Üniversite–sanayi iş birliğinin artık bir tercih değil kalkınmanın ana unsuru olduğunu ifade eden Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Ankara Üniversitesi’nin Ar-Ge ve inovasyon projeleriyle bilgiyi üretime ve ekonomik değere dönüştüren bir model geliştirdiğini söyledi.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ KÜRESEL AKADEMİK BİR MARKA
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin eğitimin doğasını değiştirdiğini belirten Rektör Ünüvar, Ankara Üniversitesi’nin kurduğu enstitüler, yeni akademik programlar ve dijital altyapı yatırımlarıyla bu alanda yalnızca uyum sağlayan değil, yön veren bir üniversite olmayı hedeflediğini söyledi. Uluslararası iş birlikleri ve küresel projelerle Ankara Üniversitesi’nin dünya akademi sahnesinde daha görünür hale geldiğini ifade eden Rektör Ünüvar, üniversitenin bilgi üretimini uluslararası platformlarda paylaşan ve küresel ölçekte etki oluşturan güçlü bir akademik marka haline geldiğini vurguladı.
REKTÖR ÜNÜVAR’DAN GENÇLERE MESAJ
Adanalı gençlere seslenen Adanalı hemşehrimiz Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Hayallerinizden vazgeçmeyin, merak edin ve kendinize yatırım yapın. Nerede doğduğunuz değil, nerede ne kadar öğrenip ürettiğiniz önemlidir” diyerek gençlere cesur ve üretken olmaları çağrısında bulundu.
- 5 Ocak Medya Grup Kurucu ve Onursal Başkanı Savaş Çokduygulu, Ankara röportajlarının 4’ncü gününde Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ile önemli bir görüşme gerçekleştirdi.
- Ankara Üniversitesinde ikinci rektörlük dönemi olan ilk döneminde de birçok önemli projelere imza atan Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Ankara Üniversitesine ''Kıta Avrupasında En Çok Akredite Edilmiş Programa Sahip Üniversite'' unvanı kazandırmış bir isim.
- İnovasyon ve Ar-Ge alanında attığı adımlarla üniversiteyi geleceğe hazırlayan, Ulusal ve uluslararası alanda kurduğu güçlü iş birlikleriyle, akademik bilgi üretimini küresel ölçekte paylaşan, ortak projeler geliştiren, Üniversite–sanayi iş birliğini doğrudan kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gören Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, yapay zeka, dijitalleşme ve yeni teknolojiler üzerine görüşlerini belirtirken, aynı zamanda ülkemizin geleceği gençlere de önemli tavsiyelerde bulundu.

İŞTE ÇOK SES GETİRECEK O RÖPRTAJIN AYRINTILARI…
Sayın Ünüvar, Ankara Üniversitesinde ikinci rektörlük döneminizdesiniz. İlk döneminizde hayata geçirdiğiniz projelere baktığınızda üniversite adına en önemli dönüşümün hangi alanlarda yaşandığını düşünüyorsunuz?
Açıkçası ilk dönemimize dönüp baktığımda, Ankara Üniversitesinde en önemli dönüşümün tek bir alanda değil; bilimsel, akademik, teknolojik, toplumsal katkı, iletişim ve insani boyutların tamamını kapsayan bütüncül bir anlayışta gerçekleştiğini söyleyebilirim.
Biz göreve başlarken sadece fiziki ya da idari bir değişimi değil, aynı zamanda üniversite kültüründe güçlü bir dönüşümü hedefledik. Bu doğrultuda bilimsel üretkenliği artıran, akademik kaliteyi önceleyen ve teknolojiyi merkeze alan bir yapı kurmaya gayret ettik. Özellikle inovasyon ve Ar-Ge alanında attığımız adımlarla üniversitemizi daha rekabetçi, daha üretken ve geleceğe daha hazır hale getirdik.
Ama şunu özellikle vurgulamak isterim ki; bizim için en kıymetli dönüşüm insan odaklı yönetim anlayışının kurumsallaşması oldu. Öğrencilerimizi sadece eğitim alan bireyler olarak değil, bu büyük yapının aktif birer paydaşı olarak görüyoruz. Öğrenci odaklı bakış açımızla onların akademik, sosyal ve kişisel gelişimlerini destekleyen daha kapsayıcı bir üniversite iklimi oluşturduk.
Aynı şekilde katılımcı yönetim anlayışını da çok önemsiyoruz. Ankara Üniversitesi’nde artık kararlar tek merkezden değil, ortak akılla şekilleniyor. Akademisyenlerimizden öğrencilerimize, idari personelimizden mezunlarımıza kadar herkesin katkı sunduğu bir yapı inşa etmeye çalışıyoruz.
Bizim bir anlayışımız var: ‘Her yer herkesindir.’ Bu düşünceyle üniversitemizin tüm imkânlarını daha erişilebilir hale getiriyor, kampüslerimizi yaşayan, paylaşan ve üreten alanlara dönüştürüyoruz.
Elbette bütün bunları yaparken kalıcı ve sürdürülebilir eserler bırakmayı da öncelik olarak görüyoruz. Çünkü biz sadece bugünü değil, yarını da inşa etme sorumluluğu taşıyoruz.
Ankara Üniversitesi, Cumhuriyet’in bilimle kurduğu en güçlü bağlardan biridir. Biz de bu bilinçle hareket ederek üniversitemizi bir anlamda devletin fikir mutfağı olarak, geleceğin mimarlarını burada yetiştiriyoruz.
Özetle, ilk dönemde attığımız adımların en önemli çıktısı; daha üretken, daha katılımcı, daha erişilebilir ve insanı merkeze alan bir Ankara Üniversitesi vizyonunun güçlenmesi oldu.

Türkiye’de yükseköğretim sistemi hızla değişiyor. Sizce üniversitelerin önümüzdeki dönemde en çok odaklanması gereken alanlar neler? Ankara Üniversitesi bu dönüşümün neresinde duruyor?
Yükseköğretim artık sadece değişen değil, aynı zamanda değişimi belirleyen bir alan haline geldi. Bu yeni dönemde üniversitelerin odaklanması gereken başlıklar çok net: dijitalleşme, yapay zekâ destekli eğitim, bilimsel üretimde nitelik artışı, uluslararasılaşma ve bilginin toplumsal değere dönüşmesi.
Bugün üniversiteleri farklılaştıran unsur; yalnızca bilgi üretmeleri değil, o bilgiyi inovasyon, Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemiyle buluşturarak ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürebilmeleridir. Bu nedenle yükseköğretimde yeni rekabet alanı; hız, esneklik, disiplinlerarası çalışma ve küresel ölçekte etkileşim üzerinden şekilleniyor.
Ankara Üniversitesi olarak biz bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda öncüsü ve model oluşturan kurumlarından biri olma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Cumhuriyetle yaşıt köklü geçmişimizden aldığımız güçle, sadece kendi gelişimimize odaklanan değil; bilgi ve tecrübesini paylaşan, yol gösteren ve yön veren bir üniversite anlayışını benimsiyoruz.
Ulusal ve uluslararası alanda kurduğumuz güçlü iş birlikleriyle, akademik bilgi üretimini küresel ölçekte paylaşan, ortak projeler geliştiren ve bu etkileşimle sürekli kendini yenileyen bir yapı içindeyiz. Bu yaklaşımımız sayesinde Ankara Üniversitesi, bugün hem Türkiye’de hem de dünyada adından söz ettiren, uluslararası sıralamalarda üst sıralarda yer alan saygın bir yükseköğretim kurumu konumundadır.
Teknolojiyi sadece kullanan değil, üreten; bilgiyi sadece aktaran değil, dönüştüren; öğrencisini sadece mezun eden değil, geleceğe hazırlayan bir üniversite anlayışıyla hareket ediyoruz. İnovasyon ve Ar-Ge odaklı çalışmalarımızla üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendiriyor, girişimcilik kültürünü yaygınlaştırıyor ve gençlerimizi küresel rekabete hazır bireyler olarak yetiştiriyoruz.
Aynı zamanda öğrenci odaklı yaklaşımımızı daha da ileri taşıyarak, gençlerimizin sadece akademik değil; sosyal, kültürel ve bireysel gelişimlerini destekleyen çok yönlü bir üniversite iklimi oluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir gelecek, yalnızca bilgiyle değil; vizyon, özgüven ve üretme cesaretiyle inşa edilir.
Biz de Ankara Üniversitesi olarak bugün, bir yandan yükseköğretimdeki dönüşümün bir parçası, diğer yandan onbinlerce öğrencimizi değişime uyum sağlayan, onların gelecekteki hedeflerini şekillendiren bir kurum olma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz
Üniversite–sanayi iş birliği son yıllarda sıkça konuşuluyor. Ankara Üniversitesinin bu alandaki çalışmaları ve Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak projeleri hakkında neler söylersiniz?
Üniversite–sanayi iş birliği artık bir tercih değil, doğrudan kalkınmanın temel unsurlarından biri. Biz Ankara Üniversitesi olarak bu süreci sadece konuşan değil, sahada somut çıktılar üreten bir anlayışla yürütüyoruz.
Bugün çok sayıda ulusal ve uluslararası kurumla güçlü iş birliklerimiz bulunuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, bu iş birliklerinin rafta ya da lafta kalmaması. Bu nedenle yürüttüğümüz her projeyi ilgili akademisyenlerimize zimmetliyor, süreçleri yakından takip ediyor ve ortaya çıkan çıktıları somut olarak değerlendiriyoruz.
Bu yaklaşım sayesinde üniversite–sanayi iş birliğini gerçek anlamda üretime, teknolojiye ve ekonomik değere dönüştüren bir model oluşturduk. Ar-Ge projelerinden inovatif girişimlere kadar geniş bir yelpazede, Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak nitelikli çalışmalar yürütüyoruz.
Aynı zamanda birçok kurum ve kuruluşla sürekli temas halindeyiz. Sağlıktan savunma sanayine, tarımdan dijital teknolojilere kadar hemen her alanda üreten, çözüm geliştiren ve sahaya dokunan bir üniversiteyiz.
Şunu da özellikle vurgulamak isterim: Üniversiteler sadece bilgi üreten yapılar değil, bulundukları şehirlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin de lokomotifidir. Ankara Üniversitesi olarak başkentimize değer katan, şehrin dinamikleriyle birlikte büyüyen ve gelişen bir yapıya sahibiz.
Ama bizim vizyonumuz bununla sınırlı değil. Ankara Üniversitesi bugün sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde bilgi üreten, iş birliği geliştiren ve etkisini hissettiren küresel bir markadır.
Kısacası biz, üniversite–sanayi iş birliğini bir söylem olmaktan çıkarıp, ölçülebilir çıktılar üreten ve ülkemize katma değer sağlayan güçlü bir modele dönüştürmüş durumdayız.

Yapay zekâ, dijitalleşme ve yeni teknolojiler eğitim dünyasını da etkiliyor. Ankara Üniversitesi bu yeni döneme akademik ve altyapı olarak nasıl hazırlanıyor?
Yapay zekâ, dijitalleşme ve yeni teknolojiler artık sadece eğitimi etkilemiyor; eğitimin doğasını köklü biçimde dönüştürüyor. Biz Ankara Üniversitesi olarak bu sürecin gerisinde kalan değil, yapay zekâ ve dijital dönüşümde liderlik iddiası taşıyan bir üniversiteyiz.
Bu doğrultuda akademik yapılanmamızı da hızla dönüştürüyoruz. Yapay zekâ alanında kurduğumuz Enstitümüz ve hayata geçirdiğimiz Siber Güvenlik Meslek Yüksekokulu ve Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulumuz ile bu alandaki kurumsal kapasitemizi güçlendirdik. Müfredatlarımızı güncelleyerek yapay zekâ, veri bilimi ve dijital teknolojileri eğitim süreçlerimizin merkezine yerleştirdik.
Bizim için önemli bir diğer konu ise disiplinlerarası çalışma kültürü. Yapay zekâ artık sadece bir alanın değil; sağlıktan hukuka, tarımdan sosyal bilimlere kadar hayatın her alanının parçası. Bu nedenle Ankara Üniversitesinde yapay zekâyı belirli bir alana sıkıştırmıyor, üniversitenin tüm birimlerine yayarak bütüncül bir dönüşüm sağlıyoruz.
Altyapı tarafında da güçlü bir dijital dönüşüm süreci yürütüyoruz. Akıllı kampüs uygulamaları, dijital öğrenme ortamları ve gelişmiş araştırma altyapılarımızla öğrencilerimize ve akademisyenlerimize çağın ötesinde imkânlar sunuyoruz. Bunun yanında 7/24 hizmet veren Yapay Zekâ Destekli Çözüm Merkezimiz, tüm üniversite birimlerine anında danışmanlık ve çözüm desteği sağlayarak fikirlerin sahaya aktarılmasını mümkün kılıyor.
Ancak biz teknolojiyi sadece kullanan değil, üreten bir üniversiteyiz. Ar-Ge ve inovasyon odaklı çalışmalarımızla yapay zekâ alanında bilgi üreten, çözüm geliştiren ve bu alanda söz sahibi bir yapı inşa ediyoruz.
Kısacası Ankara Üniversitesinde yapay zekâ artık belirli bir alanın konusu değil; üniversitenin tamamına yayılmış bir vizyonun adıdır. Biz bu alanda sadece uyum sağlayan değil, yön veren ve liderlik eden bir üniversite olma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz.

Gençlerin en büyük beklentilerinden biri mezuniyet sonrası istihdam. Üniversitenizde öğrencilerin iş dünyasına daha güçlü hazırlanması için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Mezuniyet sonrası istihdam, öğrencilerimizin en büyük önceliklerinden biri. Biz Ankara Üniversitesi olarak onları sadece mezun etmekle kalmıyor; iş dünyasının aranan, donanımlı ve fark yaratan profesyonelleri olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz.
Bu kapsamda staj ve uygulamalı eğitim fırsatlarını çeşitlendiriyor, öğrencilerimizi akademik bilgilerle donatırken sahada deneyim kazanmalarını sağlıyoruz. Üniversite–sanayi iş birliklerimizle, farklı sektörlerden kurum ve kuruluşlarla güçlü bağlantılar kuruyor; öğrencilerimizin projelerde aktif rol almasını ve mezuniyet öncesi iş dünyasıyla tanışmasını mümkün kılıyoruz.
Kariyer destek ofisimiz, mentorluk programlarımız ve girişimcilik atölyelerimizle öğrencilerimizin yetkinliklerini, özgüvenlerini ve liderlik becerilerini geliştiriyoruz. Böylece mezunlarımız sadece bilgiyle değil, deneyim, pratik beceri ve profesyonel network ile donanmış olarak iş hayatına atılıyor. Bugün dünyanın her yerinde en az bir Ankara Üniversitesi mezununa rastlamanız çok mümkün. Çünkü biz aranan, nitelikli, donanımlı ve geleceğin neferleri olan bireyler yetiştiriyoruz.
Ankara Üniversitesi olarak vizyonumuz açık: Mezunlarımız Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde fark yaratan, yenilikçi ve aranan profesyoneller olacak.
Haberin Devamı Yarın Siz Okuyucularımızla Buluşacak..




