1950 Şubat tatilini, Aydın Yenipazarda, doktorluk yapan merhum abim Orhan’ın yanında geçirmiştim. Abim Yörük Ali Efe’nin , bir başka evinin kiracısıydı. Efe’nin kendi evi de 10 metre uzaktaydı. Onu, pencere önünde otururken görürdük.

Oğlu öykücü Cengiz Yörük le, kısa bir süre içinde yakın arkadaş olduk. Vurduğumuz keklik , ördek , çullukların ve dana pirzolalarının ve içtiğimiz misket şarabının lezzetini hiç unutamadım.

1895 yılında Aydın ‘ın Sultanhisar kasabasının Kavaklı köyünde doğan Efe , 19 yaşında dağlara çıkmış ve orada 4 yıldan fazla kalmış ve 1919 da inmiş. Ezilenlerin, mağdurların , güçsüzlerin yanında olduğundan halkı onu sevmiş , tutmuş ve desteklemiş.

Yunanlıların , Aydın ve Nazilli’yi işgal ettiği günlerde , Yörük Ali Efe , Kıllıoğlu Hüseyin Efe ve arkadaşları, 16 Haziran 1919 günü , Malgaç demiryolu köprüsü yakınındaki düşman karakoluna baskın yapmışlar. Karakol imha edilmiş. Çok sayıda erzak ve cephaneyi de ele geçirmişler.

Bu baskın , batı ve güney Anadoluda düşmana yapılan bilinçli , düzenli ilk baskın. Bu başarı , halkı cesaretlendirmiş, ümitlendirmiş, düşmanın yurttan kovulacağı inancını pekiştirmiştir. Ayrıca , Yörük Ali Efe nin liderliğini de sağlamıştır.

Bir süre sonra Yörük Ali Efe komutasındaki milli kuvvetler, Aydın’ı kurtarmışlarsa da, Yunan ordusu tekrar takviye alarak Aydın’ı tekrar ele geçirmiştir.

Yörük Ali komutasındaki kuvvetlerle Köşk , Umurlu , Dörtyol cephesi kurulmuş, kanlı savaşlar yapılmış ve düşmana büyük kayıplar verdirilmiştir.

Düzenli ordumuz kuruluncaya kadar, düşman kuvvetlerinin Aydın’ dan Doğuya,Anadolu içlerine ilerlemesine mani olunmuştur.

Düzenli ordu kurulunca , Yörük Ali Kuvvetleri orduya katılmıştır. Kurtuluş savaşı bitinceye dek, Yörük Ali Efe Milis miralayı (albay) olarak, milli Aydın cephesi komutanlığını yürütmüştür.

Savaştan sonra , TBMM Efe’yi, kırmızı şeritli İstiklal madalyasıyla ödüllendirmiştir.

Savaştan sonra 6 yıl kadar İzmir’de kalmış , bir tramvay kazası sonucu bacakları kesilmiş, 1928 senesinde de , savaşta bir ara karargahı olan Yenipazar’a gelip yerleşmiş.

Rahmetli babam İzmir’de Efeyle birlikte ava gittiklerini, onun bir serçeyi mavzerle vurduğunu anlatırdı bize. Kendisi , ölürsem beni Yenipazar’a gömün. Halkı iyidir, toprağı sever. Toprağı seven de insanı sever. Orada ben rahat ederim demiş. Tedavi için gittiği Bursa da 23 Eylül 1951 de vefat etmiş ve Efe’yi vasiyeti üzerine Yenipazar da toprağa vermişler.

Büyük işler başarmasına rağmen Yörük Ali Efe , çok alçak gönüllü bir kahraman. Savaştaki başarılarını övenlere söylediği şu sözler, bunun bir kanıtı. :

‘’ Bazı kimseler , savaştaki çok şeyi bana mal ederler , bu yanlıştır. Vatan muhabbeti taşıyan herkes, o günlerde benim gibi düşünmüş , bizimle beraber olmuştur. Bir kişinin , beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki? Milli mukavemette aslan payını kendine ayırmakta, hata vardır. Bir elin şamatası olur mu ki?

İşte Yörük Ali Efe, böyle yüce bir kahraman . Nurlar içinde yatsın.