Türkiye’nin son beş yıldır dış ilişkileri gergin, zikzaklar çizen, kısa vadeli çıkarları hedefleyen, iktidardaki partinin ideolojisinin etkisinde kalan bir görüntü sergilemektedir. Cumhuriyetin dış politikasının temeli olan “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi terk edilerek, yakın ve uzak diyarlarda söz sahibi olmak, oyun kurucu rolünü üstlenmek üzere harekete geçilmiştir. Suriye, Libya, doğu Akdeniz, Karabağ, Mısır ve Afganistan meseleleri dış politika değişikliğinin en belirgin örnekleridir. Olaylara Mısır ekseninde olduğu gibi ideolojik bir bakışın da var olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kulağa hoş gelen, milli duygularımızı da okşayan bu durum gerçekçi, sürdürülebilir, uzun vadede ülkemizin yararına olan bir politika mıdır? Ülkemizin ekonomisine etkileri nelerdir?
Yukarıda saydığım sahalarda dünyanın başat ülkeleri olan A.B.D, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’in önemli çıkarlarının olduğu, aralarına Türkiye’nin girmesini istemedikleri gün gibi ortadadır. Türkiye sözü edilen coğrafyalara adeta “davetsiz misafir” gibi girmeye çalışmaktadır. Sahanın hakimleri, ekonomisi büyük ölçüde “sıcak para” girişine bağlı hale gelen davetsiz misafire ders vermek üzere kontrolleri altındaki fonları ülkemizden çıkması yönünde harekete geçirmişlerdir. Buna bağlı olarak döviz kurları, faizler ve enflasyon hızlı bir yükseliş trendine girmiştir. Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların temelinde bunun yattığı inkar edilemez bir gerçektir.
Olay bununla da sınırlı kalmamış, rekabete girdiğimiz çevreler ürettiğimiz malların satışını engellemek üzere Mısır örneğinde olduğu gibi “tarife dışı” engeller çıkarmışlardır. Turizm gelirlerini düşürecek seyahat kısıtlamaları, uyarılar ve olumsuz propagandalar olağan hale gelmiştir. Ülkemize doğrudan yatırım yapmayı planlayan şirketleri çeşitli kararlarından vaz geçirmişlerdir. Yine, yakın zamanda tam üyelik görüşmelerine başladığımız Avrupa Birliği ile en büyük müttefik sandığımız A.B.D, Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulamayı tartışır hale gelmiştir
Böyle bir ortamda, ekonomisi sıcak para girişine bağlı, sürekli borçlanan, üretimi adeta terk etmiş, ithalata ile yaşamaya çalışan Türkiye’nin, dış politikadaki söz konusu değişikliği sürdürebilmesi mümkün değildir. Değinilen alanlardaki askeri ve siyasi çalışmalar için harcanan paraları ekonominin artık kaldıramadığı ortaya çıkmıştır. Bunlara ilaveten anılan bölgelerden aldığı dış göç, ekonomisine, iç huzuruna tehdit olmaya başlamıştır. Bu gerçekleri gören siyasi iktidarın uygulamaya çalıştığı dış politikadan geri dönüş sinyalleri verdiği izlenmektedir. B.A.E, Mısır ve İsrail ile görüşmelere başlandığı bilgisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. İ.M.F ile sıcak ilişkilere girileceği sinyalleri verilmektedir. Böyle bir politika değişikliği ilk etapta oldukça şaşırtıcıdır. Neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle ne kadar eleştirilse haklıdır. Politik anlamda tutarsızlık şeklinde algılansa da ülkemiz için yararlıdır. Hatanın neresinden dönülür ise kardır sözüne uygundur.
Saygılarımla,