Adana Tabip Odası yöneticileri, Adana Şehir Hastanesinde yaşanan dehşet anlarının polis operasyonuyla önlenmesinin sevindirici olduğunu, ancak ziyaretçi girişlerinin dahi kısıtlı olması gereken saatlerde silahlı bir kişinin acil servisten klinik katlarına ulaşabilmesinin ve saatlerce hastane içerisinde saklanabilmesinin hastane güvenliğine ilişkin ciddi soruları beraberinde getirdiğini belirtti. Her gün binlerce insanın giriş çıkış yaptığı, çok sayıda giriş noktası bulunan devasa şehir hastanelerinin mimari yapısı ve güvenlik organizasyonunun bu üzücü olay özelinde ayrıca sorgulanması gerektiği vurgulandı.
Şiddeti Besleyen Toplumsal Eşitsizlikler ve Cezasızlık Algısı Son Bulmalı
Adana Tabip Odası Yönetimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, hastanelerin güvenliğinin yalnızca X-ray cihazlarına ve güvenlik personeline bırakılamayacağı ifade edildi. Yaşananların yalnızca bir güvenlik zafiyeti olarak değerlendirilemeyeceğinin altı çizilen açıklamada, sağlık kurumlarında yaşanan bu tür olayların kadına yönelik şiddetten, toplumsal yaşamın farklı alanlarında giderek görünür hâle gelen şiddet ve cezasızlık algısından bağımsız olmadığı belirtildi. Şiddeti besleyen toplumsal eşitsizlikler, ayrımcı söylemler ve şiddeti olağanlaştıran anlayışlarla mücadele edilmeden hastanelerde kalıcı güvenliğin sağlanamayacağı kaydedildi.
"Bütüncül ve Kamusal Politikalar Derhal Hayata Geçirilmelidir"
Sağlıkta dönüşüm politikalarının odağında devasa hastane kompleksleri ve hasta sayılarının değil; insan yaşamının, sağlık çalışanlarının güvenliğinin ve toplumun sağlık hakkının bulunması gerektiği ifade edildi. Adana Tabip Odası, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, olası güvenlik ihmallerinin araştırılmasını ve şiddeti önlemeye yönelik bütüncül, kamusal politikaların hayata geçirilmesini talep etti. Açıklama, şiddetsiz bir toplum, güvenli hastaneler ve herkes için eşit, nitelikli sağlık hakkı çağrısıyla yinelendi.



