Mustafa Kemal Atatürk derki:’’ Ban sporcunun Zeki, Çevik ve Ahlâklısını severim.’

Sanırım kronik vaka, Arda Turan için bu sözler bir şey ifade etmiyor.Doğru dürüst eğitim-öğretim hayatı olmayan, lise mezunu bir genç için, çokta yadırgamamak lâzım.Oysa ben nice ilkokul, ortaokul mezunu tanıdım ki; değil lise mezunu, üniversite mezununu bile, bilgisiyle, kültürü ve görgüsüyle ekarte eder.Önemli olan diploma sahibi olmak değil, adam olmak ve kendini iyi yetiştirmektir.

Yoksa biliyoruz ki;’’ Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır.’’ Nice tahsil yapmış insan boş teneke gibi, tın tın ise, nice ilkokulu ya da orta öğretimi bitirmemiş, cahil zannettiğiniz insan da, tahsillileri cebinden çıkarır.Arda Turan’da kendini geliştirmemiş, sıradan bir diploma sahibi… Oysa sporcu; centilmendir. Disiplinli ve yüksek ahlâklıdır. Geçim ehli, sevilen sayılan bir kişidir. Hazımlıdır, mütevazidir.

Ne yazık ki Arda Turan bunlardan nasibini almamış. Kibir ve gurur içinde, burnu Kaf dağında, kendini her kesten üstün gören bir zihniyete sahip. Öyle pek disiplinli birisi de değil. Daha önceki, Milli Takıma prim verilmesi konusundaki kötü sınavını henüz unutmamışken, son vukuatı, bardağı taşıran son nokta oldu. Basından ve televizyonlardan izlediniz yaptıklarını…

THY’nin, Üsküp-Trieste uçağında, önce uçağın kokpitine girmeye çalışıyor ve giremeyince THY genel müdürü Bilal Ekşi’yi arayacak kadar şımarık ve küstahça davranış içinde oluyor. Genel Müdür olumlu yanıt vermeyince, öfke içinde gazeteci Bilal Meşe’ye saldırıyor… Onu yumruklamaya çalışırken(babası yaşında bir adam) bir taraftan da ağıza alınmayacak galiz küfürler ediyor, bağırıyor, çağırıyor.

Bu arada Futbol Federasyonu Başkanına ve Fatih Terime de göndermelerde bulunmayı ihmal etmiyor.

Bir sporcuya yakışmayacak ölçüde, edep dışı, çirkin davranışlar sergiliyor. Peki neden? Bütün bunlara neden ne olabilir? Bilal Meşe, nihayetinde bir gazetecidir. Doğru ya da yanlış prim meselesini yazmış.

Yazıyı beğenmemenin yolu; saldırıp, küfür ve hakaret etmeyi gerektirmiyor. Tekzip edebilirsin ya da bir basın toplantısı düzenleyip, asılsız olduğunu iddia ettiğin hususlarda açıklama yapabilirsin. Ama sen ne yaptın Arda Turan? Hiçbir sporcuya yakışmayacak kabalık ve nobranlık içinde sokak kabadayılığı yaptın. Şimdi bu olayı hangi cepheden ele alırsak alalım, kötü bir örnek, vahim bir durum var. İyi yetişmeyen, kendini geliştiremeyen, bilgiden yoksun, kültürden yoksun, incelik nedir, nezaket nedir, insanlık, adamlık erdemleri nelerdir bilmeyen, iyi yurttaş, iyi vatandaş olmaktan nasibini almamış kırolar, hödükler çoğalıyor ne yazık ki… Sonra da şikayet ediyoruz; değerlerimiz kayboluyor, kalite seviye düşüyor diye… Niye demişler; ‘’Yarım hoca dinden, yarım Dr. candan eder’’ diye? İşte bu tip magandalar yüzünden… Şöyle ya da böyle şöhret olan, üç beş kuruş para pul sahibi olan kırodan geçilmez oldu ülke… Tüm değerlerin parayla ölçüldüğü bu düttürü dünyada, artık biz de Diyojen gibi, gündüz vakti elimize fener alıp, adam arayacağız.! Ne yazık ki o durumlara geldik. Adam hırsızlık yapıyor, alkışlanıyor. Haksız kazanç elde ediyor alkışlanıyor. Vergi kaçırıyor, kayır dışı işçi çalıştırıyor, gözü açık diye takdir ediliyor. Haksızlık, adaletsizlik yapıyor, rüşvet yiyor, ihaleye fesat karıştırıyor, plâket alıyor, bravo deniyor. Üç kağıtçılık, yalancılık, dolandırıcılık, maşallah ne istersen var, ama paralı, zengin diye baş köşeye buyur ediliyor. Allah’ım, biz nasıl bir dünyada yaşar olduk? Hangi ara? Ne zaman böyle olduk? Bunun sonu nereye varacak? Arda Turan’da böyle bir ortamda yetişmiş, 30 yaşında bir sporcu işte. Bazı yazar çizerler ve otorite bildiğimiz insanlar, bir telaş içinde; ‘’aman Arda’ya sahip çıkalım onun gibisi zor yetişir’’ pozisyonunda fikir beyan ediyor. Bırakın Allah aşkına bu tarz yaklaşımları… Bu kaçıncı vukuatı Arda’nın? Parası ve özel hayatıyla gündeme gelmekten başka ne yaptı? Dünyanın en prestijli en iyi kulübüne hasbelkader transfer oldu, onunda hakkını veremedi zaten. Takıma ya hiç giremedi, ya da biraz oynatıp çıkardılar. 90 dakika oynadığını söyleyebilir misiniz? 2015’den beri İspanya’da ama bir tek kelime İspanyolca öğrenmemiş biri. Arda neye benziyor? Hani bazı geceler, yıldız kayar ya da meteor taşı görünür. Onlar bir anda parlar ama hemen kaybolur gökyüzünde… İşte Arda’nın durumu da böyle. Ne zaman parlar? Ne zaman yok olur belli değil.!!! İstikrarı yok. Devamlılığı yok… Her şey bir anlık oluyor… Sürdürülebilir bir konumu yok. Yaşı 30 olmuş ama aklı bir karış havada. Eğitimi, kültürü yok. Kendini yetiştirme, geliştirme çabası hiç yok. Kaba saba biri olarak büyümüş, aynı şekilde de devam ediyor. Gelin size nice şirketler gösterelim; dünya çapında… Genel müdürleri 28-30 yaşında… CEO’ları 30-35 yaşında… Arda efendinin öyle bir derdi yok nasıl olsa… Böyle gelmiş, böyle gider. Atalarımız boşuna;’’Kaynat katranı olmaz şeker, cinsini s……tiğim..!!! Cinsine çeker’’ dememiş… Adamın aslı ne ki, kendi o olsun…

SON SÖZ:’’EDEBİM ELVERMEZ EDEPSİZLİK EDENE,

SUSMAK EN GÜZEL CEVAP, EDEPSİZLİK EDENE…’’ *Edep yahu*