Tarihin ilk çağlarından bu tarafa, kavimler, ırklar, uluslar, milletler vs. vs. Adına ne derseniz deyin, tanımlamayı nasıl yaparsanız yapın, kah toprak sebebiyle, kah ekonomik nedenlerle, kah üstünlük sağlamak için, kah gelecek nesillerinin güvenliği için hep savaştılar… Tarihler boyunca da bu hep böyle oldu. Ancak, bu tüm bu savaşlar ve işgaller arasında bir tanesi var ki, hepsinden farklıdır… Bunu tarif edebilmek için iki kelime yeter… TÜRK ve İSLAMİYET…
Bilhassa 26 Ağustos, 1071 Malazgirt savaşında, Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan’ın,
Kendi ordusundan, 4 kat daha büyük olan, Bizans Ordusunu bozguna uğratarak, kazandığı zaferle, Türklere Anadolu’nun kapısını açması, adeta bir dönüm noktası, bir milat olmuştur, Batı dünyası ve o dönemlerin egemen güçleri nezdinde…
Taa o yıllardan başlayan husumet ve düşmanca tutumlar, çeşitli şekillerde devam etti geldi… Bu güne dek hep işlerine geldiği gibi davrandılar…Dost gibi görünüp, hep kuyumuzu kazmaya çalıştılar…1959-1963’den bu tarafa AB’ye tam üye yapılmayışımızın da esas sebebi budur. Yıllarca bizi oyaladılar. Kapıdan içeri girmemize mani oldular. Türklerin yeri burası değil, Orta Asya’dır, geldikleri gibi gitsin dediler. AB’ye almamak için öyle bahaneler ürettiler ki, sonunda ‘İMTİYAZLI ORTAKLIK STATÜSÜ’ bile teklif ettiler.. Hep Hristiyan dünyası dayanışması örneği gösterdiler… TÜRKLÜK ve İSLAMİYET onların kabulleneceği bir durum olmadı, hiçbir zaman….Sadece ve sadece işlerine geldiği zaman, menfaatlerine geldiği zaman, dost göründüler, tebessüm ettiler… Ne gariptir ki, bu durum hep böyle devam etti. Halen de aynı minval üzerine devam ediyor. İşte bunun en son örneği de, yine tezahür etti…
Şimdi bakalım bu habere, yine ne oldu?
‘’İsveç Kraliyet Akademisi Nobel Komitesi, bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nü, Srebrenitsa soykırımını inkar eden ve Sırp savaş suçlularını savunan Avusturyalı yazar Peter Handke'ye vermeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ödülün Handke'ye verilecek olmasına sosyal medya üzerinden çok sert tepki gösterdi.
Bu yıl ki Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen tartışmalı yazar Peter Handke, pazartesi günü protestolar gölgesinde ödülünü almaya hazırlanıyor.
Yıllardır başta Lahey'deki uluslararası mahkemede savaş suçlarından ve soykırımdan yargılandığı sırada hayatını kaybeden eski Sırp lider Slobodan Milosevic olmak üzere Sırp savaş suçlularını savunan, Srebrenitsa'da soykırım yaşandığını inkar eden Avusturyalı yazara Nobel ödülü verilecek olmasına Ankara'dan da tepki var.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ödülün Handke'ye verilecek olmasına sosyal medya üzerinden tepki gösterdi.
*Kalın attığı tweet'te "2019 Nobel Edebiyat ödülü, Miloseviç'i destekleyen ve Bosna soykırımını inkar eden Peter Handke'ye Pazartesi günü verilecek. Bu akıl dışı ve utanç verici karardan geri dönülmelidir. @NobelPrize vicdanı olmayan birisine nasıl ödül verebilir? Yeni soykırımları özendirmek için mi?!" ifadelerini kullandı.
Evet, Batı dünyası yine iki yüzlülüğünü gösterdi. Dünyada saygın olması gereken ‘NOBEL’ ödülleri, ne yazık ki, çirkin yüzünü gösterdi. Eğer bu soykırım, Srebrenitsa değil de bir Hristiyan coğrafya da olsaydı, iki yüzlü Batı ve Kurumları yine böyle mi davranacaktı?
Bu kin bitmez. Tarihler boyu sürdü, halen de sürüyor. Çünkü orada katledilenler, ‘TÜRK ve MÜSLÜMAN DI.’ Batı devletlerinin ve kurumlarının hiçbir zaman içine sindiremediği, kabullenemediği, iki kelimeden mütevellit mevcudiyet.
Bu oyun bitmedi daha, bitmeyecek te… Kılıktan kılığa girerek, şekil değiştirerek, devlet değiştirerek, kurum değiştirerek hep karşımıza çıkacak… Sakın aldanmayın… Ortadoğu’da olanları biliyoruz… Arap Baharı altında tüm İslam ülkelerine diz çöktürdüler… Sıra Türkiye ve İran’a geldi. Hristiyan dünyası, egemen güçler, günümüze hakim siyasi akımlar, doymayan iştahlarını, şimdide Türkiye ve İran’ı yutarak tatmin etmeye çalışıyorlar. Irak meselesi, Suriye meselesi, hep bu oyunun hep BOP denilen projenin bir parçasıdır. Hedef belli… Yok PKK, Yok PYD, Yok YPG diye diye, gözümüzün önünde türlü oyunlar oynanıyor. Her oyunun tek amacı, Ortadoğu’yu parçalamaya devam edebilmektir. Bu uzun vadeli, uzun soluklu sinsi oyunlara karşı, millet olarak, ülke olarak uyanık olmalıyız. Batının ve ABD’nin Rusya’nın oyunlarına alet olmamalı birlik beraberlik içinde, çok çalışarak teknoloji üretmeli ve dışa bağımlılığı minimize ederek, ekonomimizi güçlendirmeliyiz. Teknoloji, güçlü ekonomi, güçlü ordu, İyi tarım yarınlarımızın garantisidir. Zayıf ülkelerin parçalanması mukadderdir. İşte Suriye, işte Irak…
O yüzden, karşı ittifaka fırsat vermemeli ve kenetlenmeliyiz.
SON SÖZ: ‘’ SAHİP ÇIKILMAYAN VATANIN BATMASI HAKTIR. SEN SAHİP ÇIKARSAN, O VATAN BATMAYACAKTIR.’’