Gerçekten Suudi Arabistan’da neler oluyor?

Suudi Kralı Selman Bin Abdülazizin oğlu 1985 doğumlu Veliaht Prens Muhammed Bin Selman Başbakan ve ülkenin en güçlü adamı konumunda.

Son günlerde bir takım kararlar aldığı yazılıp çiziliyor.

Bu kararlar arasında en göze çarpanlar;

Kadınların çarşaf giymesi yasaklanmış ki zaten kısa bir süre önce Suudili bir kadın dünya güzellik yarışmasına katılmıştı. Bu katılım kadın kıyafeti konusunda en önemli bir gösterge idi.

Daha ne kararlar alınmış? Kadınların serbest dolaşımı sağlanmış vesaire.

89 yaşındaki babasının yerine 2015 yılında görevi devralan Selman, aslında söylediği sözlerle bugün basına yansıyan kararlarının işaretini daha önce de vermişti.

Neler söylemişti?

“Dünyada tüm dinlere, geleneklere, halklara açık olan ılımlı İslâm’a geri dönüyoruz. Suudi halkının yüzde yetmişi otuz yaşın altında… Normal bir hayat yaşamak istiyoruz… Bunu bir meydan okuma olarak düşünmüyorum… Hoşgörülü, ılımlı ve doğru değerleri temsil ettiğimiz için konunun anlamı vardır ve gerçek de bizimledir.”  Aslında Selman diyor ki, Şeriat Kanunları ile idare edilmekten vazgeçeceğiz.

Daha sonra söylediği iddia edilen sözler de şunlardır:

“Ben Suudi Arabistan’ın Atatürk’ü olacağım. Laiklik bu ülkenin düzeni olacak, ama bugün ama yarın.”

İşte son sözler eğer basına doğru yansımış ise işin temel noktasıdır.

Bu sözler ülkemizde birilerini rahatsız etmişe benziyor ama bu konu üzerinde durmaya gerek bile yok. Mekke ve Medine gitti diyen bile var ama önemli değil.

Biz işin temel noktaları ile meşgul olalım…

Bir kere daha yakın zamanda ülkemizi ziyaret eden Suudi yetkilinin Anıtkabir’e gitmemesini unutmamış iken bugün Atatürk olmak istemek biraz garip değil mi?

Elbette böyle bir söz çok güzeldir. Ancak doğruluğu ve içeriği konusunda temkinli yaklaşmak gerektir diye düşünüyorum. Daha birkaç ay önce iki takımımızın Atatürk resimli kıyafet ile sahaya çıkmasına itiraz eden ve büyük bir olaya neden olan ülkenin yöneticisinin bugün Atatürk gibi olmaya karar vermesi bana biraz garip göründü.

Bu işin bir yönü.

Suudi  Arabistan’da alınan karar ve yapılan uygulamaların başka yönleri de olsa gerek. Öyle yok petrol şu kadar zamanda bitecek onun için hazırlık yapılıyor falan gibi yorumlar bu ülkede olanları bana göre hiç karşılamıyor. Yanı başlarında soydaşları aylardan beri katledilirken dünya çapında müzik şölenleri düzenleyen Arabistan’da iddia edilen kararların alınması çok ilginç değil mi?

Evet Suudi Arabistan’da  bir şeyler oluyor ama kendi iç dinamikleri ile mi oluyor, bu  duruma karar verebilmek için biraz beklemek gerektir diye düşünüyorum. Spora yaptıkları yatırım aklın alabileceğinden çok fazla. Bu konuyu da  değerlendirmenin içerisine katmak gerektir.

İşin bir başka yönü de var. Atatürk gibi olmak konusu harika bir konudur. Eğer doğru ise Selman’ın bu sözleri başta ülkemiz olmak üzere diğer ülkelere örnek oluşturacak bir sözdür.

Atatürk gibi olmak güzel de öyle olmanın çok temel özellikleri vardır.

Bu özelliklerin en önemlisi eğitime verilen değerdir. İçinde bulunduğumuz Mart ayının üçünde ve 1924 yılında, yani Cumhuriyetimizin kuruluşundan sadece dört ay sonra Tevhid-i Tedrisat dediğimiz temel eğitim kararlarını almak bir ülke için en önemli konu olmalıdır. Nedir bu Tevhid-i Tedrisat? Adı üzerinde Eğitim Birliği! Bakmayın siz, 3 Mart 1924’de alınan temel karalarda Halifeliğin kaldırılışını sadece gündemde tutmaya çalışanlara. O kararların asıl konusu Eğitim ve eğitimde tekliktir. Yoksa Halifelik zaten çoktan işlevini kaybetmiş ve içi boşalmış bir duruma gelmişti.

Selman, ülkesi için Atatürk gibi olacak ve Laikliği ülkesine getirecek ise bundan bir Türk olarak çok mutlu oluruz. Ancak, kendileri de Atatürk gibi olmaktan bir Arap olarak çok mutlu olmak istiyorlar ise mutlaka genç nesillerine eğitim için olağanüstü gayret sarf etmeleri gerekmektedir. Yoksa diğer yapılanlar çabuk unutulur ve gelip geçicidir.