Saygı duyulan, uygar ve çağdaş bir Türk toplumu yaratmak...
Geçtiğimiz 29 Ekim’de, Cumhuriyet’in 98. yıldönümünü kutladık. Cumhuriyetimiz sonsuza kadar sürecektir. Cumhuriyet, halk egemenliğinin temel yönetim biçimidir. Egemenliğin bir aileden, kral ya da padişahtan alınıp halka verilmesidir.
1789 Fransız Devrimi gerçekleşince, onun köklerini oluşturan düşünceler bütün dünyaya yayıldı. 1789 Fransız Devrimi’ni yaratan düşünceler, o günkü Osmanlı aydınlarını da etkilemişti.
Kişi için özgürlük:
Mustafa Kemal, Fransız İhtilali’nin düşünce köklerini yaratan J.J. Rousseau ve siyaset bilimci Montesquieu’yü okumuştu. J.J.Rousseau’nun “kişi için özgürlük” ve “toplum için cumhuriyet” düşüncesi onu etkilemişti.
1914 yılında ataşemiliter olarak tayin edildiği Sofya’ya giderken, arkadaşı Kazım Özalp’e, Osmanlı Devleti ile ilgili olarak şunları söylemişti:
“Bu hanedandan ülkeye huzur yoktur. Diktatörlük ise, ulusları mutlu ve gönençli kılmaz. Devletin esasını Cumhuriyet ilkelerine göre hazırlamak gerekir.” (Atatürk’ten Anılar, s.26)
Temel nitelikler:
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesinden sonra olanları anımsayalım; Mondros Ateşkes Antlaşması’nın (30 Ekim 1918) imzalanmasından sonra işgaller başlamıştı.
Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi sırasında gelecekle ilgili görüşlerini açıklamış, Mazhar Müfit Kansu’ya “Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır” diye yazdırmıştı.
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal’in, hemen bir ay sonra, 22 Haziran 1919’da yayımladığı Amasya Bildirgesi “Kuvayi Milliye’yi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak” (Milli kuvvetleri etken ve milli istenci egemen kılmak) cümlesiyle başlıyordu. Bu ilkeler aslında Cumhuriyet teorisinin temel nitelikleriydi.
Kansu’nun yazdığı not:
Erzurum Kongresi sırasında 7/8 Temmuz gecesi yakın arkadaşlarına gelecekle ilgili görüşlerini açıklamıştı. Eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit Kansu da bunları not almıştı.
Atatürk, Kansu’ya “Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır” diye yazdırmıştı. (M. Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, c.1, s.131)
Atatürk’ün, Erzurum Kongresi’nin toplanmasından önceki günlerde Kansu’nun defterine yazdırdığı bu not, Atatürk’ün Cumhuriyet düşüncesine ne kadar köklü bir biçimde sahip olduğunun gerçek kanıtıdır.
Henüz Erzurum Kongresi bile yapılmamıştır (Kongre 23 Temmuz 1919’da toplandı). Henüz Sivas Kongresi yok, Meclis kurulmamış, vatan toprakları işgal ediliyor. Kimsenin gelecekten umudu yok... İşte böyle bir ortamda Mustafa Kemal, ileride Cumhuriyetin kurulacağını ileriye sürüyor. Tarihler göz önüne alınırsa, bunun ne derece önemli olduğu ve Mustafa Kemal’in Cumhuriyet ilkelerine içtenlikle inandığı açıkça ortaya çıkar.
Cumhuriyet girişimi:
Sivas Kongresi günlerinde, İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Robeck, Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği raporda (17 Eylül 1919) Kongre’yi yorumlamış ve Sivas Kongresi’ni “bir Cumhuriyet girişimi” olarak nitelemişti.
Times gazetesi de, 22 Eylül 1919 günlü sayısında kongre için “Sivas’taki Anadolu Cumhuriyeti” diye başlık atmıştı.
İhtilal Meclisi:
23 Nisan 1920’de kurulan Meclis, Amasya Bildirgesi’nde belirtilen “Milletin kaderine el koyma” görevini yerine getiriyordu. Meclis kendi başkanını seçiyor, kendi üyeleri içinden bakanlar kurulunu seçimle oluşturuyordu. Padişaha karşı çıkıyor, Sadrazam Damat Ferit’i vatan haini olarak ilan ediyordu.
Aslında kurulan sistem, tam bir Cumhuriyetti. Bağımsızlık savaşı kazanıldıktan 50 gün sonra, 1 Kasım 1922’de “saltanat” yani padişahlık bir yasa ile ortadan kaldırıldı. Aslında bu karar başlı başına bir devrimdi.
İlana doğru:
Zaferden sonra yapılan seçimlerle oluşan II. Meclis, 11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başladı.
Cumhuriyet, Meclis’in açılışından 2.5 ay sonra, 29 Ekim 1923’te ilan edilmişti. Bu zaman diliminde Atatürk, adım adım Cumhuriyetin ilanı için çalışmalarını yapıyordu…
22 Kasım Pazartesi günü devam edeceğiz…