Adabın, edebin, sosyal ilişkilerdeki ve insan ilişkilerindeki nezaket kurallarının kendine has ritüelleri vardır. Şüphesiz ki onlardan biri de özür dilemektir…Özür dilemek, başlı başına bir erdemlilik hareketidir. Tevazu gerektirir, alicenaplık gerektirir…
Bayram değil seyran değil hayırdır diyeceksiniz. Evet, haklısınız… Durup dururken nerden çıktı bu özür işi…
Yok yok ben tarihimizden ve Atatürk’ten özür diliyorum. Başka kimseden değil.
Evet ben bu ülkeyi bize kazandıran ecdadımızdan, küllerinden yeni bir ülke kuran Atatürk ve arkadaşlarından özür diliyorum. Bu günümüzü rahat, can güvenliği içerisinde ve özgürce yaşamamızı sağlayan dedelerimizden özür diliyorum.
Çünkü ben onlara layık bir torun olamadım. Onlar bize bu toprakları vatan yaptılar. Bu ülkeyi ve Cumhuriyeti kurdular. Başta bu toprakları bize kazandıran, Beylikten İmparatorluğa geçişimizi sağlayan ve bizi Avrupa’ya yerleştiren, İmparatorluğu sürekli genişleten 17’nci padişah, 4 Murat ve 1699 Kar Lofça anlaşmasına kadar toprak kaybettirmeyen, sultan ikinci Ahmed’ekadar olan ve ebediyete intikal etmiş, 21 Padişahımız başta olmak üzere, İmparatorluğun küllerinden yep yeni bir ülke kuran ve Cumhuriyet idaresini tesis eden Atatürk ve arkadaşlarına özür borçlu olduğumu düşünüyorum.
Osman Gazi, Orhan Gazi, Sultan Murad Hüdavendigar, Sultan Yıldırım Bayezid, Sultan Mehmed Çelebi, Sultan İkinci Murad, Fatih Sultan Mehmed, Sultan İkinci Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan Selim, Sultan Üçüncü Murad, Sultan Üçüncü Mehmed. İmparatorluğu sürekli genişleterek, 3 kıtada 20 milyon kilometre kare toprak sahibi olmuşuz…Sonra duraklama devrine girmişiz…Sultan Birinci Ahmed, Sultan Birinci Mustafa, Sultan Genç Osman, Sultan 4. Murad, Sultan Birinci İbrahim, Sultan Dördüncü Mehmed, Sultan İkinci Süleyman, Sultan İkinci Ahmed dönemine kadar. 22 Padişah’tan itibaren de
Sultan 2.Mustafa Dönemi, gerilemeye başlamışız. Sürekli toprak kaybetmişiz… 22’nci Padişahtan 36’ncı Padişaha kada, hep toprak kaybı, hep gerileme olmuş ve 20 milyon km2’de, bu günkü konuma gelmişiz…Atatürk olmasaydı, belki bu toprakları da kaybetmiş olacaktık…
Onlar yaptı bizler de el birliği ile yıktık. Onlar kuruluşa ve kurtuluşa tanıklık ettiler ben de Cumhuriyet’e ve Atatürk’e yapılan, haksız, mesnetsiz, asılsız saldırılara tanıklık ediyorum.
Bir ülke, bir ülkede yaşayan insanlar, nasıl yok edilir, nasıl paramparça edilir gözü yaşlı seyrediyoruz. Neden seyrediyorsun diyorsanız yapabilecek başka bir şeyim yok. Yazdım, çizdim, konuştum, anlattım ama nafile.
Dolar uçmuş bana ne benim dolarım yok ki.
Senin anlattıkların Ecevit zamanında Mesut Yılmaz zamanında Demirel zamanında oldu.
Psikolojide bir red aşaması vardır. Gözünün önünde olmasına karşın kişi göre göre reddeder kabullenemez. Siz de hayretle bakarsınız. Türkiye şu an red aşamasında bunu yaşıyoruz.
Ekonomi, sağlık, eğitim, tarım çöktü yıkıldı göre göre reddettiniz.
Büyük Osmanlı hayalleri görerek emperyal devlet ceketi giydik Allah Allah nidaları ile Suriyenin altını üstüne getirmede biz de rol aldık, Afrin’e 58 günde gidebildik ordanMenbiç’e gidiyorduk. Tel Rifat’a gidecektik Ne oldu? Kar mı yağdı yollar buz muydu, ağır zırhlı araçlarımızın paletleri mi bozuldu? Neticede geri döndük.
O coğrafya ile ilgili televizyondan hergün bilgisayar oyunu gibi rakamlar açıkladılar. Yok edilen unsurlar dediler, baktınız ve geçtiniz. Bunlar göz göre göre göstere göstere oldu, gene bir kulp takarak görmediniz. Ardından birden gündem değiştirildi seçim öne çıkarıldı. Herşeyi unutarak birden seçime endekslendiniz.
Herşey gibi gündeminiz değişiverdi. Seçimden sonra herşey düzelecek, sizlerin işi gücü gene tıkırında olacak, kazanç belki biraz azalsa da, yarın nasıl olsa düzelir umudu ile şimdi gene olan biteni seyrediyorsunuz. Gene görmeyeceksiniz gene olan biteni reddedeceksiniz.
Cumhuriyetin tüm kazanımlarını tek tek verdik. Şimdi kimse ayırdında değil ama, müstemleke hale getirilmiş bir ülkede yaşıyoruz. Ve herşey gözünüzün içine baka baka göstere göstere oluyor ve görmüyor duymuyor hala inatla reddediyor gelecek güzel günleri bekliyorsunuz.
İşte tüm bu olanlar ve sahip çıkamadıklarımız yüzünden gerçekten kalben Özür diliyorum.
Sizlerden değil yanlış anlamayın, Atalarımızdan özür diliyorum. Dedelerimden özür diliyorum.
Atatürk ve silah arkadaşlarından özür diliyorum…Hani kalkınmış ülke konumumuz? Hani gelir dağılımında adalet? Hani çıkardığımız dünya markaları? Hani dünya istatistiklerinde ilk 40-50’sırada yer alabilme? Hani bilim üretme? Hani teknoloji üretme? Hani, hani,
Hani? Daha o kadar çok husus var ki ?Hangi birini sayayım…???
SON SÖZ :’’ ÖZRÜ KABUL ETMEK VE KUSURLARI AFFETMEK, ALLAHÜ TEÂLÂNIN SIFATLARINDANDIR.’’