Uzun süredir bir konu üzerinde çalışıyorum; kafa yoruyorum… İbadet ve Çalışma…İslâmdininin temelini oluşturan bu iki kelime, şüphesiz ki Müslümanlar için çok şey ifade ediyor…

Sadece ibadet yeterli mi? Sadece çalışma yeterli mi? Gerek İslâm kaynaklarında gerekse diğer bilimsel ve sosyal kaynaklarda bu iki kelime adeta iç içe geçmiş vaziyette. Biri olmadan diğeri zayıf kalıyor. En kısa ifade ile ibadet, yüce yaratıcı Allah’a karşı yapılan bir uygulamadır ve bireyseldir. Yani, kul ile Allah arasındaki yoldur, mesafedir. Peki çalışma? O da kulun, Allah’a karşı sorumlu olduğu yükümlülüklerden biridir. Hz. Muhammed(s.a.v) ve pek çok islâm ulemasının sözlerinde, ‘’ Allah, çalışanı sever, çalışmayanı sevmez’’ diye betimleme yapıldığını görüyoruz. Ancak arada nüans farkları var. İbadet salt Allah’a karşı bir yükümlülükken, çalışma; hem Allah’a hem de insanlara, kişi ve kurumlara karşı( kendisi, ailesi, akrabası, çevresi, kenti, bölgesi, ülkesi, Milleti, iş dünyası vb. gibi) bir yükümlülük, bir sorumluluktur. Kapsamı çok daha geniştir. Yeryüzünü ve Gök yüzünü yaratan Allah, yarattığı her nesneyi, yer altı, yer üstü, canlı, cansız ne varsa, insanoğlu için yaratmıştır. Faydalanması, yararlanması, değerlendirmesi, icat etmesi için…Madem ki yüce yaratıcı, bunca varlığı insanoğlunun istifadesine sunmuş, tabiata verdiği o eşsiz, o mükemmel ilahi nizam içinde… O halde bunun için ne yapmak lazım? Çalışmak, çalışmak, çalışmak lâzım.

Şimdi bu noktada, ülkemizin saygın teologlarından, Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, değerli hocamız, Prof.Dr.HasanElik’e kulak verelim…

Hasan hoca, ülkemizin önde gelen özel sektör kuruluşlarından birinin düzenlediği, geleneksel ürün buluşmalarına gider. O vesileyle de Cuma günü, Cuma hutbesi okur. Ve hutbe konusunu cemaatle paylaşır.

Konu : ‘’Üretim ve İstihdamın Dinî ve Milli Açıdan Önem ve Değeri..’’

Ardından da bilhassa; ‘’ Kur’an-ı Kerim’in üzerinde durduğu temel konu, Yüce Allah’ın evreni yaratan ve yöneten kudret olduğu vurgusudur.’’ Diye belirtir. Esasen insandan beklenenin ilahî sıfatları yaşamına rehber edinmesi olduğunun altını çizer. Hoca sözlerini sürdürür:

-Hz. Peygamber’in ifadesi ile Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmasıdır. Buna göre insanoğlu, içinde yaşadığı dünyanın seyircisi değil, katılımcısı olmalıdır. Üretim ve istihdam( Sanayi) bu faaliyete katılmanın yollarından biri. Günümüz şartlarında belki de en verimlisi, en etkili olanıdır. 14’üncü yüzyıl mütefekkirlerinden tarih bilimcisi, sosyolog İbn Haldun’dan şu alıntıyı yapar:

-Yüce Allah, insan soyunun yeryüzündeki bekasını, ona fikir ve el vererek sağlamıştır.’’

Hoca devamla;

-İnsan, hayvanlar aleminden fikir gücü ile melekler aleminden de, irade gücü ile ayrılmış, ve onlara karşı üstünlük kazanmıştır. İnsanın düşünme kabiliyeti ve ele sahip olması, bütün zanaatlerin, ilimlerin, sanatların ortaya çıkmasının temelini teşkil eder. Bakara Suresi 2/30 sâd, 38/26 :

- Kur’an-ı Kerim, insanın yüce yaratıcı tarafından, yeryüzünün halifesi kılındığını ifade etmektedir. İnsanın halifeliği, yeryüzünü imar etmesi, onun imkan ve nimetlerini keşfetmesi, adalet ve hakkaniyet ölçüleri içinde yaşamaya ve yaşatmaya, çaba göstermesi anlamına gelir.’’

Pakistanlı filozof ve şair Muhammed İkbal şöyle der:

-Allah’ım; sen geceyi yarattın, ben lambayı, sen toprağı yarattın, ben çanak çömleği, sen ıssız çöller, kuş uçmaz dağlar, vadiler yarattın, ben gülle süslenmiş bağlar ve bahçeler…’’

Çalışma ve üretimin dini değeri ise;

-Kur’an-ı Kerim’de insanın çalışması, üretmesi, kendisine; özellikle başkalarına faydalı olması karşılığında; cennet ve Allah’ın rızasının vaadedildiği ‘’amel-i sâlih’’ kavramıyla ifade edilmektedir.’’

Bu noktada, hoca şu yaklaşımda bulunmaktadır:

-Bu açıdan bakıldığında mektep, mabed, fabrika birbirinin alternatifi olmayıp, tamamlayıcı düzlemde, amel-i sâlihin türevleridir. Çalışan, üreten insan ve toplumun değerli olduğuna vurgu yapan Hasan hoca;

-Hz. Peygamber; çalışan eli öperek, ‘’ Bu ele, cehennem ateşi değmez’’ buyurmuştur.

Şüphesiz ki, çalışmayan, üretmeyen insan ve toplumların hem kendilerine, hem de başkalarına yük olduğuna dikkat çeken hoca:

-Yüce İslâm dini, yoksulu himaye etmeyi emrederken; çalışma, paylaşma, paylaşma ve dayanışmayı teşvik ederek, yoksullukla mücadeleyi hedeflemektedir, demiştir.’’

-Yüce yaratıcı; rızkı insanların inancına göre değil, çalışmalarına göre takdir eder. Bu bakımdan yüce Allah’tan bir şey isteyenler, istediklerini elde edebilmek için, çalışmalıdır. Yüce Allah’ın istediklerini yapmayanlar, çalışmayanlar, üretmeyenler, onun vadettiği neticelere ulaşamazlar… Unutulmamalıdır ki, doğru dürüst, ahlaki ölçütlere uygun, faydalı her çaba; vakte bağlı olmayan, tüm zamanların ibadeti hükmündedir ve Allah’ın yardım ve desteği; çalışanlaradır. Tükettiklerini veya onun karşılığını üretmeyen toplumlar, ne dindarlık iddiasında bulunabilir, ne de çağdaşlıktan söz edebilir.

SON SÖZ: ‘’ ÇALIŞMAK, İBADETTİR.’’