Anlamamız gerekiyor. Cevap ve çözüm bulabilmek için önce anlamamız gerekiyor. Aşağıdaki notların hepsi aslında birer sorudur. Yanlış ve eksik olabilir. Amacım bunlara sizin yanıt vermeniz değil. Amaç ne söylesek bir eksik kalacağını bilsek de kendi değerlendirmeleriniz, yorum ve tespitlerinizle kocaman bir resmi olabildiğince netleştirmeye çalışmaktır.
*Ülkenin değerleri ve hedefleri bir diğerinden bütünüyle farklılaşmış hatta çelişen kabaca %30’a %70 oranıyla bölünmüş bir yapısı var.
*Bu seçimlerde bu kitleye “her ne veriyorlarsa daha fazlasını ben veriyorum” demenin pek de bir anlamı olmadığı ortaya çıktı. Çünkü patron onlara zaten vermekteydi. Eldeki bir kuş daldaki on kuştan daha değerlidir!
*%70 değişimi reddederken yapılacak değişim ve değiştirmeyi bütünüyle ve inanarak “kişiye” havale etmiş.
*%70’e bugün için konuşma, ikna ve doğruyu gösterme yöntemleri ile ulaşma olanağı yok görünüyor. %70’le duruşlarını bir kez daha doğrulamaları bu kitleyi daha da sıkılaştıracak ve erişilmeyi güçleştirecektir.
*%70’i ancak sosyolojik analizle anlayabilir, açıklayabiliriz. Yeni bir politika belirlenebilmesi için bunun çok ciddi biçimde yapılması gerekir.
*Bu değişim %30 için radikal ve travma yaratacak yani rejim değişikliği anlamına gelmektedir.
*T.C’nin rejim değişikliği 100. Yılına erişemeden gerçekleştirilecektir. Bildiğimiz kurumları ve işleyişleri bütünüyle değiştirilmek istenecektir. Bunun kolay olmayacağı ve başarı olasılığının düşük olduğu açıktır. Çok ciddi yönetim sorunları yaşanacağı şimdiden öngörülebilir. Maceralara ve bir o kadar da tehlikelere açık bir yönetim sorunlarını içeride kuracağı baskı yönetimi ile gölgelemeye çalışabilecektir.
*Yeni yapı, kurum ve işleyişin oluşturulması kolay olmayacaktır. Çok ciddi bir kadro sorunu vardır. İşin kötüsü var olan bazı kurumların korunacak savunulacak hali de kalmamıştır.
*%30, “demokratik parlamenter sitem” demenin ötesinde bir yönetim modelini ortaya koymalıdır.
*Hiç kimse MHP’nin aldığı sonucu öngörememiş ve gözden kaçırmıştır.
*MHP sadık bir ortak olarak görevini yapmıştır (AKP %42 + MHP %11 = %53 Erdoğan). Karşılığında uzun yıllardır iktidar nimetlerine susamış kadrolarına yerler bulunacaktır. Son açıklamada “halkımız iktidarı denetleme görevini bize vermiştir” diyerek koalisyon içindeki denetleyici, kontrol edici (tehdit edici de denilebilir) konumuna da açıklık getirmiştir. Esas konu ise Kürt sorunu ile ilgili herhangi bir çözüm girişiminin önünde en büyük engel olacaktır.
*Sermayenin, AB’nin ve ABD’nin sessiz desteği göz ardı edilmemeli. Koşullar hemen bütün istediklerini yaptırmalarına çok uygun.
* CHP’nin her şeye karşın yükseltilen örgüt enerjisinin korunmasının sağlanması gerekir.
*CHP’ye yönetim biçimi ve yöneticileri konusunda akıl verilmesinden yana değilim. Bu konuyu iç işleri olarak görmekteyim. Ancak hepimize karşı sorumlu olduğundan hareketle birkaç noktayı belirtebilirim. %22-25 aralığındaki potansiyeli değerli bir kritik kütleye dönüştürülmenin yolları düşünülmelidir. Bu bağlamda HDP tutukluğundan kurtulunması ve kendi dışındaki aydın, düşünen, dış dünyayı yakından izleyen, laik kesimle endişesiz bir ilişkinin kurulması (kapılarını “bizlere” de açmasının modellerini geliştirmesi) önemli görünmektedir. Kendi sağından CHP’ye bir yarar gelemeyeceğinin bu güne kadar izlenen politikalardan anlaşılmış olması gerekir. Örneğin İYİPartini CHP sağından oy aldığı söylenebilir.
*Yetmeyecekse de CHP’nin her alanda örgütlü yapılarla ilişki kurulması ve onların muhalefetini de temsil etmesi. Sendikasız, kitle örgütsüz, emek ayağı olmayan bir “sosyal demokrat” parti??
*Profesyonellik zorunludur. Seçim sonuçlarının belirlenmesi konusunda süregiden tartışma iyi bir örneği olsa gerek.
*Elde kalan en değerli araçlar yerel yönetimler olarak görünmektedir. Yerel yönetimler yereliktidarlara, kent konseyleri, yerel meclislere dönüştürülmelidir. Başarı örnekleri modellenerek yaygınlaştırılabilir.
*Bizlerin bulunduğumuz her platformda piyasacı kavramlardan uzak, çağdaş değerleri taşımaya gayret etmemiz, güven ve saygı uyandırmamız,siyasetin kalite ve seviyesine kişisel olarak katkı yapabileceklerimiz olmalı.
Söylemek istediğim "önce anlamak". Sadece açıklamak için bir örnek, çok değil 20 yıl kadar önce,G.Antep örnek belediyecilik uygulamalarıyla "CHP'li" bir kent iken, şimdi bırak oy vermeyi adeta CHP'ye düşman bir kente dönüşmüş? Bunun yanıtı oy listeleri üzerinden verilemez. Ancak anlamakla olur. Bunun için bu sorunun yanıtını buluncaya kadar sosyolog, psikolog, siyaset bilimci, sıradan insanlar (senin benim gibi) vb. oluşacak çalışma ekibinin kentin-bölgenin çok katmanlı haritalarını çıkartması ve çapraz yorumlamalarla bulunabilir.
SON SÖZ :’’ YENİLEN GÜREŞE DOYMAZ.!’’