Çok kısa bir sürede çok kolay bir şekilde geldik. Olayı basitçe anlatmaya çalışalım:
Bir zamanlar, uzaklarda bir ülkede, zengin bir tüccar varmış, onun da çocukları… Günlerden bir gün, bu zengin tüccar ölmüş. Çocuklar bir başlarına kalıvermiş. Babadan Para,mal,mülk,vb. gibi gani gani miras kalmış.
Çocuklar bu serveti harcamaya başlamışlar. Ufaktan ufaktan. Serveterimeye başlamış. Önce paraları bitirmişler. (Türkiye’nin sanayisinin ve ilerleme hamlesinin durdurulması ve sanayisizleşmeye mahkum edilmesi) Sıra, eldeki değerli taşınır yada taşınmazlara gelmiş.
(Sümerbank,Tekel, Eti Alüminyum, Telekom, Şeker Fabrikaları, Boğaz Köprüsü, Otoyollar, Tüpraş vb. gibi) bunları da bir güzel satıp yemişler. Ancak bu da kafi gelmemiş… Para olmadan yaşayamıyorlarmış. Kendilerine göre, daha az değerli mülklere göz dikmişler (çeşitli kurumların binaları,dinlenme tesisleri, tatil köyleri, Lojmanları, nehirler, akarsular, hatta Atatürk barajının içindeki rezerv su) bunları da satıp yemişler. Ne var ki para ihtiyacı gene bitmiyormuş.
Evdeki eşyalar da satılıp bitince dek, ellerine geçirdikleri tüm varlıkları satmışlar. Sıra el açmaya, borçlanmaya gelmiş. Sanmışlar ki, bu mal, mülk, para,itibar hep sürecek. Önce para suyunu çekip ardından itibar kaybolmuş ve nerede yanlış yaptıklarına hala akıl erdiremeyip eski varsıl yaşamlarını sürdürmek isteyince, bir süre sonra yok olmuş gitmişler.
Gelelim günümüze…
Evet, biz de özelleştirme adı altında, liberal ekonomi diyerek dedelerimizin bize bıraktıkları değerleri, bir bir sattık.! Bu yüzden bugün, 15 sene öncenin kendine yetebilen ülkesi yerine; eti, bakliyatı (mercimeği, pirinci, nohudu, Ay Çekirdeğini vb. gibi), kuruyemişi, hatta samanı bile, ithal eden, tamamen dışa bağımlı bir ülkeye dönüştük. Bu sarmaldan çıkış şansımız veya gücümüz var mı?
Şimdilik görünürde yok, fakat bu kurtulamayız anlamına da gelmiyor. Herşey bize bağlı. Başımıza gelenlerin sebebini onun bunun üstüne atmadan gözümüzün önüne bakıp kendimize gelirsek ve geleceğe yatırım yaparsak, muhtemel kıyısından dönüp paçayı sıyırırız.
Mirasyedi gibi yaşadık, ama doğası gereği herşeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonuna geldik. İşte burada akıl mı devreye girecek, yoksa önyargı mı? Bunu yaşayarak göreceğiz. En son şu dolar işine bir bakalım; bu doları yabancılar yükseltip bize zarar vermeye çalışıyor! Buna inananlardan mısınız, değil misiniz?
Sizin ekonominiz çok zayıf, kasanızda doğru dürüst para kalmamış, ülke zaten sömürge devlet haline gelmiş, (ithalat) neredeyse tamamen dışa bağımlı durumdasınız. Elin oğlu zaten her istediğini yaptırıyor. Senin bitkisel hayata girmenin, ona ne faydası olur, bir düşünün.! Sistem nasıl çalışır? Sıcak para, yani yurtdışı fonlar (emeklilik fonları, hedge fonlar ve kurumlar)senin gibi 3'cü dünya ülkelerine geldiklerinde, paralarını özel düşük kurdan çevirip senin ekonomine girerler ve çıkacakları zaman da yaptıkları anlaşma gereği, girdikleri yerden ve rakamdan paralarını liradan kendi paralarına çevirerek giderler. Burada çifte kavrulmuş kazanç vardır. Hem bulundukları ülkede faizden borsadan iyi para kazanmışlardır, hem de kazanımlarını ana paralarının üzerine koyarak kârları ile birlikte çıkarken, bir de ekstra kur farkından kazanç elde ederek yuvalarına dönmüşlerdir. İşte doların önlenemez yükselişi budur. Zayıf ve bitik ekonomi yanlış ve popülist politikalar, üstüne bir de yatırım yapılamaz ülke sınıfına girmen (3 kredi değerlendirme kuruluşu da ülke notumuzu yatırım yapılamaz seviyeye indirdi. En son mayıs başı 3'cü kurum da not kırdı. Sen tanımıyorum, kasti yapıyorlar da desen, uluslararası piyasalarda senin değil, onların dediği geçerli) Bu da gelen milyon dolarların, on milyon dolar olarak ülkeden çıkışı neticesine yol açtı.
Suçu sağda solda aramak yerine kendimize bakmalıyız. Bu saatten sonra, faiz artırımı ya da benzeri hareketlerin de bir faydası olmaz. Çünkü, yabancı para, yatırım yapılamaz ülke derecesindeki ülkelere gelmez. Aksine, buralardan çıkar, daha güvenli ülkelere gider. Bu Nedenle dolar nereye gider? Bunu boşuna sorma. Yol açık. Engel, çukur tümsek de yok artık nereye giderse. Çıkışın nedeni de, Fonların ufak ufak paralarını alıp geri dönmeleridir.
Biz durumumuzu doğru değerlendirip, gözümüzün önünü görebilir miyiz? Hiç sanmıyorum. Çünkü herşey, seçime kadar idare etsin, mantığına endekslendi. Seçimden sonra ne olursa olsun.!Mesela benzinin şu an reel fiyatı 6.75.Ama sen, 6.30 dan alıyorsun. Buna da sevinir oldun. Aradaki fark yükü, hazineye biniyor, kasan hızla boşalıyor seçimden sonrada merak etme mislimisli fazlasıyla o parayı ödeyeceksin.
Dediğim gibi, herşey seçime kadar, sonrası büyük bir bilinmez ne teknik ne grafik hiçbiri işe yaramaz bu yüzden seçimden önceki son bir ayımızı güzel geçirelim. Sonrasında nasıl olsa hep birlikte olacaklara maruz kalacağız. Ne olacağını da hep birlikte yaşayarak göreceğiz.
Ama olanların suçunu sağa sola atmadan durumu görelim ve doğru değerlendirelim.
Herşeyi biz yaptık. Göz göre göre göstere göstere yaptık.
Ağustos böceği gibi günümüzü gün ettik.
Bu yüzden ağlamaya, sızlanmaya,şikayet etmeye hiç hakkımız yok...
SON SÖZ:’’ BILDIR YEDİĞİN HURMALAR, BİR GÜN SENİ TIRMALAR…’’