5ocakgazetesi.com

Aktaş’a göre Adana, aynı belediye sınırları içinde iki farklı yaşam rejimi üreten, parçalanmış bir kent haline geldi.

Çalışmada özellikle Seyhan ve Yüreğir’in merkez ve güney mahalleleri ile Sarıçam’ın belirli bölgeleri, kentin kuzey aksında gelişen görece refah alanlarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınıyor. Ortaya çıkan tablo ise çarpıcı:
Aynı şehirde iki ayrı Adana.

Güney Adana: Yoksulluğun Mekânsallaştığı Alan

Araştırmaya göre Güney Adana, uzun süredir planlı kentleşmenin dışında bırakıldı. Küçük parseller üzerine inşa edilmiş, altyapısı yetersiz, 3–4 katlı yapılaşma modeli hem bugünün yaşam koşullarını zorlaştırıyor hem de gelecekte yapılması muhtemel kentsel dönüşümü neredeyse imkânsız hale getiriyor.

Bu mekânsal çöküş, sosyal gerçeklikle doğrudan bağlantılı.
Düşük eğitim düzeyi, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma, uzun mesai saatleri ve temel ihtiyaçlara odaklı bir yaşam döngüsü, güney mahallelerde kentle bağ kurmayı zayıflatıyor. Aktaş’a göre bu bölgelerde kent, artık bir yükselme alanı değil, hayatta kalma mekânı olarak algılanıyor.

Göç, Gettolaşma ve Entegrasyon Sorunu

Çalışmada dikkat çeken bir diğer başlık ise göç. Güney mahallelerde, ekonomik ve eğitim imkânlarına erişebilen kesimlerin kenti terk etmesiyle birlikte geride daha kırılgan bir demografik yapı kalıyor. Bu süreç, yoksulluğun mekânsal olarak yoğunlaşmasına neden oluyor.

Suriye kaynaklı göçün etkileri de bu çerçevede değerlendiriliyor. Aktaş’a göre sorun göçmenlerin varlığı değil; plansız, entegrasyondan uzak ve kısa vadeli siyasi kaygılarla yürütülen göç politikaları. Bu yaklaşım, gettolaşma riskini artırırken kentlilik bilincinin gelişmesini de engelliyor.

Kuzey Adana: Fiziksel Refah, Kültürel Daralma

Kentin kuzey aksı ise planlı konut alanları ve görece yüksek yaşam standartlarıyla öne çıkıyor. Ancak Aktaş, bu bölgelerde de farklı bir sorun olduğuna dikkat çekiyor: kültürel kapsayıcılığın zayıflığı.

Belirli gelir ve yaş gruplarına hitap eden mekânlar, aileler ve çocuklar için yeterli kamusal alanların bulunmaması, kuzeyde “görünmez bir kültürel daralma” yaratıyor. Fiziksel gelişmişlik, toplumsal bütünleşmeyi tek başına sağlayamıyor.

Nüfus Gerçeği ve Siyaset Arasındaki Kopuş

Aktaş’ın analizine göre Adana’da yaklaşık 1 milyon kişi kuzey ve orta bölgelerde, buna karşılık 300–500 bin kişi güney mahallelerde yaşıyor. Buna rağmen siyasal söylemlerin uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak güney üzerinden kurulması, temsil ile gerçeklik arasında ciddi bir kopuşa yol açtı.

Bu durum, sorunları çözmek yerine yöneten; popülist ve geçici politikaları öne çıkaran bir siyaset pratiğini beraberinde getirdi.

“Bu Ayrışma Kendiliğinden Oluşmadı”

Çalışmanın en net vurgularından biri şu:
Adana’daki tablo tesadüf değil.

Yanlış imar kararları, kısa vadeli siyasal tercihler, bütüncül kent vizyonunun eksikliği ve kurumsal yetersizlikler; kuzey–güney farkını derinleştirdi. Küçük parsellerde yoğun yapılaşmaya verilen izinler, bugün dönüşümü kilitleyen en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Literatüre Dayalı Çözüm Önerileri

Aktaş, çözüm için “kapsayıcı kent”, “kente erişim hakkı” ve “mekânsal adalet” kavramlarına dikkat çekiyor.
Öneriler arasında:

  • Sürdürülebilir ve yerinde kentsel dönüşüm

  • Sosyal karışımı teşvik eden konut politikaları

  • Eğitim yatırımlarının mekânsal olarak adil dağıtılması

  • Güney mahallelerde kültür, spor ve gençlik merkezleri

  • Kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak kooperatif ve üretim modelleri

  • Göçmenlerle karşılıklı uyuma dayalı entegrasyon politikaları

  • Katılımcı ve çok aktörlü yerel yönetişim

öne çıkıyor.

Politika Yapıcılara Açık Çağrı

Çalışmanın sonunda Aktaş’tan net bir uyarı geliyor:

“Bir kentin bir bölümünü sistematik biçimde geri bırakıp diğer bölümünü ayrıcalıklı hale getiren hiçbir kalkınma modeli sürdürülebilir değildir.”

Adana’nın geleceği için mekânsal adalet, kapsayıcı yönetişim ve uzun vadeli planlama çağrısı yapan Aktaş, kentin yalnızca betonla değil; sosyal ilişkiler, kültürel bağlar ve siyasal sorumluluk anlayışıyla yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Metin Maracı