Enflasyonun zıvanadan çıktığı, her şeye yapılan zamların artık günlük hale geldiği ve dolayısıyla enflasyonun ölçülemez olduğu bu dönemde SSK, BAĞKUR emeklisine hiç zam vermemek mümkün değil, olamaz, kabul edilebilir değil. Yüzde 25 zam verilmiş, neye yüzde yirmi beş zam verilmiş? Kök maaşlara. İnanılır gibi değil, akıl alır gibi değil.
Gerçekten bu kadarı da olamaz!
Neyden bahsediyorum?
Emeklilere maaş zammından bahsediyorum. Gerçekten olamaz, olamaz, olamaz.
Enflasyonun zıvanadan çıktığı, her şeye yapılan zamların artık günlük hale geldiği ve dolayısıyla enflasyonun ölçülemez olduğu bu dönemde SSK, BAĞKUR emeklisine hiç zam vermemek mümkün değil, olamaz, kabul edilebilir değil. Yüzde 25 zam verilmiş, neye yüzde yirmi beş zam verilmiş? Kök maaşlara. İnanılır gibi değil, akıl alır gibi değil.
Neler yazmayı düşünüyordum. Aslında benden çok güzel tarihsel bilgiler içerikli ve günlük olarak ders alınacak yazılar bekleniyor ama inanın bu maaş zammı dışında herhangi bir konuda yazı yazmak içimden gelmiyor.
Neden peki biliyor musunuz?
Çünkü, ülkenin bugünkü ekonomik şartlarında, ekonominin adeta kontrolden çıktığı şartlarda emekliye bırakın gerçekten zam vermemeyi, zam vermemeyi düşünebilmek bile o emeklileri açlığa değil hatta ölüme mahkûm etmek demektir.
Bu olabilir mi?
Bu kabul edilebilir mi?
Buna inanılabilir mi?
Bu konuya neresinden bakarsanız bakın gerçekten akıl alabilecek gibi değil.
Bir Ekonomist olarak ekonominin bütün kurallarını ortaya koymaya çalışıyorum, ekonomik kuralların her tarafını incelemeye çalışıyorum. Olmuyor, olmuyor.
Emekliye zam vermemek ekonomi kurallarının dışına çıkıyor.
Ekmeğe yüzde elli zam geldiğinin gününde emekliye maaş zammı sıfır.
Düşünüyorum, düşünelim ve bu durumu hangi ekonomik kuralla açıklayalım?
Emekliye, artık ekmek bile alamazsın demenin bir ekonomik kuralını kim bulabilir? Böyle bir kuralı kim icat edebilir?
Akaryakıta insanı hayrete düşürecek zamların yapıldığı gün, emekliye zam yapılmadığını söylemek nasıl bir ekonomik kural olabilir? Böyle bir kural nasıl ortaya konmuş olabilir?
Bakın başka ekonomik gelişmelerden bahsetmiyorum. Sadece emekliye zam konusundan bahsediyorum. Diğer ekonomik gelişmeleri, ÖTV zamları ilginçliğini, yani ÖTV’ye zam yapmak ürüne zam yapmak değilmiş gibi bir görüntü verme anlayışının üzerinde çok fazla durmadan, sadece emekliye verilen zammın akıl alır bir durum olmadığını vurgulamaya çalışıyorum.
Ülkede ekonomi gerçekten yönetiliyor mu, onu da tam bilemiyorum. Bu konu da ayrı bir konu zaten.
Ancak, ne olursa olsun ülke enflasyonunun, zamların adeta kontrolden çıktığı bu ortamda emekliye sıfır zam ne demek onu anlamaya çalışıyorum.,
Böyle bir ekonomi yönetimi nasıl olabilir onu anlamaya çalışıyorum.
Ekonomik eleştirilerimi daha bir rakamsal olarak zaman zaman elbette yaptım ve fırsat buldukça da yapmaya devam ederiz. Bu konuda bir mesele yok.
Bugünkü yazımda vurgulamaya çalıştığım, emekliye zam konusu her ne kadar ekonomik bir karar gibi görünse de bana göre ekonominin dışında değerlendirilebilecek bir karar olarak görünüyor.
Neden böyle düşünüyorum?
Çünkü, bu sıfır zam kararı ekonomik bir karar olsa idi şöyle olması beklenirdi:
Bütün bileşenleri ile Türk Milleti’ne şu şekilde seslenilebilinirdi; ülke ekonomisinin içinde bulunduğu ağır şartlar nedeni ile emeklilerimizden bir süreliğine fedakârlık bekliyoruz. Konu ekonominin kurallarını çalıştırmak olsa idi böyle yapılması gerekirdi. Ama böyle yapılamaz.
Neden yapılamaz?
Çünkü, öyle vergi silmeler var ki, öyle israflar devam etmekte ki emekliden böyle bir fedakârlık istemek mümkün mü?
Sık sık söylediğim bir konu var. Lütfen, artık şu her eleştiriyi karşı kamp anlayışından kurtularak değerlendirelim. Mesele oy vermek, seçim yapmak ise, oy da verildi, seçim de yapıldı, sonuç da ortada. Daha hangi seçim propagandası için eleştiri yapılabilir ki? Kaldı ki, kişisel olarak benim hiç böyle bir niyetim yok ve olmadı da. Çünkü bu seçim, oy verme konusunda bakış açım ortada. Yaratılmış bir iktidar ve üretilmiş bir muhalefet ile sadece ülkemizde değil dünyada da yürüyen bir düzen var. O halde kim ve kimler için propaganda yapmalıyım ki. Yine her zaman söylediğim gibi, benim elimde ve önümde bütün bileşenleri ile Türk Milleti ve Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK var.
Bu nedenle, bu emekliye zam meselesini hep beraber değerlendirelim, kutuplaşmadan, ayrışmadan, eleştirileri ötekileştirmeden değerlendirelim.
Milyonlarca insanımızdan bahsediyorum. Milyonlarca insanımızın açlığa mahkûm edilmesinden bahsediyorum. Ekonominin dengeleri gibi ucu açık sözlerle geçiştirilmesine izin vermemeliyiz. Ekonominin dengeleri sadece emekli için olmamalı.
Elbette her şeye rağmen bu ülke bizim. Her ne olursa olsun vatan ve millet bağlılığımızı sürdürmeye devam etmeliyiz. Bu konuda hiçbir sıkıntı duymamalıyız. Vatan ve millet sevgisi, vatan ve millete bağlılık kişilerle, yönetimlerle ilgili bir durum değildir.
Bütün bu anlatmaya, vurgulamaya çalıştığım yazımdan sonra son söz olarak şunu söylemeliyim:
Emekli maaşına yapılan sıfır zam konusundan derhal dönülmeli, emekli ucu açık ve hesaplanamaz duruma gelmiş olan enflasyonun altında inim inim inlemeye terk edilmemelidir. Öyle kök ücret vesaire gibi laf kalabalığından vazgeçilmelidir. Doğrudur, görüyoruz ekonomimiz sıkıntıda. Ama bunun tek sorumlusu emekli değildir. Bu nedenle sıkıntının giderilmesi fedakârlığı da yalnız emeklinin omuzlarına yüklenemez, yüklenmemelidir.