Şüphesiz ki günümüzün en önemli konularının başında beslenme gelir. Beslenme deyince de; iyi gıda…Sınai ve tarımsal üretimde kullanılan ilaçlar, kimyasallar, yapay katkı maddeleri, genetiğiyle oynanmış ürünler, sadece iyi beslenmeyi engellemiyor, aynı zamanda da bir çok hastalığa daha hızlı bir şekilde yakalanmamızı sağlıyor.

Hayatın yükü ağır. İnsanlar sürekli bir koşuşturma içinde… Sağlıklı beslenmeye, genelde yeterince zaman ayıramıyorlar. AVMLER , marketler, hazır gıda, dondurulmuş gıda ile dolu. Her kes, işin kolayına, pratiğine kaçıyor. Öyle ki, balıktan, ete, kıymaya, köfteye, tatlı, pasta ve hamur işlerine kadar bir çok ürün hazır ya da dondurulmuş vaziyette…

Bilhassa çalışan insan için büyük kolaylık… Ancak, bunlara iyi gıda, sağlıklı gıda gözüyle bakabilir miyiz, orası düşündürücü… Kimyasalların bu kadar çok kullanıldığı bir ortam da, işin içinde bir de lezzet konusu giriyor ki, o kısmı da ayrı bir sızı…Pekala, bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Ya da ne yapabiliriz?

“İyi Gıda İçin Evlere Dönüş”, diyelim mi? Kimimiz için naif, ya da daha doğrusu, uygulanması olası olmayan bir tümce olarak yorumlanabilir.

Ancak, isterseniz önce gıda perakendeciliğine kısaca bir göz atalım.

Hazır Gıda Sektöründe tekelleşme yabancılaşma ortaya çıkmış bulunuyor

*Türkiye’de de organize gıda perakendeciliği, çok uluslu hipermarketlere sağlanan olanaklarla tekelleşmiş ve yabancılaşmış bulunuyor. Bugün gıda perakendeciliği, büyük ölçüde Carrefour, Migros, Metro ve Tesco gibi yerli ve yabancı tekellerin denetimine girmiş olduğu gözlemleniyor.

*Perakende sektörünün yabancılaşması, giderek Türkiye üretim sektörünü de olumsuz etkilemeye başladı. Bugün neredeyse yabancı tekellerin egemenliğindeki marketlerde pazarlanan ürünlerin yarısı dışarıdan gelmekte. Bu durum, üretimi aşağıya çekiyor ve işsizliği körüklüyor.

*Perakende sektöründe tüketicilerin bilgi edinme hakkı konusunda talepleri de, geri bildirimler de yeterince hızlı değil.

*Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de küçük ve orta ölçekli gıda perakendecileri yok olma sürecini yaşıyor. Sektörde bakkal sayısı hızla azalıyor, küçük esnaflar siftahsız dükkan kapatıyor. Sokak arası bakkalları can çekişiyor.

*Tekelleşen ve yabancılaşan şirketler karşısında büyük üretici firmalar bile, pazarlık ve yaptırım gücünü giderek yitiriyor. Üretici firmalar, mallarını pazarlamak için birçok bedeli, organize gıda perakendeciliği yapan tekellere ödemek zorunda.

*Sonuç olarak; paramız uluslararası tekellere gidiyor.İç üretim olumsuz olarak etkileniyor,işsizlik artıyor.

*Sağlıksız ve kalitesiz gıda tüketiyoruz

Ancak bunların yanında,sağlıksız ve kaliteli olamayan gıdaları tüketmek zorunda kaldığımız için de hastalıklarımız artıyor.

Çünkü gıdalar, işleme sürecinde de sağlık ve kalitesini kayıp ediyor.

İşleme sırasında gıdalara çok yüksek ışıl işlemler uygulanıyor.

Ürünlerin organoleptik kalitesi ve çeşitliliği de çok büyük bir kayba uğramış bulunuyor.

Organoleptik çeşitlilik tüketici tarafından halen tercih edildiği için gıda işleme sanayinde ve üretimde kimi katkı maddeleri kullanılarak bu giderilmeye çalışılıyor.

Gıdalarda raf ömrü uzatılsın ve bozulmasın amacıyla katkı maddeleri kullanılıyor.

Bu şekilde üretilen gıdaları artık uluslararası tekellerin denetimine girmiş AVM’lerden alıyor ve tüketiyoruz. Sağlıklı beslendiğimizi sanıyoruz.Üstelik bunların fiyatları da çok ucuz değil.

Büyük dev fabrika ya da merdiven altı işletmelerden işlenmiş gıdalar almak yerine, ekmeğimizi, yoğurdumuzu kendimiz yapmalıyız. Kışlık sebzemizi, salamura, turşu, makarna, soğan, patates vb. gibi birçok gıda maddesini ya mevsiminde tüketelim, ya da yapılabilecek gıdaları evimizde daha sağlıklı olarak kendimiz yapmalıyız. Bu çözüm mü, diyebilirsiniz ama, hiç yoktan iyidir. Buna kötünün iyisi demek daha doğru olur.

İşlenmiş gıdaları tüketmek yerine evlerimizde zaman ayırıp kendimiz hazırlamalıyız.

Bütün bunları dikkate alarak olası ölçülerde, çocuklarımızın ve kendimizin sağlığı için işlenmiş gıdalardan vazgeçmeli, vazgeçemiyorsak sınırlamalar getirmeli ve kalitesi bilinen gıdalar tüketmeliyiz.

Evet, “sağlıklı ve kaliteli, kısaca iyi gıda için evlere dönüş den’’ başka çaremiz yok.

SON SÖZ: ‘’ SAĞLIKLI BESLEN, SAĞLIKLI KAL..’’