Birinci Dünya savaşından yenik çıkan, Almanya ve müttefikleri(İttifak Devletleri), sadece toprak kaybetmemiş, aynı zamanda da çok yüklü tazminat ödemek zorunda kalmışlardı. Almanya safında savaşa katılan Osmanlı, savaşın kaybedilmesi sonucunda, galip gelen İtilaf Devletleri ile Sevr Antlaşmasını yapmak zorunda kalmıştı. Sevr antlaşması ile İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus ve Yunanlılar, Anadolu’yu kendi aralarında paylaşmış ve savaştan yenik çıkan Osmanlıya, 70 bin kilometre kare toprak bırakmıştı. Galip devletlerin uzun vadeli stratejisi ise, Türkleri bu topraklardan tamamen koparmak, tekrar Orta Asya’ya sürmekti.

Atatürk Bu Çöküşü gördü.

Atatürk, İttihat ve Terakki’nin önceleri “aktif” bir üyesiydi. Ancak, cemiyetin liderlerini (Talat, Enver ve Cemal) yakından tanıyınca geriye çekilmişti. Atatürk, düşünce sistemi olarak hem İttihatçılardan hem de kendi arkadaşlarından tamamen ayrılır. Atatürk, başından beri “Cumhuriyetçi” ve “Devrimci”dir.

Atatürk’ün sınıf arkadaşı, Asım Gündüz (Org.), “Bizler vatan, millet ve Türklük fikrini ilk defa Harp Akademisi sıralarında ondan öğrendik” diyor. (Asım Gündüz, Hatıralarım, s.14)

Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk adlı eserinde, Atatürk’ün henüz 21 yaşında, 1902 yılında Harp Akademisi’nin birinci sınıfındayken “cumhuriyetçi” fikirler taşıdığını, 1905’te atandığı ilk görev yeri olan Şam’a gitmeden önce, arkadaşlarıyla yaptığı bir toplantıda, “Asıl dava, yıkılmak üzere bulunan bir imparatorluktan önce bir Türk devleti çıkarmaktır” dediğini belirtiyor. (Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, s.130)

Atatürk, daha 1905 yılında Osmanlı’nın yıkılışını görmüştü, onun küllerinden yeni ve modern bir Türk devleti çıkarmak istiyordu.19 Mayıs 1919’da Samsun’a, bu düşünceler ışığında ayak basmıştı. Amasya genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri, Anadolu’nun emperyalist işgalcilerden kurtarılması için neler yapılması gerektiği konusunu, enine boyuna tartışmak, birliği, beraberliği sağlayarak, düşmana aman vermemekti. Ancak, yokluk, fakirlik, imkansızlık, bir çok planlamayı güçleştiriyordu. Temsil heyetlerinin seyahatleri bile zorlukla yapılabiliyordu. İşte bunlardan birisi;

Temsil Heyeti’nin, Sivas'tan Ankara'ya giderken bütün parası, yol için 20 yumurta, 1okka peynir ve 10 ekmeğe yetmişti. Allah'tan Ankara'ya hareket etmeden kısa bir süre önce, Osmanlı Bankası'ndan senet karşılığı 1000 liraya yakın bir para buldular. Ayrıca Sivas Amerikan Okulu Müdiresi bir araba, birkaç lastik ve biraz benzin verdi. Atatürk, bunların parasını ödemek istediyse de müdire kabul etmedi.
27 Aralık 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya geldiği tarihi gün. O gün, 3 bin atlı ve 700 yaya Seğmen ve binlerce Ankaralı, Mustafa Kemal Paşa’yı bekliyor. Ankara ilçeleri, Bucak ve Köyleri Ankara’ya Mustafa Kemal Paşa’yı karşılamaya gelmişlerdi. 20 bin olan Ankara nüfusu 80 bine çıkmıştı.
Ankara Müftüsü Ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi, Seymen alayının önünde Mustafa Kemal Paşa’yı karşılar: --“Hoş geldiniz Paşa Hazretleri, Kızılca günümüzü aydınlattınız! Canla başla sizinle beraberiz.”
Ankara Müftüsü’nün“…Kızılca günümüzü aydınlattınız!” cümlesi ne anlama geliyor, ne anlatmak istiyor Rıfat Börekçi hoca?!...
Mustafa Kemal Paşa’nın Seymen Alayları ile karşılanışını bizzat yaşayan tarihçi Enver Behnan Şapolyo “Kızılca Gün” kavramını şöyle anlatıyor. “ Oğuz Türk töresi olan Seymen Alayı yalnızca devletin ve milletin buhran yaşadığı “Kızılca Gün” zamanlarda tertip edilir ve tertiplenen bu Seymen Alayı’ndan sonra da, devleti ve milleti yaşanan buhrandan kurtaracak bir lider seçilir. Selçuk Bey ve Osman Bey tahta çıkarken de Seymen Alayı tertip edilmiş ve devlete yeni lider seçimi gerçekleştirilmiştir.”
Seğmen düzülmeyi, yalnız Ankara anane olarak saklamıştır. Çünkü bütün Ankara civarı köyleri Oğuz boyları ile doludur.
Seğmen düzüleceği zaman, Ankara’nın Efeler kahvesi önüne sancak dikilir. Bu bayrak Seğmen alayının kurulmasına işarettir. Mustafa Kemal’in Ankara’ya geleceği günün sabahı da sancak dikildi. O zaman efeler kahvesi olan yer, Ulucanlara giden yolun üzerinde bulunan Sarı Ahmet’in kahvesi idi.
Kurulan Seğmen Alayında 30 zurna, 50 davul çalıyor, her taraf inliyor, bu kutlu gün cihana ilan ediliyordu.

Yarın devam edeceğiz…