Hasta oduğu için kongremize katılamayan en yakın arkadaşım, kardeşim ve mesleğimize büyük katkıları olan Demir Başar, Türk Oftalmojisine çok şeyler kazandırmış önceki genel başkanlar: Erol Turaçlı, Sunay Duman, Berati Hasan Resioğlu, Nevbahar Tamçelik, Süleyman Kaynak, Bora Eldem, Reha Ersöz ve şahsım adına sizleri mahabbetle selamlarım.
44 üye ile 1928’de kurulan TOD 90 yaşında, benimle hemen hemen yaşıt. Oftalmolojideki yaşımsa 64.
İlk ulusal kongre, 1955’te Cerrahpaşa Hastanesinde, 60 kadar göz hekimi ile toplanmıştı. Ülkedeki gözcü sayısıda 250’den biraz fazla idi. 1976’ya kadar 2 yılda bir yapılan kongreler, daha sonra her sene yapılır oldu.
64 yıl içinde oftalmoloji dünyamızda çok şeyler gördüm ve yaşadım. Eriştiğimiz düzeyi, en iyi değerlendireceklerden biriyim.
Bugün TOD, 4500 üyesi, 8 şubesi, çok sayıdaki birimleri ile ve etkinlikleri ile en güçlü ve başarılı tıp derneğimiz. Tüm hizmeti geçenleri, şükran ve minnetle anıyorum.
TOD verdiği asistan-uzmanlık sonrası ve eğiticilerinde eğitildiği eğitimle, dünyadaki tek örnek. TOD bugün, bir bilim akedemisi hüviyetine kavuşmuş halde. İstanbul ve Bursa’dan sonra Ankara ve İzmir’inde bu eğitime başlayacak olması, sevindirici.
Kongreye katılım 2500’ün üzerinde. Bu kongremizin, uluslararası bir kongreye dönüşünün de bir habercisi, göstergesi.
Yarınımız olan genç meslektaşlarımıza gösterilen ilgi, yardım ve destek her türlü övgünün üstünde.
Genç meslektaşlarım ! Kutsal ve onurlu mesleğinizin değerini bilin ve bunu titizlikle, özenle koruyun. Deontolojiden, tıbbi etikten asla ödün vermeyin.
Ne yazık ki, günümüzde hekimler de, öğretim üyeleri de büyük ölçüde itibar yitirdiler. Dilerim bu karanlık günler fazla sürmez ve layık olduğumuz itibara yeniden kavuşuruz.
Evrende herşey bir bütünün parçası. Her biri, diğerinin nedeni ya da sonucu. Hepside, tek olanyüce yaratıcının bir yansıması. Yüce yaratanın en şerefli ve üstün yaratığı da, akılla donattığı biz insanlar. Dünyada bilemediğimiz bir süreliğine konuk olduğumuz bir konaklama hanı. Ömür kısa ve sınırlı olduğu için, çok değerli.
Yaşam; sürekli, acımasız bir mücadele, zor sınavlar ve savaşlar. Silahlarımız ise aklımız, bilgimiz, irademiz, çalışkanlığımız, cesaretimiz, sabrımız, ümidimiz, çevremiz biraz da şansımız.
Yaşamdan beklenilenler ise; güç, sevilme, sayılma, beğenilme, başarı, varlık ve de mutluluk. Ölümden sonrada, iyi bir isim, yararlı iş ve eser bırakmak, hayırla yad edilmek.
Bu konulara değinen Gönülden Sesler adlı son şiir kitabımdan bazı dizeler
Herkes kurmuş bir dünya
Girip, içinde yaşar
Kimi yaşarken ölür
Kimi ölünce yaşar
Bir yolculuktur yaşam
Sonu ölümle biten
Eserdir düşüncedir
Kalıpta devam eden
İkinci bir ölümdür
Ölünce unutulmak
Kurtuluşun yoludur
Kamil bir insan olmak
Ulu, büyük kişiler
Çok, ama çok sevilir
Öldükleri zamanda
Gönüllere gömülür
Yaşam umutla sürer
Umutla yaşar insan
Umutlar olmasaydı
Nasıl yaşardı insan
Yitirme ümidini
Gam, keder, çile geçer
Ümidini güçlü tut
Bahtsızlığın da biter.
Sabır, çalışma, umut
Başarı anahtarı
İnsanoğlu sabırla
Yenmiş sıkıntıları
Vardır binlerce sanat
Hepsi de çok önemli
Yaşama sanatıdır
Bence en mükemmeli
Teslim olur korkaklar
Yaşam boyu kadere
Cesur olanlar ise
Hükmeder kaderine
Kötüdür dil yarası
Kılıç yarasından da
Dikkatli olmalısın
Konuşma sırasında
Ağızdan çıkan sözler
Geri dönmeyen oktur
Uğraşsan da ne kadar
Telafisi pek yoktur
Akıllı çok konuşmaz
Düşünür, öyle söyler
Çok konuşan cahiller
Bildiğini zanneder
Şunları da unutmamalı;
Bencilliğin, tutkuların esiri olmamalı. Çünkü tutkularına yenik düşenler, deniz suyu içmiş gibidir. İçtikçe, daha da artar susuzlukları. Kaldı ki, hırs atına binenler, benlik merdivenlerini tırmananlar günün birinde mutlaka düşeceklerdir.
16 salonda gerçekleşecek, zengin programlı kongremize başarılar diler, emeği geçenlere şükranlarını sunarım.
Hepinizi en içten dıygularla kucaklar, sizlere sağlıklı, başarılı mutlu bir meslek hayatı ve de ömürler dilerim.