Daha önce müteaddit defalar değindiğimiz, eğitim konusunu bu gün tekrar ele alacağız. Değerli hocalarım ve değerli dostum, Prof. Dr. İbrahim Ortaş’ın bu husustaki çabalarını her zaman takdir etmişimdir. O da benim gibi eğitim aşıklısıdır. Eğitimin önemini, her fırsatta dile getirir. Konferanslarında, yazılarında bu konuyu bilimsel açıdan gündeme taşır.
İşte günümüzün en önemli sorunlarından biri; ‘ Yeni Mezun Öğretmenler, Ölçme ve Değerlendirme Sınavlarında son derece başarısızlar… Oysa biliyoruz ki; bir ülkenin kalkınmasında ki temel taş: iyi eğitimli insan kaynağıdır. Refahın ve kalkınmanın olmazsa olmazı; ‘EĞİTİM,EĞİTİM,EĞİTİM DİR…’
"Üniversite Mezunları Türkiye’nin Nitelikli İş Gücünü Karşılayacak Düzeyde Eğitimli mi?" konulu yazılarımızdan sonra geçen aylarda 2018 Kamu personeli öğretmenlik sınav sonuçları açıklandı. Sonuçlar ne yazık ki kaygılarımızı rakamsal olarak doğrular niteliktedir. Basından derlediğimiz veriler ışığında yeni mezun öğretmenlerimizin sınav başarı durumu içler acısı. Öğretmenler kendilerine sorun soruların yarısını bile yapamamışlar. Basına ÖSYM tarafından verilen bilgiler ışığında 2018 Haziran dönemi Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Kamu Personeli Sınavı Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi raporunu yayınladı. Raporda Matematik, Fizik, Kimya gibi alanlardan mezun olan öğretmenlerin kendi branşlarıyla ilgili soruları cevaplama da zorlandıkları anlaşılıyor. Yeni mezun öğretmenlerin kendi bölümlerine ilişkin 50 soru üzerinden yapılan hesaplamada ortaya çıkan sonuçlara göre, fen bilimleri ve teknoloji mezunlarının başarı ortalaması 11.82, kimya öğretmenlerinin 14.14, fizik öğretmenlerinin 16.25, matematik öğretmenlerininse 11.97 oldu. En başarılı branş; Psikolojik Rehberlik ve Danışma. Bu alanda da 50 sorunun 34’üne doğru yanıt verdikleri görülüyor. Türkçe ve Din kültürü ve ahlak bilgisi testlerinde, 50 soruda doğru yanıt ortalaması 29 çıktı. Sınava öğretmen olarak göreve başlayabilmek için 308 bin 125 aday başvurmuş ve bunlarda 260 bin 805’inin sınavı geçerli sayılmış. 48 bin öğretmenin sınavı geçerli kabul edilmemiş. Muhtemelen belirli bir puanın altı hesaplanmamıştır veya öğretmenlerimiz başvurduğu halde sınava girmediler. Bu sonuçlar öğrencilerimizin yetersiz bilgi ile mezun olduklarının açık bir göstergesidir.
Neyi Ölçmek İstiyorduk? Ne Ölçtük? Çıkan Sonuçlar Neyin Gösteriyor?
Sorun öğrencilerin eğitimini gerçekleştiren kişiler olunca, doğal olarak herkesi ilgilendiriyor. Hepimizin öğretmenlerinin birer aydın (münevver) olarak öğrencilerin neyi bilip neyi bilmediğini ilmesi, çocuğun ne denli yeteneklerinin olup olmadığını ve ona göre öğrencinin geleceğini belirlemesi bakımından çok önem arz etmektedir. Öğretmenlerin çocuğun ne bildiğini bilmesi için kendisinin de bilgi sahibi olması gerekir. Öğretmenin bilgisini ölçmek ayrı bir konu. Yani bir ölçme değerlendirme konusu önümüze çıkmaktadır. Ülkemiz eğitim sisteminin maalesef ciddi ölçme-değerlendirme sorunu bulunmaktadır. Çoğu üniversite hocamızda bilmiyor. Ben de bilmiyorum. Öğretmenlerin ölçme teknikleri mutlaka önemlidir. Çocuğun hafıza bilgisi, dikkati, alan bilgisi, ters mantık yürütme bilgisinin ölçer bilgi ve tekniğine sahip olması gerekir. Bu konuları belirleyecek soru sorma bilgisine sahip olması gerekir. Öncelikli olarak neyi ölçmek istediğimizi bilmemiz gerekir. Sonra öğretmenin neyi bilmesi gerektiğini ölçecek ölçekler geliştirmek gerekir. Neyi ölçtüğümüzü bilirsek ve çıkan sonuçları iyi analiz edersek, sonuçları daha iyi yorumlayabiliriz.
Sorun Nereden kaynaklanıyor?
Ancak neden çocuklarımızı eğitecek olan öğretmenlerimiz bu denli başarısız? Bu sorunun cevabının kolayca eğitim yetersiz denilecek kadar, kolay olmadığı kanaatindeyim. Maalesef liseden yetersiz eğitim ile gelen öğrencilerimizin üniversitedeki akademik başarısı düşüktür. Öğretim üyeleri olarak bu gerçeği görüyoruz. Ancak asıl sorun devletimizin öğretmen yetiştirme politikasının da gözden geçirilmesi gerekir. Maalesef uzun zamandır öğretmen yetiştirme sorunu ciddi boyuta devam ediyor. Öğretmenlerin özlük hakları, liyakate dayalı yükselme, toplum ve devlet katında gördükleri itibar da ayrıca öğretmenlik mesleğinin belirlenmesinde önemli bir etmedir. Ancak öğretmenlik mesleği toplumda maddi ve manevi anlamda deste görmediği sürece, mesleğe olan ilgi, sürekli olarak azalmaktadır. İnsana duyulan saygının gereği olarak, insanı hak ettiği şekli ile eğitmek zorundayız. Bu eğitimi saygın öğretmenler, kurumsal düzeyde sağlamaktadırlar. Öğretmenler duyulan saygı ile çalıştıkları kuruma duyulan saygı bir bütünlük oluşturmaktadır. Toplum eskiden beri eğiticiyi çok önemser. Onun için çocuğunu okula ve öğretmene göndermekten tereddüt etmez. Bu anlamda okul salt yapı olarak bilgi aktaran bir kurum değil, kişiyi her alanda yaşama hazırlayan, yetişkin birey olmasını ve sosyalleşmesini sağlayan ortam olarak görülmektedir.
Öğretmen ve Sorumluluk Bilinci Önemli.
Öğretmen neden önemlidir? Öğrencilerin hayatı kavramalarında öğretmenin önemli bir fonksiyonu ve rolü bulunmaktadır. Öğrencinin anlamadığı yerde öğretmen eksiliği gidermek zorundadır. Ancak öğretmenin eksiği varsa öğrencinin kafasındaki o bilgi eksikliği doldurulamaz. Öğretmenin bilgisi, kültürü, görgüsü, deneyim ve güveni, en önemli başarı aracıdır.
Ancak bir bütün olarak, okullarımızın ve öğretmenlerimizin ciddi yapısal ve sosyal sorunları bulunmaktadır. En önemlisi öğretmen yetiştirme anlayışı ve mekânlarının yeni baştan bilimsel esaslara göre ele alınması germektedir.
Bu konuda gelişmiş, kalkınmış, refah düzeyi, tolumun yaşam kalitesi ve seviyesi yüksek ülkelerin eğitim sistemlerinden yararlanabiliriz.
SON SÖZ:’’ BÜYÜK İNSANLARIN İDEALLERİ, SIRADAN İNSANLARIN HEVESLERİ VARDIR.’’