Bilhassa gençler arasında yayılma eğilimi yüksek olan deizm konusunda, sosyologlar, psikologlar, din bilimcileri ve felsefe hocaları muhtelif çalışmalar yapıyor. Olayın nedenlerini akılcı bir yaklaşımla ortaya koymak, bilimsel açıdan gelişmeleri irdelemek için.
Bunlardan biri de, Prof. Yasin Ceylan.
Gençler arasında deizmin yaygınlaşması normal.
28.08.2017 - 04:45 | Güncelleme: 28.08.2017 - 15:04Muhafazakâr gençler arasında deizm yaygınlaşıyor mu? ODTÜ Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Yasin Ceylan görüşlerini şöyle açıklıyor:
Muhafazakâr gençler arasında deizm yaygınlaşıyor mu? Geçtiğimiz hafta pek çok yazarın köşesine taşıdığı bu iddia, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çıkarılan aylık ‘Diyanet’ dergisinin ağustos sayısında “Deizm, Ateizm, Nihilizm Kıskacında İnsanlık” konusunun işlenmesinin ardından alevlenmişti.
Peki deizm nedir? Gençler arasında gerçekten böyle bir eğilim var mı? Türkiye’de ve dünyada semavi dinlere sempati azalıyor mu? Bütün bu soruları ODTÜ Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Yasin Ceylan yanıtlıyor.
Böyle hassas bir konuda Prof. Ceylan’ın her iki kesimin yani, hem ilahiyatçıların hem de felsefecilerin iddialarını derinlemesine bilen bir isim olması. Çocukluğunda klasik medrese eğitimi almış, imam hatip ve İlahiyatta okuduktan sonra felsefeye yönelmiş, Edinburgh da felsefe doktorası yaptığı günlerde İslam’ı sorgulamaya başlamış ve sonunda deizmi seçmiş bir isim Yasin Ceylan. İngilizce, Arapça ve Farsçaya hâkim; “Bilim, Din ve Felsefe”, “Felsefeci Gözüyle İnanmak”,”Tanrı’ya İnanmak veya İnanmamak” gibi onlarca makaleye imza atan bir akademisyen olarak konuya yaklaşımı, özellikle de İslam ve Müslümanlığın bugünkü dünyadaki karşılığı üzerine sözleri tartışma yaratacak cinsten...
*Prof. Yasin Ceylan: Batı’da da Hıristiyanlıktaki Tanrı’yı kabul eden çok az kişi kaldı.
Dindar muhafazakâr gençler arasında deizmin yükseldiği öne sürülüyor. İmam hatip ve İlahiyat mezunu bir felsefeci olarak bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?
Deizm, tüm evrenin gerisinde hareket veren bir güç olduğuna inanan bir Tanrı inancıdır. Ancak bu Tanrı insanların ilişkilerine karışmaz. Sadece ilk hareketi verir, dolayısıyla bir elçi göndermez, kutsal kitap göndermez. Yasaklar koymaz. Bir Tanrı vardır ama sadece evrene başlangıç hareketi veren bir kudrettir. Gençlerin neden deizme yönlendiğiyle ilgili ben bir araştırma yapmadım ama Batı basınında da bu tür makaleler çıkıyor. Kutsal kitaplardaki metinlerin bilimlerle çeliştiğine inananların sayısı arttı. Batı’da, modern çağda artık geleneksel Hıristiyanlık inancındaki Tanrı’yı kabul eden, kiliselere giden çok az kişi kaldı.
Gençlerin arasında deizmin yaygınlaşmasını neye bağlıyorsunuz?
Bunu Sami dinlerinin kısıtlayıcı lığına, insan zihnini belli kalıplara sokmasına bağlıyorum. İnanç devri kapandı, insanlar artık bilgiyle hareket etmek istiyorlar. İnancın yerini bilgi ve sorgulama aldı. “Hayır ve şer hepsini Tanrı yaratmış” diyorlar. Birçok rasyonel insan “Peki, şer’i niye yaratmış olsun, bu kötülüklerin gerisinde niye Tanrı olsun” diye soruşturuyor ve sonunda Semavi dinlerdeki Tanrı’ya karşı sempatisini yitiriyor. Hıristiyanlıkta da, İslam’da da böyle oldu. İnsanlar rasyonelliğin daha güçlü olması sebebiyle Sami dinlerindeki Tanrı’dan uzaklaşıyorlar.
‘İSLAM’IN BATI TİPİ MEDENİYET KURMA İHTİMALİ YOKTUR.’
Türkiye’deki gençlerin deizme meyletmesinde İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun da etkisi olabilir mi?
İslam medeniyeti diye bir iddia söz konusuysa, o medeniyet Batı dünyasının tanımladığı bir medeniyet olamaz, çünkü o medeniyetin unsurları daha çok öbür dünyaya yöneliktir. Şimdiki İslam dünyasının 100 yıl öncesinden daha iyi olduğunu mu sanıyorsunuz? Hiç iyi değil. Yüzyıl önce İslam dünyası başta Osmanlı olmak üzere, galip güçler tarafından paramparça edildi. Aradan yüzyıl geçti, 57’ye yakın İslam ülkesi var, hangisi ne yapıyor? Özellikle bu son zamanlarda tekrar dini kimliğe, eğitimde dini kavramlara, başarılı gençlik yerine dindar gençliğe dönüş ideali var ve bu çok yanlış. Böyle bir gençliğin Amerika, Avrupa gençliği ile yarışabilmesi size makul geliyor mu? Dindar nesil yetiştirmek neye yarayacak? Bilimden, ilimden daha çok uzaklaşılıyor.
Ne ilgisi var?
Çünkü Müslüman, dünya mutluluğu peşinde değildir, ODTÜ’de okudum, medreseden geliyorum. İslam’ın ön gördüğü dünya, öbür dünyaya yatırımdır, buraya geçici bakar. Dünya mutluğu ikinci plandadır, asıl mutluluk, ertelenmiş mutluluktur. Bununla ilgili, “Burası öbür tarafın tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin” gibi birçok hadis var. Bir insanın zihninde bu varken eden bu dünyada bu kadar başarılı olsun? Yatırımı öbür tarafadır. İslam’ın Batı tipi bir medeniyet kurma ideali yoktur, ihtimali de yoktur. Batı medeniyetinde, bilim, sanat, edebiyat, kültür, refah, neşe, şiir vs. vs. falan var. İslam böyle bir toplum öngörmüyor. Ben de iddia ediyorum ki dünya mutluluğu olmadan başarı olmaz, dünya mutluluğu olmadan ahlak da olmaz. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, sevemez. Mutsuzlar arasında dayanışma da olamaz.
Devam edecek…