İyi yönetim konusundaki çalışmaları destekleyen uluslararası kuruluşlardan bir diğeri olan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ise “yönetim” kavramını şu şekilde tanımlamaktadır: “Yönetim (governance), bir ülkenin ekonomik ve sosyal kaynaklarının yönetiminde sahip olunan güç ve yetkilerin kullanımını ifade etmektedir.” (Holmes vd. 2000;12.) Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı üzere “İyi Yönetim” kavramını yaygın olarak kullanan uluslararası kuruluşlar, bu kavramla genel olarak katılımcılığın, şeffaflığın (yönetimde açıklığın), hesap verme sorumluluğunun (accountability), bu konuda ayrıca bkz: World Bank, Reforming Public Institutions and Strengthening Governance., A World Bank Strategy, November 2000. Washington DC: World Bank Publication. S.15. ; World Bank., World Development Report , (The State In A Changing World), Oxford: Oxford University Press, 1997. s. 7. 56 denetimin, yönetimde ahlak, erdem ve liyakatin vs. hakim olduğu bir yönetimi vurgulamaktadırlar. (Kaufmann-Kraay-Zoido-Lobatón.1999a; 1999b; 2000.) Kanaatimizce, yönetim kavramı tüm bu özellikleri ve/veya unsurları içerecek şekilde ele alınmalı ve tanımlanmalıdır. Yönetim konusunda bir çok bilimsel araştırmayı gerçekleştiren Dünya Bankası uzmanlarından Kaufmann, Kraay ve Zoido-Lobatón’ın yaptığı tanımlama ise şu şekildedir: (Kaufmann, Kraay ve Zoido, 2000; 10.) “Yönetimi, belirli bir ülkede güç ve yetkinin ne şekilde kullanıldığı ve uygulandığını belirleyen gelenekler ve kurumlar olarak tanımlıyoruz.” Biz “iyi yönetim” kavramını şu şekilde tanımlıyoruz. (Aktan,1994; Aktan, 1998. Aktan, 2003.) İyi Yönetim; devlet yönetiminde temsil, katılım ve denetimin, etkin bir sivil toplumun, hukukun üstünlüğünün, yerinden yönetimin, yönetimde açıklık ve hesap verme sorumluluğunun, kalite ve ahlakın, kurallar ve sınırlamaların, rekabet ve piyasa ekonomisi ile uyumlu alternatif hizmet sunum yöntemlerinin ve nihayet dünyada gerçekleşen dijital devrime (yeni temel teknolojilerdeki gelişmelere) uyumun mevcut olduğu bir siyasal ve ekonomik düzeni ifade etmektedir. Bu tanımın unsurları aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Şekil-1: İyi Yönetimin Temel Özellikleri ve Başlıca Unsurları Kaynak: Yazar tarafından geliştirilmiştir. Hukukun Üstünlüğü Yönetimde Açıklık Hesap Verme Yönetim Ahlakı Rekabete ve Piyasa Mekanizmalarına İşlerlik Kazandırma Etkin Sivil Toplum ve Katılım Denetim Toplam Kalite İYİ YÖNETİM (GOOD GOVERNANCE) Kurallar ve Sınırlamalar Yerinden Yönetim (Desantralizasyon) Dijital Devrime Uyum Toplumu Güçlendirme (Empowerment) 57 IV. SONUÇ Abraham Lincoln demokrasiyi; “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi” olarak tarif eder. Bu ideal tanım demokrasinin üç temel özelliğini ortaya koymaktadır. Bunlar; ‘Temsil, Katılım ve Denetimdir.’ Halkın, temsilcilerini seçme özgürlüğünün bulunduğu, yönetime aktif olarak katılabildiği ve temsilcilerinin karar ve eylemlerini denetleyebildiği bir siyasal düzen, ancak demokrasi olarak adlandırılabilir. Karl Popper’in terminolojisi ile ifade edecek olursak; demokrasi, bir ‘Açık Toplum’ düzeni olmalıdır. Şeffaflık (açıklık) demokrasinin gereğidir. Yönetilenler (halk) ile yöneticiler arasında yakın bir iletişimin daima mevcut olması gerekir. Yönetim ve iletişim, birbirlerinden ayrılamayacak iki kavramdır. Son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan “governance“ kavramı, yöneticiler ile yönetilenler arasındaki iletişimin önemini ortaya koyması açısından değer taşımaktadır. Thomas Jefferson’un ünlü “devlet meşru gücünü, yönetilenlerin yönetenler hakkındaki mutabakatından alır” sözü devlet yönetiminde “iyi yönetim” kavramının çok önem taşıdığını vurgulamaktadır. “İyi Yönetim“ kavramının içerisinde diyalog ve uzlaşma yer almaktadır. Halk, önce hür iradesi ile mutabakata (consensus) dayalı olarak temsilcilerini seçebilmeli (siyasal katılım ve temsil), onlara bu şekilde yönetme hakkını vermeli (temsili vekalet), yöneticiler ile yakın bir iletişim içerisinde bulunarak kamusal kararlara katılabilmeli (yönetime katılma) , ve yöneticilerin güç ve yetkilerini kötüye kullanmamaları için onları kontrol (denetim) edebilmelidir. İşte gerçek demokrasi, ideal devlet ve iyi yönetim için bu anahtar kavramların varlığı ve işlerliği gereklidir. Şüphesiz, halk ile temsilcileri arasında iletişimin (siyasal katılmanın) varlığı demokrasi için yeterli değildir. Halk aynı zamanda yöneticilerin karar ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu da kontrol edebilme hakkına sahip olmalıdır. Devletin meşruiyeti için mutabakat kadar, siyasal gücün denetimi ve sınırlandırılması da önem taşır.

Siyasal gücün sınırlandırılmadığı bir siyasal düzen, artık demokrasi olmaktan çıkar ve keyfiyet rejimine dönüşür. Sınırsız demokrasi, kaçınılmaz olarak despotizme doğru kayar…

SON SÖZ: ‘’ADALET, ÖNCE DEVLETTEN GELİR. İNSANI YAŞAT Kİ, DEVLET YAŞASIN.’’ *Hz.Ali*