Bu yazının ilk bölümünde;

Yaylalarımızdaki yeşilliklerin yok edilişi ile denizlerimizin pervasızca kirletilmesinden söz ederek, insanımızın ve Belediyelerimizin bu husustaki ihmalleri ile kusurlarından söz ederek “Sularımız da tehlikede” demiştik.

Şimdi bakıyorum da, yaylalara giden dostlar, arabalarına bidon bidon su koyuyorlar.

Yani kentten yazıya “İçme Suyu” götürüyorlar.

Benim Mehmet adını taşıyan iki Amcaoğlu var. Birininki Mehmet Turgut, diğerininki sade Mehmet.

Biz de onları ayırmak için “Turgut Mehmet” ya da “Sade Mehmet” derdik.

Turgut Mehmet bu hitabımıza ses çıkarmasa da, sade Mehmet biraz keyifsizlenirdi.

Nitekim bir gün açıldı;

“Arkadaşlar, ben bu “Sade Mehmet” lafına bozuluyorum. Lütfen bundan sonra bana ‘Hakiki Mehmet deyin” deyivermişti.

İşte Söğütlü Yaylası’nda güzel bir evi olan “Hakiki Mehmet” anlatıyor;

“Arkadaş, birkaç yıl önce, buralardan geçerken ağaçların arasında evleri arardık. Şimdi ise evler ağaçları örtüyor. Bir kaç on yıl sonrasında binalardan ağaçları göremeyeceğiz”

Efendim; eskiden insanlarda bir, ağaç, orman sevgisi vardı.

Hatırlarım, toplu yürüyüşlerimizde ellerimize birer bidon alıp, bazı özel ağaları sulardık, yayla ormanlarında.

Birde denizlerimize çok kötü davranışımıza üzülüyorum.

Doğrusunu söylemek gerekiyorsa sahillerin bu kadar hızlı bir biçimde, böylesine kötü betonlaşacağını rüyamda görsem inanmazdım.

Çünki, Türkiye kendisinden evvel bu hatayı işleyerek sahillerini kaybeden ülkeleri gördü.

Onları kötü birer örnek olarak ele alması gerekirdi. Ama ülkem insanı öyle yapmadı.

Belediye başkanlarım beni bağışlasınlar.

Bilhassa belediyelerin, adam kayırma ve rant peşinde koşmaları yüzünden sahillerimizi süratle kaybediyoruz.

Aslında büyük çaba ve masraflarla eskiye dönmekte olası.

Ama bu günkü kafa yapımızla bu mümkün değil.

Zira bu doğal yapıyı bozanlar henüz iş başında.

“Biz yaptık” diyerek hatalarını düzeltirler mi?

Hatta bırakın böyle bir düzeltmeyi, yeni yılın başında yapılacak “Mahalli İdareler Seçimleri” dolayısıyla “İktidar yeni yılın başında elden gidebilir, o yüzden seçim ve geleceğimize yatırım yapmalıyız” telaşıyla, daha kötü bir yapılaşmaya gitmelerinden korkarım.

Politikacıları bilmem ama” seçmen” İmar İzinlerini belediyelerin, gelir kaynağı olarak gören dönemlerini bir gün mutlaka bitirmeli.

Yoksa Orman, yayla, Deniz gibi güzelliklerden, kendisine düşen pay kalmayacak.