61 yıl önce 27 Mayıs 1960’da Orgenarel Cemal Gürsel’in liderliğindeki Milli Birlik Komitesinin emri ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Demokrat Partinin dikta idaresine son verdi. Yapılan yeni anayasa zamanın en demokratik anayasalarından biri idi. Demokrasinin en önemli temellerinde olan ‘’Kuvvetler Ayrılığı’’ prensibi çok önemli ve güçlü esaslara bağlanmıştı.

Cemal Gürsel İzmir’de olaydan habersizken işin başına geçirildi. Hakim olan kişi Albay Alpaslan Türkeş idi. Fakat bir süre sonra aralarında anlaşmazlık başladı ve 14 kişi yurt dışına gönderildi. Tabi bunların başında Türkeş vardı.

Demokrat Parti 1950 yılında büyük farkla seçimi kazanmış ve iktidar olmuştu. 1954 seçimlerinde farkı daha da artırmış ve rahat hareket eder olmuştu. Bunda Amerikan Marshall yardımının büyük payı var. Bu sayede çiftçi hem fazla ürün almış ve hem de kalitesi yüksek olan bu üründen büyük para kazanmıştı. Tarımdaki bu zenginlik Hacı Ağa tiplerinin de görünmesine neden oldu.

Ayrıca büyük şehirler dışında elektriği olmayan bir ülke iken yapılan barajlarla bu açık nispeten doldurulmuştu.

1957 seçimlerinde ortam çok gergindi. Çünkü Marshall yardımı kesilmiş paraya ihtiyaç vardı. Amerika bu konuda sırt çevirince Demokrat Parti bu parayı Rusya’dan istemek zorunda kaldı.

Bu ihtilalin oluşmasında Rusya meselesi ön planda. İşi Amerikalılar istemiş ve İngilizler gerçekleştirmiştir.

Demokrat Parti bu sıkıntı içinde bölünmüş ve Hürriyet Partisi Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu başkanlığında kurulmuştur. Ayrıca bir meclis grubu toplantısında bakanlar kürsüye çağrılıp teker teker istifa ettirilmiştir ama Adana Menderes kendisi için itimat oyu istemiş ve ‘’sizler isterseniz hilafeti bile getirirsiniz’’ sözünü etme gafletinde bulunmuştur.

Öte yandan İnönü Kayseri, Topkapı, Uşak’ta engellenmiş ve kürsüden ‘’Ben bile sizi kurtaramam’’ demiştir.

Çünkü Demokrat Parti tahkikat komisyonları, Vatan Cepheleri gibi yanlış işlere girişmiştir. Adnan Menderes’in istifasına da Cumhurbaşkanı Celal Bayar ‘’nehir geçilirken at değiştirilmez’’ sözü ile karşı çıkmış ve istifasını durdurmuştur. İstifa etseydi ya da seçime gitseydi bu işler başına gelmezdi.

Demokrat Partililerin yargılanması tam bir hukuk faciası. İstanbul Barosunun ‘’Hiçbir avukat bunların vekili olmayacaktır’’ kararı son derece yanlış. Salim Başoğlu’nun mahkeme başkanlığı kabalık ve hatalarla dolu. Kendisine bir tutuklunun, ‘’bu toplantıda ben olmadığım halde suçlu görünüyorum’’ sözüne verdiği şu cevap ne türbir kişi olduğunun kanıtı;‘’Onu bana değil, sizi buraya tıkan kuvvete sor. Üstelik toplantıda olsaydın sen de bu karar evet derdin’’.

Ayrıca Namık Gedik’in intihar mı ettiği, yoksa binadan aşağı atıldığı mı sorusu halen cevaplanmış değil.

Mahkeme, bir ihtilal mahkemesi gibi idi. Alkışlar, yuhalamalar salonu inletiyordu.

Çok sayıda insana idam cezası verildi. Milli Birlik Komitesi bunu üçe indirdi. Komitenin üyelerinden Suphi Gürsoytrak yakın akrabam. Niye idam verdiniz dediğimde, bana şunları söylemişti: ‘’Ne Genel Kurmay Başkanının ne de Cumhurbaşkanının sözü artık geçmiyor. Duruma hakim olan Talat Aydemir. Eğer bu üç kişiyi idam etmezseniz, bütün idamlıkları ben öldürürüm.’’ demiş.

Adnan Menderes intihar teşebbüsünden ötürü idamı daha geç yapıldı ve bütün alışkanlıkların tersine gündüz infaz edildi. İşin içyüzü böyle.

Kenan Evren’in yaptığı 1980 darbesinde Milli Birlik Komitesi mensupları, ki tabi senatörlerdi tamamen kaldırıldı ve bu komite tarihe gömüldü.