10 Nisan 1919, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in İstanbul Beyazıt Meydanı’nda idam edildiği acı bir gün. 10 Nisan 1950’de, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Mareşal Fevzi Çakmak’ın ölüm günü. Çakmak’ın öldüğü gün, yakında kaybettiğim yeğenim Prof.Dr. Gonca Pasin’in doğum günüydü.

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idam edilme nedeni, 1915 Ermeni tehciri sırasında, soykırım yaptığı varsayımı. Oysa kendisi, Ermeni kafilelerinin güvenli bir biçimde tehciri için çalışmış. Soykırım için iki defa da yargılanmış ve de aklanmış.

Osmanlı İmparatorluğu yenilince, 1919’da İstanbul’da şehre hakim olan İngilizler, Ermeni Patriği Zaven’in de tahriki ile, Kemal Bey Divan-ı Ali’ye sevk ediliyor. Başkan Hayret Paşa, görevini bırakıyor, yerine Nemrut lakaplı Kürt Mustafa getiriliyor. Ecnebilere yaranılsın diye de, Kemal Bey’e idam cezası veriliyor. İdam sehpasının önünde, kendisine son isteği sorulduğunda şunları söylüyor; “Ecnebi devletlere yaranmak için, beni asıyorlar. Eğer buna adalet deniyorsa, kahrolsun böyle Adalet”

Bu karar, Osmanlı Devleti’nin Ermeni soykırımını resmen kabul ettiğini ve Osmanlı’nın suçlu bulunduğunu bildiren önemli bir belge.

Milli Mücadelenin ortalığın toz duman olduğu o zor günlerinde, nice hainler çıkmış. Başta aciz, korkak, kukla durumunda olan Padişah Vahdettin. ‘İngiliz sömürgesi olalım, boğazları İngilizlere bırakalım’ diyen o. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam cezalarını onaylayan da, yine Vahdettin.

Milli mücadeleyi önlemek için, hilafet ordusu kuran,iç isyanlar çıkaran, vatansaverler için hain diye fetvalar çıkaran, Anadolu’ya gitmesin diye 90 bin sandık cephaneyi, Marmara Denizi’ne döktüren alçak da, Sadrazam Damat Ferit.

Yunan ordusunun zaferi için dua edin sözlerini eden, vatan haini Adliye Nazırı Ali Rüştü Efendi.

Kütahya’daki Yunan generaline “İlimizi milliyetçilerden kurtardınız” diye teşekküre giden satılık Kütahya Belediye Başkanı Hüseyin Hüsnü. “İşgalcilere karşı duranları, asker ve para toplayanları öldürmek din gereği ve görevidir. Bunları öldürenler gazi, bu yolda ölenler de şehit sayılır” diye fetva veren Şeyhülislam Dürizade Abdullah Efendi.

İzmir’de çıkarları için düşmanla işbirliği yapan, Türk orduları 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdiğinde İzmir’den kaçan Naipzade Ali,Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa.

İstanbul’da ise; politikacı ve şair Rıza Tevfik, yazarlardan Cenap Şahabettin, Refi Cevat Ulunay, Refik Halit Karay, gazeteci ve Dahiliye Nazırı Ali Kemal milli mücadelenin karşısında yer alanlardan bazıları.

Çukurova’da Fransızları destekleyen gazeteci Fanizade Mesut, Müftü Zihni Efendi, Hafız Mehmet ve Fransızların emrinde Adana Valiliği yapan Bağdatlı Abdurrahman.

Kurtuluş Savaşımızı az da olsa, dışarıdan destekleyenler vardı. Hintli M.Gandi, Pakistan Devletinin Kurucusu M.Ali Cinnah, Türk dostu Fransız yazarı Pier Loti gibi.

Türk Ulusu Mustafa Kemal’in önderliğinde, tüm zorlukları aşmış, yabancı kuvvetleri ülkeden kovmuş ve yurdu özgürlüğe kavuşturmuştur. Böylece Osmanlının küllerinden, yeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.

Bu günü anlamak ve değerlendirmek için, dünü ve yaşananları iyice bilmeliyiz. Bu yüzden, tarihimizi bilmek çok önemli.