Dedikodu , iftira , yalan , söz taşıma , nifak , bölücülük , bunların hepsi zararlı konuşma şekilleri . Zira bunlar bağları gevşetir , ilişkileri bozar , gönülleri karartır , huzuru , barışı yok eder , düşmanlık yaratır. Ne yazık ki hepsi politikada mevcut olan durumlar.
Bu yazımda daha çok dedikoduya yani gıybete değineceğim. Yaşamlarına yön vermekte zorlanan , dikiş tutturamayan , başaramayan , yapacak işi olmayanların bir bölümü ,çok uygun dedikodu için.
Oysa işi gücü yerinde , başarılı , sorunsuz , kendine güvenen akıllıların, dedikoduya ayıracak zamanları da yoktur , niyetleri de.
Çok şeyin dedikodusu yapılır. Kişilerin, aşk , aile, iş, seks hayatı, giyimleri, kuşamları , mali sorunları , çocukları , başarısızlıkları , skandalları vs…
Spor , magazin , sanat , sosyete , politika dünyası , zaten dedikodunun odağı.
Dedikodu , arkadaş sohbetlerinin , içki ve oyun masalarının malzemesi, hatta çerezi. Amaç , yüceltmek değil , yermek ve küçültmek. Kültür , edebiyat , sanat , sohbet konusu olmayınca , isteristemez dedikodu yapılır.
Düğünler , nişanlar , yemekler , gece eğlenceleri , hanımların giyimleri , takıları , çok kişiye ilginç geliyor.
Telefonlarda, kapı aralarında , asansörde , yolculukta , sohbette ve her yerde dedikodu. Tv , magazinve basındakiler de yurt çapında dedikodular.
Sanat dünyası dedikodudan şikayet eder görünse de, reklama vesile olduğu içi hallerinden memnun. Hatta bazıları, bu dedikoduyu kendileri çıkartıyor. Çünkü şöhrete erişmenin , gündemde kalmanın bir yolu da bu.
Dedikoduların çoğu kusur , hatalarla ilgili. Bu tür dedikodular başarısızlar için, bir avuntu meselesi. Dedikodular yayıldıkça eklemeler olur ve kontrolden çıkar ve de düzeltilemez.
Eğlence niyetine yapılan dedikodu bile, bazen tatsız sonuçlar verir. Bu yüzden konuşmalarımızda , kendimize de başkalarına zarar vermemeliyiz.