Dünya misafirhanesinin bilemediğimiz bir süre için konuklarıyız hepimiz.Yaşam gemisiyle çıktığımız ömür yolculuğumuz, ne gün, nerede sona erecek bilinmez. Geçmiş de gelecek de, birbirinden ayrılmayan zamanın bir sonsuzluğu. Geçmiş sayılan eski de, gelecek olan yarının başlangıcı. Her son, yeni bir başlangıç, her yok oluş da yeniden bir doğuş, yenilenme. Böylesi bir dünyada yaşıyoruz işte.
Önce, dünya ve yaşam gerçeğini ve de kendi gerçeğimizi kavramalı, anlamalıyız ki, süreli ömrümüzü mutlu geçirebilelim. Bunu başarırsak, nefsimizi kötü yollara iten hırsalrımızı yenmeye, kanaatkar olmaya, paylaşmaya, iyilik yapmaya yönelebiliriz.
Her işin başı sevgi. Evren bile, sevgi üzerine kurulmuş. Sevgi, Tanrı’nın bir lütfu, yaratılışın kaynağı, özü. Bir davranış, ruh gücü, bir karakter göstergesi. Kapalı kilitleri, kapıları açan bir anahtar. Bir yöneliş, insanın dünyaya karşı tutumu. İnsanları yaklaştıran olumlu, iyi duyguların tümü bir iletişim, bir paylaşım ve de karşılık verme.
İyiliğin kökünde de sevgi var. İyilik kendimizden başkalarını sevmekle başlar. Bir insanın iyi olması yeterli değil.
Başkalarının iyiliğini de istemeli, bu konuda yardımcı olmalı. İyilik, iyi, namuslu ve sevgi dolu insanların işi. İyilik, severek, gönül rızasıyla, kişinin gücü nispetinde, karşılık beklemeden, karşısındakini incitmeden, küçük düşürmeden, yerinde ve layık olana, ihtiyacı bulunana yapılmalı.
Çıkar için yapılan iyilik, yemdir, tuzaktır. Samimiyetten uzak, kuzu postuna bürünmüş kötü niyetli insanların iyilik gösterilerine kanmamalı. Çünkü iyilik düşünen, iyilik yapar. Fenalık düşünen, küçük ruhlu insanlardan sadece kötülük gelir, iyilik gelmez. Bir yengece, doğru yürümesi öğretilemez ki.
İyilik sadece maddi midir? Hayır değil olamaz da. Gönül alma, güzel bir söz ve davranış, ilgileniş, ziyaret ediş, bilgi verme, yol gösterme, iyiye yöneltme, moral takviyesi de iyiliktir.
Amaç iyilik yapmanın, yardım etmenin sürekli oluşuyla bunu bir huy, alışkanlık haline getirmek olmalı. Böylesi davranışların ve kişilerin artışı, sosyal denge ve barış için çok önemli.
Kur’an’da buyuruluyor ki “Allah iyilik edenleri sever”. Mülkün asıl sahibi Allah. “Sevdiğiniz şeylerden başkalarına vermedikçe, en yüksek iyiliğe ulaşılamaz” buyuruluyor. Aslında malından veren, Tanrı emanetini, Tanrı adına bir görev ve sorumluluk olarak ihtiyacı olanlara ulaştırıyor. Yapılan iyiliği herkes anlar mı? Ne yazık ki, bunun cevabı hayır. İyiliği, sadece iyiler anlıyor. Kötüler ve fenalar anlamıyor, anlamak da istemiyor. İyiliklerini unutturan, kıskançlık ve de haset duygusu.
Hacı Bayram Veli, Makaalat’ında şöyle diyor: “Üç dostum vardır. Öldüğümde biri evde kalır, birisi yolda, birisi de benimle gelir. Evde kalan malımdır. Yolda kalan yakınımdır. Benimle gelen iyiliğimdir. “İyiliğin kalıcılığını, ne de güzel dile getirmiş Hacı Bayram Veli.
İyilik duygusu, bencilliği frenler, kişiyi dengede tutar, kötülükleri giderir. Karşılık beklemeden iyilik ve yardım eden, yaşamından da zevk alır. Böylesi kişiler sevilir, sayılır. Geçici zevklerin, hele utanç verici cinsten olanların bedeli çok ağır. Zevk bitiyor ama, utancı yapışıp kalıyor kişinin üstüne. İyiliğin, yardımın zevki bambaşka. Hele gösterişsiz ve de kalıcı cinstense.
İyilik, karşılıksız kalmamalı. En azından teşekkür edilmeli. Gerçek iyiliksever ne karşılık bekler, ne de ödül. Ama ödüllendirilirlerse, başkalarını teşvik bakımından yararlı olur. Çok kez, iyilik eden iyilik bulur kötülük eden de kötülük. Ne ekilirse, o biçilir. Bazen, böyle olmuyor. Özellikle, fazla iyilik eden o iyilik ettiğinden kötülük görüyor. İyiliğin getirdiği ödenemeyecek kadar ağır minnet borcu, işi cinayete kadar götürüyor. Brütüs’de olduğu gibi.
Hz. Ali’nin “İyi insan kötülüğü iyilikle, kötü insan ise iyiliği, kötülükle karşılar“ sözünü bu olaylar doğruluyor.
İyilik et, ister anlasınlar ister anlamasınlar. Onun sana verdiği huzur, mutluluk, her şeye değer. İyilikle dolu gönüllerde kötülüğe yer yok. Kötülüğe karşı iyilik, bazen düşmanı bile dost ediyor. Kötülük yapmak kolay, zor olan iyilik yapabilmek. İyilik etmesen de, kötülük yapmak zorunda değilsin ki. İyilik yapmak mümkünken, yapmamak da bir anlamda kötülük değil mi?
İyilik ve yardımı, bir yaşam tarzı seçenlere ne mutlu!