‘Atatürk, Türklere itibarını iade etmiştir’

Yine 29 Ekim 1933’te, 10. Yıl Nutkunda “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken de, aslında Anadolu’daki Türk halka,taa Yavuz zamanından beri maruz kaldıkları muameleyle kaybettiği itibarını iade etmiştir. Türk’üm demekten korkmayın, gurur duyun demiştir. Çünkü onun için de Türklük Hacı Bektaşi Veli’nin temellerini attığı gibi, bir üst kimliktir. Türk demek, Müslüman olan ve bu topraklar üzerinde yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Pomak, Boşnak vs. ne kadar halk varsa hepsini bir ve beraber yapmak anlamı taşıyordu.

‘Bir de Abdülhamit’e bakalım:’

Yeni Osmanlıcıların Atatürk’e dinsiz derken bir başka gerekçeleri de, onun içki içmiş olmasıdır. Biz, haşa içki içmek haram değildir demiyoruz. Ancak Yeni Osmanlıcıların sürekli anlattıkları, gençlere bir idol gibi sundukları Sultan Abdülhamit’e bir bakmak lazım.

Cumhuriyetten daha 22 sene önce Abdülhamit’in başmabeyincisi Sarıcazade Ragıp Paşa, Tekirdağ’da ilk rakı fabrikasını, üstelik de dönemin şeyhülislamının onayıyla kurmuştur. İlk bira fabrikası da Abdülhamit döneminde kurulmuştur. Ne tesadüftür ki ilk şampanya fabrikası da. Ama kendisi Rom içermiş çünkü “Kur’an’da şarap diyor, bu şekerden yapılıyor” diyerek, Rom içmenin günah olmadığını söylediğini kendi torunu ifade ediyor. Bu arada Abdülhamit’in aynı zamanda İslâm halifesi olduğunu unutmayalım. Ayrıca 622 yıllık imparatorluk döneminde Osmanlı’nın en çok toprak kaybettiği padişahtır. Tahtta kaldığı sürede 1 milyon 792 bin kilometrekare toprak kaybetmiştir. Yani bugünkü Türkiye’nin iki katı kadar. Koca bir imparatorluğu ağır yenilgiye uğratan, askeri olarak hiçbir başarı gösteremeyen Abdülhamit kahraman, cennetmekan ama büyük mücadeleler ve başarılarla yepyeni bir devlet kuran Atatürk cehennemlik, dinsiz. Bu reva mıdır soruyorum sizlere…

Nü resim çizen Halife!Gelelim son halife, dedemiz diye ifade edilen Abdülmecit’e…Kendisi ressamdı. Paris’te sergi bile açmıştı. Nü resimler çizer, çıplak model kullanırdı. Hatta, haremdeki kadınları sarayın bahçesindeki havuzun etrafında çıplak olarak resmettiği ‘Avluda Kadınlar’ isimli tablosu, 2013’te açık arttırmayla 1 milyon 600 bin liraya satıldı. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın sanata ve sanatçıya saygımız sonsuz. İsteyen istediği resmi çizebilir, ama İslâm halifesi sıfatı taşıyan bir kişinin nü resimler yapmasının yorumunu sizlere bırakıyorum. Bu halife örneklerine bakılınca 3 Mart 1922’de Atatürk’ün hilafeti kaldırmasının ne kadar isabetli olduğu da sanırız ki açıktır.Osmanlı’da halkın durumu Ayrıca Osmanlı, Osmanlı diyenler saraydaki ihtişama vurulanlar acaba biliyorlar mı? 1923’te Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kalan miras neydi? Erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. Okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. Toplam 4 bin 894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, 23 lise vardı. Türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. Öğretmenlerin üçte birinin öğretmenlik eğitimi yoktu. Tek üniversite vardı, Darülfünun. O da bilimsellikten çok uzaktı.Hani Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik diyorlar ya, hani Atalarımızın mezar taşlarını okuyalım diye Osmanlıcayı ders olarak koydular ya okullara. Görüyoruz ki Harf Devriminden önce de herkes Osmanlıcayı sular seller gibi okumuyordu. Ülke nüfusu 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. Traktör sayısı sıfırdı, karasaban vardı. Doğan her iki bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337 doktor vardı. Sadece 60 eczacı vardı ve sadece 8’i Türk’tü. Diş hekimi sıfırdı. Ortalama ömür 40 yıldı. Yani sizin anlayacağınız, Osmanlı’da halkın yaşadığı hayat, hiç de parlak, övünülecek gibi değildi. Filmlerde izleyip hayran olduğumuz saraydaki o ihtişamlı hayattan eser yoktu. Halk, ağır vergiler altında eziliyordu. Ticareti genelde gayrimüslimler yapardı ve zenginlerdi.

Devam edecek….