Yıllar önce Timur Selçuk bir şarkı söylerdi : Ekonomi Tıkırında diye. Şarkı öyle diyordu demesine ama sonu kriz diyor, bunalım diyor.Son günlerdeki halimiz de bu şarkıya benzemekte. İç teki üretim-tüketim dengesi bir tarafa, AR-GE, İnovasyon çalışmaları için gösterilen çabalar henüz yeterli seviyede değilken, bir de dış ülkelerin baskısıyla karşı karşıya kalıyoruz…Tam da seçim arifesinde…
Doların hızına yetişmek mümkün değil. 4 liranın üzerine çıktıktan sonra bir türlü durulmadı. Merkez bankası müdahalesine kadar 4.80’leri gördü. Bu yazıyı kaleme aldığım gün; 4.65 civarında idi... Yarın ne olacak belli değil. Burada en büyük çıkmaz; katma değeri yüksek ürün üretemeyişimiz. Bir diğer söylemle; teknoloji üretemiyoruz. Bu alan da çok çok gerideyiz. Dolayısıyla cari açığı kapatamıyoruz. İthalatla ihracat arasında, ortalama 70-80 milyar dolar fark oluşuyor. Petrol- Doğalgaz ve türevlerine olan ödemeler göz önüne alınırsa, durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılır. Neresinden baksanız bu ürünlere, 45 milyar doların üzerinde ödeme yapıyoruz. Geleneksel ve konvansiyonel ürünlerle aradaki farkı kapatmamız da mümkün değil. Yakın zaman içinde de mümkün görünmüyor. Bunun hükümetle, siyasetle ilgisi yok. Hangi hükümet iş başına gelirse gelsin, bu gerçeği bilmek zorunda. Bu gün gelişmiş ülkeler böyle bir sorun yaşamıyor, neden? Ekonomileri güçlü. Teknolojileri var. Bir örnek vermek gerekirse; OECD ülkelerinin ihracatlarındaki katma değerli ürün payı; 16-38 parametresinde olmasına rağmen, ortalama %22 civarında… Biz de ise, % 1.7 civarında… Aradaki makas açıklığına bakar mısınız? Basit bir dille, kazandığınız döviz, sizin yakıt ve enerji ihtiyacınızla ithal ürünlere gidiyor. Bu da demek oluyor ki, bizim süratle teknolojiye, katma değerli ürün üretmeye yönelmemizin şart olduğunu gösteriyor. Bu arada, yatırım savurganlığı da işin cabası…Köprülere, şehir hastanelerine bol keseden garanti verilmesi de ayrı bir konu. Hedefler tutmuyor. Aradaki farkı, taahhüt ettiğiniz için devlet olarak siz ödüyorsunuz…Vahim bir durum.
Dolar artarken akaryakıt fiyatları yerinde durur mu? O da durmuyor haliyle…Benzin ve motorine zam...Haberlerde verilmiyor bile… Alt yazı halinde küçücük bant geçiyor...O da nerelere gidecek belli, değil. Hala kamuda lüks araç alımları sürüyor. Bu savurganlık niye? Bilinmez…Bu gün dünyanın en gelişmiş, ülkelerinde bile bu kadar çok sayıda ve bu kadar lüks araba saltanatı yok. Biz hem ağlarız, hem gideriz durumu yaşıyoruz.
Akaryakıta zam denildiğinde iğneden ipliğe zam kaçınılmaz oluyor. Toplu taşımadan başlayın, tarım ürünleri, sanayi ürünleri,taşıma, lojistik hizmetleri, aklınıza ne gelirse kısa süre içinde zam yiyor, yiyeceği de kesin.
Araba firmalarından sürekli mesaj geliyor…Faizleri düşürdük, belli miktara kadar sıfır faiz...Belli ki otomotiv sektörü de yaşayacağı sıkıntıya karşı tedbir alıyor…
İnşaat sektörü ha keza...Bu kadar yap- sat işi yapan oldukça, plânsız , programsız yapılan binalar… Zor alıcı bulacak.Konut kredileri, bankalara dayatma ile 0.98'e düşürüldü...Konutlarda yüzde yirmi indirim ilânları.Bu kadar fazla inşaat ve ekonominin sallantısı çok uzun süre satışları durma noktasına getirecek görünümde.
Tarımda işler nasıl derseniz orası da ayrı bir dert. Üretici ürettiğinin maliyetini kurtaramaz durumda. Gübre, ilaç, mazot fiyatları almış başını gitmiş .Tarım ürürnleri ithalatı bir başka konu. Koş arkasından yetişebilirsen.
Denizde yatla gezene motorin çiftçinin aldığının üçte dörtte biri olursa iş burada bitmiş demektir.
Çalışanlar mı? Emekliler mi? Onları hiç sormayın...Komik maaş artışları ...Bankamatiklerden parayı çektiği anda buhar olmakta. Zati ihtiyaçlar dahi zor karşılanmaktadır. Geçen yıl 5 tl’ye alınan kiraz, bu sene olmuş 10.tl. Hangi birini sayalım ki. Emeklinin, memurun maaşı sabit ama ürünler hareketli, ürünler sürekli fiyat artışına maruz kalıyor. Bilhassa sabit gelirlinin alım gücü düşüyor.
Trafik, otoyol, köprü cezalarının kısmi affı...İmar affı....
Öğrenci affı.....Kaçak işçi çalıştıran patron affı...Emekliye ikramiye...Hiçbirisinin kimseyi rahatlatmayacağı daha şimdiden belli. Sadece kurallara ve yasalara uymamayı teşvik ediyor…
Yurt dışı dergilerde ekonominin seçim sonrası çökeceği yazıları.Ya da daha erken seçim öncesi Türkiye'de ekonomik çöküş beklendiği yazıları....
Şu anda hissedilen ağır bir ekonomik sıkıntı var ne yazık ki...
Deprem öncesi öncül sarsıntılar...Şiddeti ne olacak? Ardı gelecek mi? Kesilecek mi?
Moralini bozmamış gibi duranlar...Ekonomiden rant elde edenler ...
Rahat gibi dursalar da...
Ekonomi tıkırında, ekonomi tıkırında deseler de, şarkıda olduğu gibi. Bunalım var, sıkıntı var. Yok demek iyimserlikten başka bir şey ifade etmez. Gerçekçi olmakta yarar var. En azından gerçeği kabul etmekle, aranacak çözümlerde gerçekçi olur.
SON SÖZ: ‘’ BİR MİLLETİN PARASINI KONTROL EDEN, O MİLLETİ KONTROL EDER.
*Hz. Muhammed (s.a.v.)’’