Erdursun, popülist söylemlerden uzak, tamamen matematiksel veriler ve enflasyon tahminleri üzerinden bir yol haritası çizerek, emeklilere "kendi hesabınızı yapın" çağrısında bulundu. Uzman, mevcut sistemin sunduğu artış oranlarının, geçim derdiyle boğuşan emekli için maalesef beklenen refahı sağlamaktan uzak olduğunu belirtiyor.
Matematiksel Projeksiyon: Yüzde 25'lik Yıl Sonu Hedefi
Özgür Erdursun'un çalışmalarında en dikkat çeken nokta, 2026 yılı için belirlenen yüzde 25'lik enflasyon beklentisi. Bu oranın gerçekleşmesi halinde emekli maaşlarının Temmuz ayında yüzde 15'lik bir artış göreceği tahmin ediliyor. Erdursun'a göre, bu zam oranı kök maaşlara yansıyacak olsa da taban aylık seviyesinde ciddi bir iyileşme yapılması kaçınılmaz görünüyor. "Şu an 20 bin TL olan en düşük aylığın, enflasyon verileriyle ancak 23 bin TL seviyesine taşınabileceğini görüyoruz" diyen Erdursun, bu rakamın alım gücündeki erimeyi durdurmaya yetmeyeceği görüşünde.
Siyasi İrade Faktörü: Refah Payı Olmazsa Kayıp Sürer
Erdursun'un analizindeki en önemli uyarı, hükümetin "refah payı" kartını kullanıp kullanmayacağı üzerine kurulu. Eğer ekonomi yönetimi, taban aylıkta 23 bin TL veya 25 bin TL'yi "yeterli" bulursa, emekli uzun vadede fakirleşmeye devam edecek. Sosyal Güvenlik Uzmanı, emeklilerin bu süreçteki en büyük umudunun yasal düzenleme olduğunu ifade ederek, "İstatistiklerin ötesinde bir iyileştirme şart" uyarısını yineledi. Kısacası, 2027 yılı başında maaşların 25 bin TL seviyesine gelmesi, sadece bir fiyat ayarlaması olacak, gerçek bir maaş artışı veya alım gücü yükselişi olmayacak.



