Hodge'a göre, ABD'nin istikrarsız iç ve dış politikaları ile uluslararası arenada öngörülemez bir ortak haline gelmesi, küresel merkez bankalarının rezerv stratejilerinde kalıcı bir değişikliğe yol açtı. Rusya-Ukrayna savaşıyla hızlanan dolardan uzaklaşma eğilimi, merkez bankalarını dolar riskini azaltmak için altın alımlarını artırmaya itti.
Küresel aktörlerin doğrudan dolar satmak yerine, vadesi dolan dolar pozisyonlarına yeniden yatırım yapmayarak piyasadan sessizce çekildiğini belirten Hodge, bu rezerv değişimlerine rağmen Amerikan özel sektörünün dinamik ve yenilikçi yapısının dolara olan yapısal talebi desteklemeye devam edeceğini vurguladı.
Dışsal şokların enflasyonu yukarı taşıdığını ancak yerel enflasyon dinamiklerinde bir aşırı ısınma olmadığını belirten deneyimli ekonomist, politika yapıcıların geçici dış şoklar ile kalıcı yerel enflasyon dinamiklerini titizlikle birbirinden ayırması gerektiğini ifade etti.
Tüketici Fiyat Endeksi'nin üçte birini oluşturan konut sektöründeki gevşeme ve yüzde 2'lik enflasyon hedefiyle uyumlu ilerleyen ücret artışları göz önüne alındığında Natixis; Fed'in 2026 yılı boyunca uzun bir bekleme sürecine girmesini ve faizleri sabit tutmasını öngörüyor.
Fed'in yeni başkanı Kevin Warsh'ın ileriye dönük rehberlik sunmaktan ve faiz tahmin grafiklerinden kaçınmasını mevcut belirsizlik ortamında doğru bir hamle olarak değerlendiren Hodge, Warsh'ın söylemlerindeki bazı risklere de dikkat çekti.
Warsh'ın fiyat istikrarı konusunda sergilediği aşırı "şahin" tutum ve resmi metinlerde kullandığı sert ifadelerin kendisini bir güvenilirlik tuzağına çekebileceğini savunan Hodge, beklentilerin üzerinde gelebilecek olası bir TÜFE verisinin bu sert söylemler nedeniyle Fed'i zorunlu bir faiz artışına itebileceğini belirtti.
Ekonomist, petrol fiyatlarındaki düşüş, zayıf istihdam verileri ve büyüme revizyonları gibi makroekonomik veriler ışığında şu an için yeni bir faiz artırımına gerek duyulmadığının altını çizdi.