"İnsanlar neden kavga eder?" ‘’Neden birbirine tahammül edemezler?’’ sorusunu eminim benden başka, dünya var olduğundan bu zamana kadar geçen sürede milyonlarca insan düşünmüştür. İnsanlar neden kavga eder, neden anlaşamaz, neden ayrılırlar? Bu sorunun yanıtı aynı olsa da sorun, her zaman kişiden kişiye göre farklılıklar gösterir.
Bana göre insanların kavga etmelerinin en büyük nedeni; iletişimsizliktir. İnsanlar anlaşılmadıkları, anlatamadıkları ve hazmedemedikleri şeyler yüzünden kavga ederler. Bunların yanı sıra doğuştan sinirli olanlar, aşırı kıskançlar ve psikopatlar da vardır elbette. Bir de hiç kavga etmeyen hayatlarını sakinliğe adamış insanlarda vardır. İşte bunlar benim pek hoşuma gidiyor ki kavga gürültüden bağırılmaktan ve sesten pek haz etmeyenlerdenim. İnsanlar karşılarındaki insanı kendileri gibi görmediği sürece, kavga etmeye devam ederler. Karşılarında ki insana saygı duymadıkça kavga ederler. Sevgide büyük bir parça, elbetteki ama kavga etmek yerine sevmek daha bir anlamlı olsa gerek. Bir sosyal mesaj vermek değil amacım ama insanlar kavga etmemeli.
İnsanlar, genelde birbirlerini iyi tanımadığı zaman kavga ederler, bu bazen sözlü sataşma şeklinde başlayıp bittiği gibi, bazen de hiç arzu edilmeyen yumruklaşma şekline de dönüşebiliyor.
Birbirlerini tanıyıp, aralarında bir duygudaşlık (kişinin, başka insanların duygularını ve bakış açılarını fark etmesi bu konuda duyarlı olması, onların kaygılarıyla yargılamadan samimi olarak ilgilenmesi) oluştuğu zaman, dostlukları daim oluyor. Bir daha münakaşa ve kavga etmekten kaçınıyorlar.
Kavga; kişilerin beyinleri arasındaki iletişimde yaşanan kopukluk, yanlış anlama, ters bir hareket gibi çok çeşitli nedenlerden patlak veren bir olaydır, bir başka deyişle kavga, beyinler çatışmasıdır, çünkü herkesin beyni aynı yapıya sahip olmadığını biliyoruz.
Beynimizin iki kısımdan oluştuğunu, desteklediğimiz ve hoşumuza giden fikirler beynimizin bir noktası olduğu gibi, hoşumuza gitmeyen desteklemediğimiz fikirler beynimizin diğer kısmını oluşturuyor.Eğer beynimizin iki kısmına birden hükmedebilirsek ve onların çatışmasını engellersek, bizler aramızda kavga çıkmasını senelerce bekleyebiliriz…
Neden Kavga Çıkıyor?
Tartışmayı bilmeyenlerin nihayetinde düştükleri bir durum olduğu gibi, akıl yoksunluğunu, bedensel kuvvetle kapatmaya çalışılan bir davranış biçimi gibi de algılayabiliriz..
Bir kavga patlak verdiğinde, kişiler içgüdüsel olarak baskın taraf olmaya çalışırlar, konuşmayı beceremeyenler, münakaşa esnasında yüksek ses çıkararak, haksız olsa bile sanki haklılığını ispat etmeye ve baskın olmaya çalışırlar, hatta kaba kuvvet kullanmalarına bile neden olabilir.
Kavga sırasında karşıdakini susturabilmek, ya da haksız duruma düşürebilmek için karşı tarafın açıklarını, ayıplarını, geçmişte yaşanan olumsuzlukları ve gizli kırgınlıkları ortaya atılabiliyor, bu da dostlukların zedelenmesine, hatta bitmesinde neden oluyor.
Bir kavga bittikten sonra, taraflar çoğu zaman birbirleriyle konuşmazlar, iletişim tamamen ya da kısmen kopabiliyor. Çoğu zaman bir kavgadan sonra yara alan iletişim, bir daha asla düzelmez ve öyle kalır düşüncesi hâkimdir, eğer taraflar sakin kişilerse, bazen oturup konuşmayı ve aradaki iletişim kopukluğunu gidermeyi denerler, bunda da başarılı olurlar.
Sanırım hayatı ve olayları algılama biçimi ile ilgili, özellikle özgüven eksikliği,dışlanmışlık,sevgisizlik gibi duygularda sıkıntı olduğunda,sürekli bir savunu şeklinde bir davranış biçimi ön plana çıkıyor.Savunma normalde bir saldırı var ise ortaya çıkması gereken bir durumdur.Kişinin kendi iç kargaşasının dışa vurumu da kavgayı tahrik eder. Şimdi bura da görev düşen kurumlar var.
Tıp alanında tüm branşların dernekleri vardır. Ortopedi, Genel Cerrahi, Dahiliye, Jinekoloji, Diş Tabibi, Adli Tıp, Oftalmoloji, vb. gibi aklınıza gelen tüm branşların… Ülkenin karşıya karşıya olduğu kendi branşlarıyla ilgili sorunlarında, fikir beyan eder, yol gösterirler. Çözüm önerileri sunarlar. Hem mesleki, hem toplumsal, hem de sosyal alanlarda çalışmalar yapar, proje üretirler.
Son yıllarda ülkenin genel tablosuna bakmak isterseniz çok detaylı araştırma yapmanıza gerek de yoktur. Gazetelerin 3. sayfalarını okuduğunuzda her şeyi orada görürsünüz. İnsanların nasıl saldırganlaştığını, nasıl tahammülsüz olduğunu, hemen kavgaya tutuştuğunu, sabır, anlayış, hoş görü gibi kavramların nasıl yok olduğunu… Agresif bir toplum olduk. Egolarımızın ve isteklerimizin esiri olduk adeta… Hep; BEN, BEN, BEN der olduk. Bizi unuttuk..
Cinayet, kaza, intihar, saldırı, her türlü olumsuzluklar.Anlaşılmaz ruh hali…
*Kendisini tedavi eden ya da tedavi beklediği hekime, sağlık personeline saldırı…
*Öğretmene saldırı…Öğrenci velisinin öğretmenlere şiddeti…
*Yolda yürüyen insanlara rastgele ateş açma, bıçakla saldırma…Tanımadığı insanlara kötü muamele…
*Yol verdin vermedin kavgaları…Yazmakla bitmeyecek şiddet haberleri…
*Tanımadığı insanların araçlarına, mallarına zarar verme halleri…Varlık ve varsıllık düşmanlığı…
*İnanılmaz çevre düşmanlığı. Ağaç kesmede katliama varan boyut…Çevreyi kirletme de aymazlık…
*Hayvanlara eziyet, işkence, taciz, saldırganlık durumları…
*Bu saldırgan ruh halini anlamakta zorlanmakta insan. Giderek kötüleşen ekonomi , geçinmekte zorlanma…
*Marketin içine girince, etiketlerin son hali, zamlar ve verdiği sıkıntı… Çarşı pazarda fiyatların katlanması…
*Maaşların yerinde sayması…Her türlü fişleme …Trafik cezalarına, harçlara katmerli zamlar…
*Gergin, sıkıntılı , otistik, asosyal bir topluma gidiş hali…
*Psikiyatrı polikliniklerinde hasta artışı…Toplumun yarıdan fazlasının depresyon ilacı kullandığı bir döneme girmemiz...
*Ağrıyı kesen ama kafa yapan ilaçların kullanım artışı… Sessiz ve uzaktan seyreden bir grup…
Toplumun bu kadar sıkıntılı durumunda acaba diyorum, Psikiyatri dernekleri ne yapar?
Neden televizyonlarda, basında konuşmaz… Bu kadar sessizlik neden?
Yoksa onlarda mı depresyon da…???
SON SÖZ: ‘’ EL DELİYE, BİZ AKILLIYA HASRET KALDIK.’’