Siz düşünün; 2011 yılından beri kendi memleketimizde, dilini bilmediğimiz insanların yaşadığı bir yerdeyiz. Sanki onlar değil de, biz mülteciyiz! Eminim birçok yerde bu şekilde ama Adana bir başka. Şehir merkezinden sonrası tamamen Suriyelilere ait. Bu kadar da olmaz, olmamalı. Şahit olduğum o kadar sahne var ki, hangisini anlatsam bilemiyorum.

Bir insan kendi şehrinde nasıl yabancı olur? Peki, memleketimizde ne kadar süredir yabancıyız? 2011 yılında Suriye İç Savaşı'nın başlaması sonucunda Türkiye'ye savaştan kaçan ilk mülteciler giriş yaptı. 252 kişilik ilk mülteci kafilesi ülkeye 29 Nisan 2011'de Hatay-Reyhanlı'da yer alan Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan giriş yaptı.

Siz düşünün; 2011 yılından beri kendi memleketimizde, dilini bilmediğimiz insanların yaşadığı bir yerdeyiz. Sanki onlar değil de, biz mülteciyiz! Eminim birçok yerde bu şekilde ama Adana bir başka. Şehir merkezinden sonrası tamamen Suriyelilere ait. Bu kadar da olmaz, olmamalı. Şahit olduğum o kadar sahne var ki, hangisini anlatsam bilemiyorum.

Evet, bizler yardım sever insanlarız. Ama bu kadar yardım severlik sanki biraz fazla oldu. Dolmuşlara biniyorsunuz, anlamadığınız bir dilden konuşan binlerce-yüzlerce insan var. Ve onlar sizlerden daha baskın, daha çoklar. Bir yere giderken yol sorsanız, karşınızdaki kişi cevap veremiyor. Çünkü dilinizi bilmiyor ve bunlar gerçekten her yerdeler. Biraz araştırırsanız aslında ne kadar vahim bir durumda olduğumuzu görebilirsiniz.

Eski bir yazıdan alıntı;

Türkiye’deki Suriyeliler

Türkiye’ye akın akın gelmeye başlayan Suriyelilerin sayısı 2011 sonunda 14 bine ulaşmıştı. Ama asıl artış 2012 ve sonrasında yaşanacaktı. 2012 sonunda Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı 224 bine, 2013 sonunda 1 milyon 519 bine, 2014 sonunda ise 2,5 milyona ulaştı. 2015 sonunda Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı 2,8 milyon, 2016 sonunda 3,4 milyon, 2017 sonunda 3,6 milyon, 2018 sonunda 3,5 milyon, 2019 yılı sonunda ise 3 milyon 583 bin olarak kayda geçti. Ve bunların sayısı 2023’e kadar daha da arttı. Her adım başı artık kendilerini görmek mümkün. Lakin bu veriler sizce ne kadar gerçekçi?

İnanın sığınmacılara verilen imkânlar bizlere asla verilmiyor. Her şey daha uygun onlar için. İş yeri açma, üniversitede aldıkları burslar, hiçbir şekilde para vermeden rahat rahat gezmeleri yani bu biraz fazla “misafirperverlik” oldu. 1 milyondan fazla Suriyeli çalışma hayatına atılacak, 20 binin üzerinde Suriyeli şirket kuracak, 680 bin Suriyeli çocuk eğitim sistemine dâhil olacak, 33 bin Suriyeli üniversiteye girecek ve hatta 110 binden fazlası vatandaşlığa alınacaktı. Bu eski bir yazı ama hepsi de oldu, daha fazlası da oldu hatta.

Ne zaman kendi memleketimizde biz misafir olmadan nefes alacağız? Bence bu sorunun cevabını kimse bilmiyor. Gerçekten sokakta gezerken bile böyle bir korku doluyor içinize. Çünkü tanımadığınız ve dilini bile bilmediğiniz milyonlarca insanla aynı yeri paylaşıyorsunuz. Kıyafetleri bile yaşadığınız topluma uygun değil.

Geçtiğimiz günlerde sırf meraktan ailecek Mersin’de Suriyeli işletmecinin bir lokantasına gittik. Gerçekten insan küçümsemeyi hiç sevmem, lakin bu artık başka bir şey. O kadar kötüydü ki yemekleri, sipariş veremeyişimizi görmenizi isterdim. Yani ben bir an düşündüm acaba onların şehrine turist olarak mı geldim? Sonra çevreme baktım, hayır kendi memleketimizdeyiz. Bu yaşıma kadar bir mekanda bu kadar rahatsız olduğumu hatırlamıyorum. Sipariş verirken bile ellerimizi oynatarak bir şeyler istedik.

Bu “misafirperverlik” biraz uzun oldu. Artık bitmeli!

Arık kendi memleketimizde yabancı olmak istemiyorum…