü, dünya piyasalarında ve dünya politikalarında söz sahibi olması, adaleti, hukuk düzeni, caydırıcılığı gibi temel fonksiyonları, şüphesiz ki eğitimle doğrudan ilişkilidir. Çünkü bir ülkenin geleceği;yetiştirilen gençlerin niteliğine bağlıdır. İlimle, bilimle iç içe olmasına bağlıdır. Çünkü o ülkeyi ileri seviyeye taşıyacak olan, o ülkenin iyi eğitilmiş çocuklarıdır. Bu günün çocukları, yarının gençleridir. O gençler ki, hayata atıldıklarında ülkenin bir parçası olmaktan sorumlu olacaklardır. Bunun için, illâki devlet memuru olması gerekmez. İster serbest çalışsın, ister özel sektörde çalışsın, fark eden bir şey olmaz. Velev ki o ülkenin vatandaşı olsun. Bu ülkede doğmuş, bu ülkede büyümüş, yaşam şartları gereği, Kanada’da, ABD’de, Japonya’da ya da bir başka ülke de yaşayan vatandaşında ülkesine karşı sorumluluğu vardır. Hiç kimsenin, ‘’ ama efendim, ben Fransa’ya yerleştim, orada yaşıyorum, Türkiye’den bana ne?’’ deme hakkı ve lüksü yoktur. Dünyanın neresine yerleşirsek yerleşelim, neresinde yaşarsak yaşayalım; son nefesimize kadar, ülkemize karşı sorumluluklarımız vardır. Bu hususu, asla ve kata aklımızdan çıkarmamalıyız.İşte bütün sorun da burada yatmaktadır. İyi, güzel de bu sorumluluğu nasıl kazanacağız? Ya da nasıl kazanmalıyız? Öyle ya, hayatta olup bitenleri, hayretle ve ibretle seyrediyoruz. Sorumluluk nedir bilmeyen insanlar, değil ülkesine sahip çıkmak, anne babasına bile sahip çıkmıyor…
Tam da bu işlere kafa yorarken, sosyal medya da dolaşıma sokulan bir video elime geçti..
Bir TV programından alıntı… Türk bilim dünyasının yakından tanıdığı ünlü psikolog,
Prof. Dr. Acar Baltaş… Acar hoca, çocukların nasıl yetiştirilerek yarınlara hazırlanması
gerektiğinianlatıyor. Bir nevi, benim düşüncelerime, bilimsel yolla tercüman oluyor. Hani aklın yolu birdir derler ya, işte öyle bir şey…Şimdi benim düşüncelerimle, Acar hocanın açıklamalarını harmanlayıp, bilgilerinize sunacağım değerli okurlar…
Hz. Mevlâna’nın, ‘’ Hamdım, Yandım, Piştim’’ sözünü sanırım çoğunuz bilirsiniz…Son derece anlamlı bir söz. Bir insanın, ya da bir canlının(hayvan-bitki) doğup, büyüyüp, gelişmesi, bundan daha güzel anlatılabilir mi bilmiyorum. İnsan doğduğu zaman, ham vaziyettedir…
Anne-baba-aile onu büyütür, bu dönemde… Akraba, Arkadaş, Okul, Çevre, İş ilişkileri ve
İletişim kurma ile de yanma dönemi başlar…İş hayatı-Cemiyet hayatı-Çevresel faktörlerle yaşadıkları da, yıllar içinde pişip, şekil almasını sağlar…Biz burada bir bireyin yetişmesinden bahsedeceğiz. Yazımızın başında bir ülkenin gelişmişliğine, refahına ve gücüne vurgu yaparken, bunu çocuklarımızın sağlayacağını ifade etmiştik.!
Adına gelecek nesil dediğimiz, bugünün çocukları, yarının gençleri, iyi eğitim görmeli dedik…
Her şey eğitime bağlı dedik… Ancak bu eğitim; klasik okul eğitimi anlamında kullandığım bir kelime değil. Okul eğitiminin ne denli önemli olduğunu, bilmeyen yok zaten. Bizim kastettiğimiz eğitim ise; okul eğitimini de içine alan, yaşamın her kademesinde gerçekleşecek, bütünsel eğitimdir.Öyleyse düşüncelerimizi paylaşmaya başlayalım…
Başarı nedir? İzin verirseniz önce bu soruyu kendi kendimize soralım.! Başarı deyince ne anlıyoruz.? Bu tek bir kelime bize ne ya da neler hatırlatıyor? Hafızamız da neler canlanıyor?
Her kesin kendine göre bir başarı tarifi olabilir. Bu bir bakış açısıdır. Yalnız, şunu hemen belirtelim ki; Başarı, oldukça geniş kapsamlı bir kelimedir. Açılımı, onlarca sayfa ile ifade edilebilir.
Kısa ve öz olarak, Başarıyı şöyle tarif edebiliriz:
‘’Başarı, insanın yapmak ve başarmak istediği güzel bir şeyi yapabilmesi, ulaşmak istediği güzel bir hedefe varabilmesidir. İstediği hedefe ulaşabilen insan, elde ettiği netice sonunda huzur ve mutluluk duyabiliyorsa Başarıya ulaşmış sayılır.
Hem dünya, hem de ahiretimizi cennete çevirmek, en önemli ve en öncelikli amacımız olmalıdır. Bu amaca ulaşmak için de, bizi hem dünyada, hem de ahirette mutlu edecek bir çalışma yöntemi seçmeliyiz.
Başarı isteği, insanı yaşamda güçlü kılan en önemli isteklerden biridir ve bu isteğin sonu yoktur. Çünkü Başarı, her zaman diğer Başarıları tetikleyen bir durumdur. Başarının gerçek anlamını benimseyen insan, Başarıya asla doymaz ve her zaman daha yukarısını düşünür. Çünkü Başarmak, kişiye daha yüksek bir özgüven sağlar. Moralini yükseltir. Kendini daha güçlü hisseder. Motive olur. Cesareti artar. Kapasitesini geliştirir. Bu şekilde düşünen ve düşüncesini uygulamaya sokmayı beceren kişiler, her zaman istedikleri yerde olmayı Başarmıştır. Başarılı olmak, elbette sadece insana bağlı değildir. Ayrıca,
ABD’Lİ ünlü ; Şair, Yazar ve Filozof, RalphWaldoEmorson’un,
Başarıya ilişkin şu ifadelerine de yer verebiliriz:
*Sık sık gülmek ve çok sevmektir.
*Güzeli sevmektir.
*Herkesteki en iyiyi bulmaktır.
*Vazgeçmek Başarıdır.
*Umutsuzluğa kapılmamak Başarıdır.
*Hayal etmek Başarıdır.
*Bir amacının olması başarıdır.
*Ne olursa olsun, yapacağım demek, Başarıdır.
*Tüm zorlukları aşıp, hedefe varacağım demek Başarıdır.
*Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır.
*Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden, kendiliğinden vermektir.
*Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak, dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır.
*Dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır.
*Gönlünce eğlenmek ve gülmek; Kendinden geçerek şarkı söylemektir.
*Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir.
BAŞARILI OLMAK, KENDİN OLMAKTIR…
Devam edecek…