Son dönemde adını çok sık duyduğunuz iki kelime. Sağlık turizmi. Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yükselen bir trend. Sandınız dünya vatandaşları sıraya girmiş, oteller dolu, hastanelerde dünya vatandaşları sıra bekliyor.!!!Şimdilik o evrede değil. Ne güzel olurdu değil mi? Hayali ya da temennisi bile güzel… Ama olacak…O da olacak…Sağlık Turizmi konusunda gerek Bakanlık tarafından, gerekse Sağlık Turizmine yönelik STK’lar tarafından, oldukça ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda, bu çalışmaların meyvelerini alacağımızdan, kimsenin kuşkusu olmasın. Yakın gelecekte Türkiye, tam zamanlı ve her branşta, tam bir sağlık üssü olacak. Zira, ülkemiz potansiyel ve mevcutlar olarak bu kapasiteye sahiptir.

İsterseniz öncelikle turizm ne ona bakalım…Geniş anlamda tarif edecek olursak; asıl ikametgahı dışındaki bir yere, eğlence,tatil,kültür,gastronomi, akraba ziyareti,aktif spor, sanat,toplantı,görev,iş,öğrenci,sağlık, arkaik, tarihi yer, transit vb. gibi seyahat etmenin doğurduğu olayların tümü, ‘TURİZM’ faaliyetlerinin kapsama alanıdır.

Bunun İç turizmi var, dış turizmi var. Sağlık turizmi nedir dersek: Bir ülkeden diğer bir ülkeye, herhangi bir nedenle sadece tedavi amaçlı gidilmesidir. O ülkenin ‘TIP’ alanındaki sunduğu hizmetlerden yararlanmaktır.

Bu ülkelerinde tedavi bekleme sürelerinin uzunluğu, daha kaliteli sağlık hizmeti alımı tedavinin ekonomikliği, şifa bulma oranı, sağlık turizmini etkileyen faktörlerden bazılarıdır. Tıbbi gereklilik halinde raporla başka ülkede tedavi.

Tedavi amaçlı seyahatlerde, gelişmiş ülkelerde, refah yüksek yanısıra sağlık hizmetleri de yüksek maliyetli olabilmektedir.

Ülkeler arası paket anlaşmalar yapılarak, sağlık hizmetlerinin düşük maliyetle alınması da sağlanmaktadır, kimi zaman.

Geriatrik, yaşlı hastaların bakım, kaplıca vs. tedavileri gibi eylemlerde, sağlık turizmi içinde.

Dedik ya; turizm, iç ve dış ikiye ayrılmakta.

Sağlık turizmini siz dışarıdan gelene verilen hizmet diye diye düşünmeyin. Bunun da iç ve dış turizmi var.

İç sağlık turizmi çok uzun süredir ülkemizde başarıyla uygulanmakta. Diyelim ki, hasta Adana’dan kalkıp, Denizli’ye çamur banyosuna, Sivas’a balıklı hamama, Bursa Oylata ya da Afyon Sandıklıya, Oruçoğlu’na kaplıcaya gidiyor..

Ülkemiz, gerçek bir şifa cenneti. Hemen hemen yurdun her tarafında, kaplıcalar, hamamlar, kaynak gölleri, kükürtlü çeşmeler, vs.vs. var.İstediğin yere git şifa bul.Şehir içi dolaşım serbest. Köyden çık yola, git ilçeye, sonra şehire. İstediğin hastaneye başvur.İster aile hekimine, ister devlet hastanelerine...İstersen eğitim yuvaları, Eğitim Araştırma hastanelerine. En tepe üniversite hastanelerine. İstersen özel hastanelere.

Yok, canın il dışı istiyorsa, git istediğin yere. Büyük şehirler seni bekliyor. Herkes kazansın...Para harca, ülke turizmine katkı sağla. Hemde sağlığına kavuş.

Burada sıkıntı yok. Sağlık iç turizmi. Dolaşım serbestliği. Her gidilen yerde, yeni tetkikler yeni uygulamalar. Aynısından da olsa olsun.

Sağlıkta dış turizm. Asıl döviz buradan gelecek. Dolar bu kadar artmış...’BU TURİZM ÖNEMLİ.’

Hepiniz Amerika'dan, Avrupa’dan hasta bekliyorsunuz değil mi? Akın akın gelecekler. Memleketindeki Tıp Fakültelerini kabul etmeyen denklik vermeyen Amerika’dan hasta gelecek. Avrupa’dan hasta gelecek.

Senin doktoruna bırak oralarda doktorluk yaptırmayı, pansuman bile yaptırmayan ülkelerin vatandaşları tedaviye gelecek.!!!

Sözde güzel ama gerçek bu değil. Sağlık Turizmi için alternatif ülkelere yönelmeliyiz. ABD ve Avrupa’ya fazla bel bağlamanın bir anlamı yok.

Antalya sahili gibi mi geliyor aklınıza? hasta yoğunluğu...

Hastanelerde yabancılar sırada. Aman bir tedavi olsam, diye bekliyorlar. Kaliteli hizmet, ucuz tedavi. Maalesef öyle değil. Belki zamanla olacak…

Ama pratikte sağlık turizmi etkin uygulanmakta. Hastaneler yabancı uyruklularla dolup taşmakta. Kendi vatandaşımız bunlar yüzünden sıkıntıda .Muayene ve tedavide.

Evet…Suriyelisi...Afganı...Iraklısı...Afrikalısı...

Dolmuş taşırmış, patlatmış sağlık turizmini...

Ülkedeki 4 milyon Suriyelinin, 1.5 milyonunun ameliyat edildiğini biliyor musunuz?

MHRS denilen randevulu muayene sisteminin, en az yüzde yirmisinin mülteci denen çoğunluğu Suriye vatandaşı olduğu ortada iken...

Amerikalıya, Alman'a, İngiliz'e zaten gerek yok. Zaten Onların da geldiği yok...

Sağlık turizmi patladı. Kendi vatandaşına paralı olan sağlık. Suriyeliye...Afrikalıya..Afgan’a..

Beleş...Ameliyatı da ...ilacı da...Beklenen ...Gerçekler...

Şems-i Tebrizi ne demişti...’’Olduğu kadar, Olmadığı kader…’’

Sağlık turizmine katkı. Gezelim .....Görelim...Ne diyelim...!!!

SON SÖZ : ‘’ VERİRSEN ALIR, VERMEZSEN KALIR.’’