Site hızı tartışması genelde yanlış yerden başlıyor: "Google hızlı siteleri üst sıraya çıkarıyor mu?"
Cevap: Bir sıralama sinyali, ama küçük bir sinyal. Berbat bir siteyi hızlandırarak birinci sıraya çıkaramazsınız.
Ama bu, hızın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor — tam tersi. Çünkü hız asıl olarak SEO'yu değil, dönüşümü vuruyor. Kullanıcı sayfa açılmadan çıktığında sıralamanız yerinde duruyor; kasanız boşalıyor. Bir SEO ajansı ile bu konuyu konuşurken çerçeveyi doğru kurmak gerekiyor.
Üç metrik, üç ayrı problem
LCP (Largest Contentful Paint) — Yükleme. Sayfanın en büyük görsel öğesinin ne kadar sürede göründüğü. Kullanıcının "sayfa açıldı" dediği an. Genelde ana görsel veya başlık bloğu.
INP (Interaction to Next Paint) — Tepkisellik. Kullanıcı bir şeye tıkladığında sayfanın ne kadar sürede tepki verdiği. 2024'te FID metriğinin yerini aldı ve daha zorlu bir ölçüm: sadece ilk etkileşimi değil, sayfadaki tüm etkileşimleri değerlendiriyor.
CLS (Cumulative Layout Shift) — Görsel kararlılık. Sayfa yüklenirken içeriğin zıplaması. Kullanıcı butona basmak üzereyken reklam yüklenip düzen kayıyor ve yanlış yere tıklıyor. Herkesin yaşadığı, kimsenin ölçmediği sinir bozukluğu.
PageSpeed skoru 95 ama site yavaş: Nasıl?
Bu, en çok kafa karıştıran konu ve cevabı basit: iki farklı veri var.
Laboratuvar verisi. Aracın simüle ettiği ortamda yapılan test. Kontrollü, tekrarlanabilir, teşhis için iyi. Ama gerçek değil.
Saha verisi (CrUX). Sitenizi gerçekten ziyaret eden Chrome kullanıcılarından toplanan anonim veri. Gerçek cihazlar, gerçek bağlantılar, gerçek coğrafyalar.
Google'ın sayfa deneyimi değerlendirmesinde dikkate aldığı, saha verisi. Yani laboratuvar skorunuz 95 olabilir ama Türkiye'de mobil bağlantıyla, orta segment bir telefonla giren gerçek kullanıcınızın deneyimi bambaşkadır.
Pratik sonuç: Skor kovalamayın, saha verisine bakın. Search Console'daki Core Web Vitals raporu, aracın verdiği renkli skordan daha doğru bir tablo veriyor.
Bir de eşik meselesi var: Metrikler ortalama ile değil, kullanıcıların %75'inin deneyimiyle değerlendiriliyor. Yani ortalamanız iyi olsa bile, kullanıcıların dörtte biri kötü deneyim yaşıyorsa sınıfta kalıyorsunuz.
Türkiye'de siteleri asıl yavaşlatan şey
Sunucu değil. Tema değil. Genelde şunlar:
• Üçüncü parti etiket yığını. Analytics, Meta pikseli, TikTok pikseli, canlı destek, ısı haritası, A/B test aracı, çerez bandı, dört ayrı pazarlama aracı. Her biri ayrı bir JavaScript. Pazarlama ekibi ekliyor, kimse çıkarmıyor.
• Ölçüsüz görseller. 400 piksellik alana 3000 piksellik görsel koymak. Modern format kullanmamak.
• Kaydırma alanının üstündeki devasa slider. LCP'yi öldüren bir numaralı sebep. Üstelik çoğu kullanıcı ikinci slaytı hiç görmüyor.
• Web fontları. Beş ayrı font ağırlığı yüklemek, metnin geç görünmesine yol açıyor.
• Reklam ve pop-up. CLS'nin ana kaynağı. Yer ayrılmadan yüklenen her öğe düzeni kaydırıyor.
• Eklenti birikimi. Silinen eklentinin kodu temada kalıyor.
Dikkat çekici olan şu: Bu listenin neredeyse tamamı pazarlama kararlarının sonucu, yazılım kararlarının değil. Ama fatura yazılım ekibine kesiliyor.
Ölçüm Hızın parasal karşılığı
Site hızını SEO projesi olarak sunmak, yazılım ekibinden kaynak koparmanın en zor yolu. Çünkü "sıralama" soyut bir hedef.
Daha etkili yol: hızı gelirle ilişkilendirmek.
• Cihaz kırılımında dönüşüm oranı. Mobil dönüşümünüz masaüstünün çok altındaysa ve mobil hızınız kötüyse, oradaki fark parayla ölçülebilir.
• Bağlantı hızına göre çıkış oranı. Yavaş bağlantıdan gelen kullanıcı ne kadar hızlı çıkıyor?
• Sepetten ödemeye geçiş. Ödeme adımındaki gecikme, doğrudan terk edilen sepet demek.
• Reklam maliyeti. Yavaş iniş sayfası, Kalite Puanını düşürüp tıklama maliyetinizi yükseltiyor. Yani hız, reklam bütçesinde de karşılık buluyor.
Son madde önemli: Hız projesi, SEO bütçesinden değil reklam bütçesinden de savunulabiliyor. Bu, onay almayı kolaylaştırıyor.
Ajans burada ne yapıyor?
Bir SEO ajansı sunucunuza müdahale etmiyor, kodunuzu baştan yazmıyor. Yaptığı iş teşhis ve önceliklendirme: hangi metrik kötü, sebebi ne, hangi düzeltme en yüksek getirili, hangisi yazılım ekibinin bir sprintine sığar?
Kötü ajans, PageSpeed çıktısını PDF yapıp gönderiyor. İyi ajans, o listeyi yazılım ekibinin uygulayabileceği, önceliklendirilmiş ve gerekçelendirilmiş maddelere çeviriyor.
Ve en kritik katkı: hangi üçüncü parti etiketin gerçekten gerekli olduğunu sorgulamak. Bu, teknik bir soru değil, politik bir soru — ve o yüzden zor.
Sıkça sorulan sorular
Skorumuz kaç olmalı?
Skor bir hedef değil. Saha verisinde üç metrikte de "iyi" bandında olmak yeterli. Mükemmeliyetçilik, getirisi olmayan bir yere kaynak harcatıyor.
Hız düzeltirsek sıralamamız yükselir mi?
Doğrudan büyük bir sıçrama beklemeyin. Ama dönüşüm oranınız yükselirse, o zaten aradığınız şeydi.
AMP kullanmalı mıyız?
Hayır. Google, AMP'yi arama sonuçlarında öne çıkma şartı olmaktan çıkardı. Yeni AMP kurulumu öneren rehberler güncelliğini yitirmiş.
CDN yeter mi?
Yardım eder ama kök sebebi çözmez. Şişmiş bir sayfayı hızlı sunucudan servis etmek, sayfayı hafifletmenin yerine geçmiyor.
Site hızı, SEO raporlarının en sonundaki teknik bir madde olmaktan çıkıp doğrudan gelir tablosuna bağlanabilen az sayıdaki konudan biri. Ve düzeltilmesi genelde kod yazmayı değil, birinin "bu etiket gerçekten gerekli mi?" diye sormasını gerektiriyor.
Kurumsal markalar ve e-ticaret ekipleriyle çalışan Mobitek; teknik denetim, Core Web Vitals analizi, bilgi mimarisi ve içerik stratejisini tek program altında yürütüyor. Ajansın hizmet kapsamı ve çalışma modeli: https://mobitek.com/seo-ajansi/
Bu Bir İlandır




