Son günlerde ülkemizin Afganistan uyruklu düzensiz göçmenlerin akınına uğradığı şeklinde haberlere konu olduğu görülmektedir. Siyasiler kendi bakış açılarına göre Suriye’den gelen sığınmacıları da içine alacak şekilde düzensiz göçle ilgili tartışma başlattılar. Konu Mecliste, yazılı, sözlü ve sosyal medyada daha ziyade sosyal ve siyasi boyutuyla ele alınmaktadır. Ben de bu günkü yazımda olayın ekonomik boyutunu irdelemek istiyorum.

Öncelikle göçün “düzensiz” olduğunu vurgulamak istiyorum. Düzensiz kelimesini “gelinen ülkenin haberinin ve planlamasının“, daha da önemlisi “ihtiyacının” olmaması gibi nedenlerden dolayı kullanıyorum. Zaten olayı sıkıntılı hale getirenler bunlardır. Yoksa ihtiyaç duyulan, planlı bir şekilde alınan göçler, ülkeleri sıkıntıya sokmak bir yana yarar getirir. İkinci dünya savaşı sonrası Almanya’nın aldığı göçlerin ne kadar faydalı olduğu ortadadır. Aynı şekilde Kanada ve Avustralya zaman içerisinde belirli meslek gruplarına mensup, istediği şartları taşıyanları hala göçmen olarak çağırmaktadır.

Gelinen ülkelere habersiz, plansız ve ihtiyaç olmaksızın gelenler ilk önce o ülkede gıda fiyatlarının artışına neden olmaktadır. Gıda üretimi halk tabiriyle zar-zor kendilerine yetiyorsa, alınan göç rakamı ülke nüfusunun % 5’ini aşmasıyla birlikte toplam talepte artışa neden olmakta, bu durum kaçınılmaz bir şekilde gıda fiyatlarını yükseltmektedir. Ülkemizde son yıllarda gıda fiyatlarının inanılmaz boyutlara ulaşmasının nedenlerinden bir tanesi de aldığımız hızlı dış göçlerdir.

Düzensiz dış göçlerin en fazla etkilediği alanlardan bir diğeri konut fiyatları veya konut kiralarıdır. Beslenmenin ardından insanın ikinci en önemli ihtiyacı olan barınmayı temin eden konutların fiyatları veya kiraları dış göçlerin ardından hızlı bir artış kaydetmektedir. Gıda üretimi gibi konut yapımı da çok kısa sürede artırılamamaktadır. Talep arzdan fazla olduğunda fiyatlar baş döndürücü şekilde yükselmektedir. Türkiye’de gıda fiyatlarında olduğu gibi konut fiyatlarında veya kiralarındaki hızlı artışa neden olan faktörlerden birisinin de kısa sürede alınan dış göçler olduğunu söylememiz yanıltıcı olmayacaktır.

Konunun en can sıkıcı kısmı ülkedeki emek piyasasına olan olumsuz etkisidir. Düzensiz göçmenler genellikle yeterli eğitimi almamış, bir mesleği olmayan kişilerdir. Gittikleri ülkelerdeki inşaat, tekstil, tarım veya hizmetler sektörünün en alt kademesindeki “iş pozisyonlarına” talip olurlar. Sigorta istemeden çok düşük ücretlere çalışmaya razı olduklarından ilk önce emek piyasasında ciddi düşmelere neden olurlar. İşverenler mevcut çalışanlarına ücretlerini düşürmeleri yönünde baskı yapar, sonuç alamaz ise işlerine son verir. Ülkemizde son yıllarda değinilen iş yerlerinde hissedilir derecede yabancıların çalıştıkları gözle görülür hale gelmiştir.

Saygılarımla