Ülkeler gelişmek, zenginleşmek, kalkınmak ve refaha ulaşmak için ekonomilerini büyütmek zorundadır. İnsanlara aş, iş ve refah sağlamanın başka bir yolu yoktur. Özellikle gerek doğum yoluyla ve gerekse dış göçlerle nüfusu hızlı artış gösteren ülkelerde, ekonominin büyümesi hayati derecede önemlidir. Türkiye’de doğum hızı son yıllarda düşmekle birlikte yıllık doğan çocuk sayısı yaklaşık 800 bin civarındadır. Doğum yoluyla artan nüfusa, Suriye, Orta Asya Cumhuriyetleri, Afrika ve son olarak Afganistan’dan gelen göçmenler eklenmektedir. Böyle bir nüfus artışının sorunsuz bir şekilde topluma uyum sağlaması için insanlara iş bulunması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Aksi takdirde toplumun huzuru kaçmaya başlar. Bu gerçeğin ışığında Türkiye’nin ekonomik büyümesi her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

Ülkelerin ekonomik sorunlarını çözmek için büyüme yeterli midir? Bu soruya doyurucu cevap vermek için ekonominin nasıl büyüdüğüne bakmak gerekmektedir. Şayet ekonomi, kamunun cari harcamaları ve bireylerin tüketimindeki artış yoluyla büyüyor ise ülkenin refahına katkısı son derce sınırlı kalmaktadır. Üstelik böyle bir büyümenin devletin ve vatandaşların borçlarında artışa neden olma gibi olumsuz bir durum yarattığı gözlenmektedir. Ülkemizdeki son yıllarda yaşanan ekonomik büyüme ne yazık ki kamunun cari harcamalarındaki artışla, bireylerin tüketim giderlerindeki yükselmeden kaynaklanmaktadır. Bunun sonucunda hem bireylerin hem de devletimizin borçlarının hızlı bir şekilde yükseldiği bir gerçektir.

Ekonomik büyüme; istihdam yaratan, ihracat potansiyeli olan ileri teknoloji barındıran mal ve hizmetlerin üretilmesi sonucu meydana gelmiş ise tablo bambaşka bir hal almaktadır. Üretim artışıyla birlikte istihdam artmakta, işsizlik azalmakta, bireylerin ve devletin gelirleri yükselmekte, ihracat yoluyla döviz mevcudiyeti bollaşmaktadır. Enflasyonun, faizlerin ve döviz kurlarının ülke refahına hizmet edecek seviyelere kadar gerilediği görülmektedir. Gelişmiş diye sınıflandırılan ülkeler bu şekildeki bir ekonomik büyümeyi yakalamışlardır. İdeal olan ülkemizin de böyle bir ekonomik büyümeyi gerçekleştirmesidir.

Bunu sağlamanın yolu demokrasi ve hukukunu Avrupa Birliği normlarına yükseltmek, insanlarını yüksek teknolojiyi kullanabilir, dünya ölçeğinde geçerli mesleği olan, en az bir yabancı dili konuşabilecek şekilde eğitmekten geçmektedir. Değinilen alt yapının üzerine yerli ve yabancıların yatırımlarını teşvik eden uygulamaların hayata geçirilmesi halinde söz konusu büyümenin hızlı bir şekilde gerçekleşeceği görülecektir.

Saygılarımla,