Ruşeniye; Halfeti tarikatının bir kolu. 14. Yüzyılda kurulan bu kolun kurucusu Ruşeni Ömer Dede. Sünni bir tarikat.
İbadetlerin esası, zikir. Zikir yoluyla gönüllerini geçici dünya heveslerinden kurtararak, tanrı nuru ile aydınlanacaklarını, hakka ve hakikata ulaşacaklarını inancını taşırlarmış.
Kimsesiz, hiç kimse yok
Var, herkesin bir kimsesi
Kimsesiz kaldım, yetiş
Kimsesizler kimsesi dizeleri Ruşeni Ömer Dede’nin.
Ruşeni, kimsesizlere sahip çıkan, yardım eden, Allah olduğunu nede güzel ifade etmiş.
İslam dininde kaza ve kadere inanma var. Ama bu, her türlü kötülüğü-fenalığı yapalım, günahı işleyelim, sonra da bu kaderimiz deyip, suçu kadere yüklemek demek değil.
Yanlış hatalı, tehlikeli zararlı bir anlayış bu. Çünkü, Ulu Tanrı bizlere, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı, günahı-sevabı birbirinden ayıracak bir aklı ihsan etmiş. Yaptığımız her işten de, sorumlu tutmuş. Yani hataların, kusurların, yanlışların sorumlusu biziz, kaza ve kader değil.
İşte size bir örnek: Ticaret bir iş kolu, kazanç yolu. Buradaki kazanç dahil, her kazanç, meşru ve helal olmalı. Ama öyle olmuyor ki ! Yüksek fiyat, karaborsa, hile, hırsızlık, faizcilik, rüşvet dahil her türlü ahlaksızlık ve usulsüzlük var. Bunlar ahlaka, vicdana, insafa sığmayan, erdemden yoksun alçakça davranışlar. Ama bunları yapanlar, utanmıyorlar.
Bugüne kadar tüm dinler, ahlak sistemleri, yasalar bu erdemsiz davranışları önleyememiş. Galiba da önleyemeyecek. Böyle davranışların çoğalması ve yadırganmaması korkutuyor, endişe veriyor. Çünkü böyle toplumlarda huzur, barış, güven yoktur, anarşi de kol gezer. Yaşam da çekilmez hale gelir.
Bunlar için devlet dahil herkes, düzelmesi yolunda çaba sarf etmelidir. Bunun başka bir yolu yok.