Birbirinden kişilikleri çok farklı olan Behçet Necatigil ve Attila İlhan’dan söz edeceğim bu yazımda.

Behçet Necatigil, Kabataş ve Işık Liselerinde edebiyat öğretmenliği yapmış ve çok sevilen bir insan. Mütevazi, olgun ve tam bir İstanbul Beyefendisi.

Attila İlhan ise; solculuk uğruna yıllarca mücadele eden, başı dertten kurtulmayan atak biri.

Behçet Necatigil’in öğrenciliğini yapmış olan yakın arkadaşlarım Işık Olcay, Selim Baysan, Hüseyin Özbek ve Turgut İçten kendisinden övgü ile bahsediyor. Şimdi sunacağım şiiri de bir dönemin zarif aşkının ifadesi.

GİZLİ SEVDA

Hani bir sevgilin vardı

Yedi sekiz sene önce,

Dün yolda rastladım

Sevindi beni görünce.

Sokakta ayak üstü

Konuştuk ordan burdan,

Evlenmiş, çocukları olmuş

Bir kız, bir oğlan.

Seni sordu

Hiç değişmedi, dedim,

Bildiğin gibi…

Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,

Kendilerininmiş evleri…

Bir suçlu gibi ezik,

Sana selam söyledi.

Sevgi burada, saygı duyulacak bir duygu. Ama günümüzde gecelik aşklar gündemde. Ekonomideki kullan at ilkesi aşk dahil her şeyde geçerli.

Attila İlhan ise; son zamanlarda bir düşünür gibi konuşur oldu. Ödüller kazanan bu şairimizin kardeşi Çolpan İlhan, Sadri Alışık eniştesi ve Kerem Alışık’ta yeğeni. Onun beğendiğim iki şiiri.

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun.

Şimdi sunacağım şiir onun mücadeleci ve hırslı kişiliğinin bir örneği.

ÜÇÜNCÜ ŞAHIS

Gözlerin gözlerime değince

Felaketim olurdu, ağlardım

Beni sevmiyordun bilirdim

Bir sevdiğin vardı duyardım

Çöp gibi bir oğlan, ipince

Hayırsızın biriydi fikrimce

Ne vakit karşımda görsem

Öldüreceğimden korkardım

Felaketim olurdu ağlardım.