68 kuşağının ve tüm şiir severlerin dilinde olan bir şiirdir, ‘HAYDİ ABBAS’ şiiri.

Bu şiir, asıl adı, Hüseyin Cahit Tarancı veya bilinen adıyla Cahit Sıtkı Tarancı yazmıştır. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin, önde gelen şairlerinden biridir. "Otuz Beş Yaş" şiiriyle özdeşleşen Tarancı, "sanat için sanat" anlayışına bağlı kalan bir şairimizdir.

2 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır’da doğmuştur. Asıl adı Hüseyin Cahit’tir. Diyarbakır’ın eski ve köklü ailelerinden Pirinççi zâdeler’e mensuptur. İlk ve orta okulu Diyarbakır’da okudu; daha iyi bir öğrenim görmesi için babası tarafından İstanbul’a Saint Joseph Lisesi’ne gönderildi. Daha sonra bu okuldan Galatasaray Lisesi’ne geçti. (1936). Cumhuriyet gazetesinde hikâyelerini yayımlayan Nadir Nadi’nin maddî desteğiyle, öğrenimine devam etmek üzere, 1938 yılı sonlarında Paris’e gitti ve orada Ecole Sciences Politiques’e kaydoldu. Paris’te Oktay Rifat’la birlikte bir süre Paris Radyosu Türkçe Yayınlar Servisi’nde spiker olarak çalıştı. Temmuz 1940’ta Paris Almanlar tarafından bombalanırken, Paris’i terk edip önce Lyon’a, oradan Cenevre’ye geçti. İsviçre’de kısa bir süre kaldıktan sonra Türkiye’ye döndü.. 1944 yılı sonlarında Ankara’ya gitti ve Anadolu Ajansı’na mütercim olarak girdi. Bu tarihten itibaren aralarında Orhan Veli Kanık, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday, Baki Süha Ediboğlu, Oktay Rifat, Ceyhun Atuf Kansu, Yaşar Nabi Nayır, Cevdet Kudret Aksal, Sabahattin Eyüboğlu gibi şair ve yazarların bulunduğu edebiyatçılar çevresinde yaşamaya başladı. Arkadaşı Samet Ağaoğlu’nun yardımıyla tedavi için gittiği Viyana’da, öldü (12 Ekim 1956); Ankara, Cebeci Asri Mezarlığına Defnedilmiştir..

Aynı nesle mensup Orhan Veli ve arkadaşları gibi o da, gerek toplumsal gerekse dinî ve tarihî değerlere ilgi duymadığından, boşluğa düşmüş, bundan dolayı bir kaçış psikolojisiyle bazen tabiata, bazen da yaşama sevincine sığınmaya çalışmıştır.

Kendi neslinin diğer şairleri gibi, dünyayı duyularıyla kavramaya ve tadını çıkarmaya çalışan Cahit Sıtkı’nın, hemen bütün şiirlerinde ölümün gölgesinde yaşayan insanoğlunun yaşama sevinci veya buruk tadı duyulur. Şiirlerinin çoğunda ölüm, içinde yaşanılan bu güzel dünyayı sona erdirecek bir tehdit şeklinde, varlığını hissettirirken mutluluğu zaman zaman çocukluk günlerine dönmek suretiyle yakalamaya çalışır. Şiirlerinde yaşamayı âdeta bir ibadet gibi gören, vatan topraklarının mutlu insanlarla dolmasını arzulayan Cahit Sıtkı’nın, günlük hazları ölümsüzleştirmesi büyük başarılarından biri kabul edilmiştir. Şiirlerinde yalnızlık, çaresizlik, çirkinlikten şikâyet ve ölüm korkusu yanında yaşama sevinci de dikkati çeken en önemli temalardır. Fazla bir derinlik taşımamakla birlikte sade, akıcı ve ahenkli bir dil kullanması dolayısıyla, şiirleri devrinde geniş bir okuyucu kitlesi tarafından sevilerek okunmuştur. Türk edebiyatında şiir üzerine en çok düşünen şairlerden biri olan Cahit Sıtkı, bu konudaki görüşlerini çeşitli yazılarıyla mektuplarında uzun uzadıya açıklamıştır.

Yarın devam edeceğiz…