5ocakgazetesi.com
Sokağın nabzı açıkça gösteriyor ki; porsiyonlar küçülüyor, hesaplar büyüyor ve Adanalı kendi öz lezzetine her geçen gün biraz daha yabancılaşıyor.
TABLACILARDA BİLE ADİSYON ŞOKU
Eskiden Adana sokaklarında "tablacı" kültürü, ucuzluğun ve samimiyetin adresiydi. Dükkan kirası olmayan, sadece bir mangal ve birkaç tabureden ibaret olan bu noktalarda karın doyurmak, herkesin harcıydı.
Bugün ise durum tamamen farklı. Sadece kırmızı etin değil; kömürün, lavaşın ve garnitür malzemelerinin de fahiş oranlarda zamlanması, sokaktaki fiyatları restoranlarla yarışır hale getirdi. Ayaküstü yenen tek bir dürüm ve şalgamın maliyeti bile, cebinde harçlığıyla günü kurtarmaya çalışan bir öğrencinin ya da asgari ücretlinin günlük yemek bütçesini çoktan aştı.
YARIM DÜRÜM DÖNEMİ BAŞLADI
Öğle aralarında dükkanların önünde oluşan o uzun, neşeli kuyrukların yerini artık sessizlik ve tereddüt aldı.
-
Sokağın Gerçeği: Özellikle sanayi sitelerinde ve okul çevrelerinde öğle molasına çıkan vatandaşlar, artık tam porsiyon söylemek yerine "yarım dürüm" siparişleriyle günü atlatmaya çalışıyor.
-
Daha da kötüsü, yan masadaki arkadaşına "Gel bir dürüm ısmarlayayım" demek, Adana'nın o meşhur bonkörlüğünden çıkıp ciddi bir ekonomik yüke dönüştü. Eskiden masaya oturan herkesin önüne sorgusuz sualsiz konulan o bol çeşitli ezmeler, yeşillikler ve soğan salataları bile artık esnaf tarafından porsiyonlanarak, daha çekingen bir şekilde servis ediliyor.
BİR KÜLTÜR SESSİZCE ERİYOR
Adana'da kebap sadece karın doyurmak değil, sosyalleşmektir. Ancak mevcut ekonomik tablo, bu sosyalleşme ritüelini yavaş yavaş bitiriyor. Sokağın ortasında, mangalın dumanına karışarak yenen o uygun fiyatlı dürüm, Adanalının son kalesiydi. Şimdi o kale de düşmüş durumda.
Maliyetlerin bu hızla artmaya devam etmesi halinde, sokak lezzetleri kültürünün tamamen "turistik" bir aktiviteye dönüşmesi ve Adanalının kendi memleketinde kebaba sadece vitrinden bakacağı günlerin gelmesi işten bile değil.




