Gazetemiz 50CAK tarafından, geleneksel hale getirilen kahvaltılı toplantılar, devam etmektedir. Bu kez konuk; Seyhan Belediye Başkanımız, Zeydan Karalar idi. Oldukça samimi ve içten geçen toplantı da; Seyhan İlçesi ve belediye hizmetleri, Karaların icraatları, siyasal geleceği, Mart 2019 da yapılacak yerel seçimler, Büyük Şehir Belediye Başkanlığına talip olup olmadığı gibi daha pek çok husus, detaylı bir şekilde masaya yatırıldı. *Benim 2 Sorum oldu. Birinci sorum şu idi: -‘’1989’dan bu tarafa, Seyhan İlçesinde göreve gelen 5’nci Başkansınız. Sizden önceki dönemlerde yapılan, ya da yapılamayanların bir envanterini çıkardınız mı? Cevap: -‘’Hayır. Buna gerek görmedim. Ben geçmişle ile ilgili, hiçbir araştırma, inceleme yapmadım. *İkinci sorum: -‘’Büyük Şehir Belediyesinin borcu, metrodan dolayı çok fazla. %43’ü otomatik olarak kesiliyor. Eğer, partiniz sizi Büyük Şehir Belediye Başkanı olarak aday gösterir ve seçimi kazanırsanız, bu kısıtlı bütçe ile nasıl hizmet vereceksiniz? Cevap: -‘’ Ben Seyhan Belediyesinde göreve geldiğimde, 2013n bütçem, 174 trilyon, borcumda; 50 trilyon idi. Denk bütçe yaparak ve kaynakları verimli kullanarak, gelirlerimizi artırmak suretiyle, hem 300 trilyonu aşkın hizmet yaptım, hem de borcumuzu ödedim. Büyük Şehirde de, aynı yöntemi uygularım’’ Diğer yazar arkadaşlarım ve gazetemiz idarecileri de farklı sorularla Başkanı konuşturdular. Detay bilgileri o sütunlarda bulacaksınız. Başkanla yaptığımız toplantı bana, ünlü filozof ve eğitimciKonfüçyüs’ün ‘vazo ve elma’ hikayesini hatırlattı. Hikayemize geçmeden önce, Konfüçyüs kimdir? Bilgilenelim. Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs, M.Ö 551 yılında, Lu kentinde - şimdiki Shantung eyaletinde doğdu. Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö. 1027-256), Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı. Küçük yaşlardayken babası ölünce, annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü. Ambar bekçiliği ve kamu arazisi yöneticiliği yaptı ama asıl isteği, Chou hanedanlığının ilk zamanlarına özgü ahlak değerlerini yaymak, bu hanedanlığın kuruluş döneminde hüküm süren iki kralın, Wen ile Wu'nun ülkülerini yeniden canlandırmaktı. Ama onun dönemi zorlu bir dönemdi. Chou hanedanlığının ilk yıllarının ayırıcı özelliği olan siyasal birlik, siyasal güç, hanedanlığı oluşturan kent devletleri arasındaki çatışmalarla, hanedanlıktan olmayan devletlerin yayılmacı saldırılarıyla, dağlarla vahşi bölgelerden gelen göçebe toplulukların akınlarıyla büyük ölçüde örselenmişti. Konfüçyüs'ün kenti Lu işgalcilerin denetimi altına girmişti. Konfüçyüs, öğretisine yetke, nüfuz sağlayacak bir kamu görevine atanmayı başaramamıştı. Bundan ötürü, benzer beklentiler taşıyıp benzer güçlüklerle karşılaşan diğerleri gibi Konfüçyüs de, küçük bir öğrenci, izleyici topluluğunun eşliğinde gittiği saraylara, yöneticilere hizmet sunarak gezginci öğreticilik yapmaya başladı. İşte bu Çinli filozof, eğitimci yazar Konfüçyüs, bir gün öğrencilerine bir ders vermek ister. Bunun için, bir gün sınıfa, elinde dar ve uzun bir vazoyla gelir. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tutar. Diğer elinde de bir elma vardır.Elmayı vazonun içine koyduktan sonra, vazoyu yere bırakır ve şöyle der; -‘’Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir.’’ Öğrencilerden biri atılır ve elini vazonun dar ağzından içeri sokar. Elmayı yakalar. Elmayı çıkarmaya çalışır. Elmayı çıkarmaya çalıştıkça, elma elinden kayar. Bir de elini vazoya sıkıştırır, canı yanar bağırmaya başlar: -‘’Elimi çıkaramıyorum.!’’ Konfüçyüs; -‘’Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın.’’ Öğrenci biraz daha uğraşır. Elmayı elinden bırakmak istemez ama, sonunda mecburen bırakır. Elini vazodan çıkarır. Konfüçyüs’e sorar: -‘’Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?’’ Basit çözüm ve sonuç… Konfüçyüs, -‘’nasıl olacağını göstereyim’’ der ve vazoyu ters çevirir. Elma, kendiliğinden yuvarlanıp çıkar. Öğrenciler, çözümün bu kadar basit olmasından dolayı gülmeye başlarlar… Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek şöyle der: -‘’Göründüğü gibi basit değil. Bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Hayatın akışında bazen ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir. Sorunlara bakış açınızı değiştirdiğinizde farklı çözümler bulabilirsiniz." İşte Zeydan Başkanda bunu gördüm. Vizyon, misyon sahibi. Ufku geniş.Mütevazi. Dürüst. Çalışkan. Dinamik. Hep ileri, hep ileri sloganı ile farklılık yaratan bir düşünce tarzı ve nitelikleri yüksek bir kapasite.Halktan, senden benden biri. Sıcak, samimi, açık sözlü… Hep daha iyi, daha gerekli ne var düşüncesinde olan, iyi, daha iyi anlayışıyla ekibini yöneten ve yönlendiren, vatandaş-Belediye ilişkisini en huzurlu, en mutlu şekilde yürüten, projeci, yeniliklere ve yeni fikirlereaçık bir Başkan, Zeydan Başkan. Yolu açık, başarıları daim olsun. |
VAZO ve ELMA HİKAYESİ
Alper Tansel
Yorumlar
Trend Haberler
Adana'nın En İşlek Noktasında Yoğun Mesai!
Sarıyer'in Adana Demirspor Kolası Satış Rekorları Kırıyor
Adana Demirspor ve Konyaspor Adil Demirbağ İçin Masada
Adana'nın Gözü Bu Davada! Mahkemeden Çıkacak Karar Bekleniyor
Adanaspor Lige Katılabilecek Mi? İşte Son Durum
Savaş Bahadır'a Teşekkür, Hesaplar Yoruma Kapatıldı
Adana Metro Projesi Hangi Aşamada? Güngör Geçer Açıkladı