Sık sık dile getirdiğim bir husus var: Bu sütunlarda, sadece kendi görüş ve düşüncelerimi değil, topluma yararlı olacağına inandığım, değerli dostlarımın ve akademisyen arkadaşlarımın da, görüş ve düşüncelerine zaman zaman yer vermekteyim. Amaç; ‘bağcı dövmek değil, üzüm yemektir.’

Bu memleket bizim. Bu toplum bizim. Memleketin ve toplumun hayrına olan, faydalı ve yararlı görüşlere her zaman açığız…Hepimiz aynı gemi içindeki yolcular gibiyiz.

İyiyi, güzeli, doğruyu, yararlıyı, yazmakta, egoist olmadan, ben ben demeden paylaşmaktayım. Tabii ki sütunumuz kısıtlı. Değerli dost ve arkadaşlardan gelen her türlü, duygu, düşünce, öneri, eleştiri, fikir ve olaylarını, bu sütunlarda ilkelerimize( doğru-yararlı) bağlı kalarak değerlendiriyoruz. Takdir edersiniz ki, sütun ve zaman imkanı bizi eleme yapmaya itiyor.

Evet…Durumu bu şekilde özetledikten sonra, gelelim, bu günkü yazı konumuza:

Kıymetli arkadaşım ve kıymetli akademisyen Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Geçtiğimiz ay içerisinde, öğrencisi tarafından katledilen, Hukuk Fakültesi, Ar-Görevlisi, Ceren Şenel’inolayı üzerine, görüşlerini dile getirdi. Biz de bundan hareketle, eğitim sistemimiz hakkında paylaşımda bulunalım istedik.

‘Nasıl Bir Eğitim Sitemimiz Olsaydı, Ar-Gör Ceren Şenel Öğrencisi Tarafından Öldürülmezdi.’

Eğitimci olarak eğittiğimiz insanların her yönü ile çalıştığı konuyu enine-boyuna tartıştırabilen, birikimli ve bilinçlenmiş ve toplumuna yaralı olmasını sağlamak zorundayız.

İyi eğitilmemiş, ne istediğini bilmeyen kişiler ise tersinden toplumuna zarar verebilirler.

Çankaya Üniversitesi, Hukuk Fakültesinde kopyadan yakaladığı öğrencisi tarafından üniversitedeki odasında öldürülen Ar-Gör. Ceren Damar Şenel'in öldürülmesi çok üzücü ve üzücü olduğu kadar de, düşündürücü. Geçmişte bu ve benzeri sonuçları çoğu defa, kenar mahalleler de yaşanırdı. Üniversitelerde eğitim ezbere dayanmadığı için öğrenciler ile öğretim üyeleri arasında not tartışması pek yaşanmazdı. Maalesef artık üniversitelerimizde de (biraz da öğrenci sayısının fazlalığının da etkisi ile) sınavlar test ve ezbere eğitime yönelmiş olmasından kaynaklanan hak edilmeyen puanların (not) istemi yaşanıyor. Ar-Gör. Şenal’in ölümü üzerinde her kesimden gerekli kınama, açıklamalar yapıldı. Sorun neydi? Öldürme basit bir sınavda kopya çekme işlemi mi,? Güvenlik zafiyeti mi, yoksa üniversite yönetiminin gözden kaçırdığı hatalar var mıydı? gibi sorular pek sorulmadı. Bütün bu yaşananlardan sonra başta YÖK ve Üniversite yönetimleri ne tür öneriler geliştirdiler ve sonuç ne oldu? gibi açık soruları galiba tartışmadık ve de derinlemesine de sorgulamadık.

‘Öğrenciler Hocaların Ders İşlemek İçin Hazırlandıkları Sayıtlarının Fotoğrafları İle Sınava Hazırlanıyor’

Bugünlerde üniversitelerin yılsonu sınav dönemi, çoğu hocanın kapsında ağlayan sızlayan öğrenciler belirir. Geçmişte olmayan bir usul oluşmuş. Şöyle ki: çoğu öğlenci 4 haftalık devamsızlık yapmayı, neredeyse doğal verilmiş bir hak olarak görüyor ve kullanmak istiyor. Devamsızlık hakkı her türlü olumsuz, sağlık, ölüm, tabii afetler vs. gibi durumlar için öğrencinin dönem kaybetmemesi için verilmiş bir hak. Bu hak kötüye kullanılamaz.

Öğrencilerin derse ilgisizliği ne yazık ki üniversite eğitiminde bütünlüklü bir eksikliği de ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda öğrenciler sınıfta cep telefonu ile hocaların ders slaytlarının fotoğrafını çekerek sınava hazırlanmaktadırlar. Çekilen fotoğrafların dışında hiç kitap, defter yüzü açmayan bu öğrenci profili ile nereye varacağımızı bilemiyorum…!!! Bu durumun pedagojik olarak analiz edilmesi gerekiyor. Acaba, öğrenciler meslek tercihlerinden memnun değiller mi? Çoğu öğrencinin istedikleri tercihe yerleşememesinin rahatsızlığını hissediyoruz. Ancak buna rağmen, etkili öğrenme gerçekleştirmeleri için, ciddi bir çalışma ve araştırma çabasının içinde olmaları beklenir.

Bu bağlamda birkaç kez yazarak öğrencilerin yetersiz eğitim ile diploma sahibi olduğunu belirttim. Neden böyle oluyor diye! Mutlak Üniversitelilik anlayışına yakışır eğitim ve sınav sistemine geçmemiz gerekir. Ülkemizin geleceği olan bu gençliği iyi eğitmeden, diploma sahibi yapamayız (yapmamalıyız, yoksa bu ülkeye kimsenin faydası olmayacaktır). Bugün yaşadığımız birçok sorunumuzun temelinde yetersiz bilgi sahibi olma, konuların anlaşılmamış olması, araştırma ve sorgulama yapılmaması, kolaycılık, liyakatsizlik gibi bir dizi sorunun bileşkesinin sonucu ortaya çıkmaktadır. Bütün bu olumsuzluklar, ülkede yaşanan verimsizlik ve kalitesizliği oluşturduğu sorunlar yumağı hepimizin yaşamını ve ülkemizin sağlıklı gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Devam edecek…