Ekonomi

SGK Uzmanı Dilek Ete'den Emeklilere Kritik Uyarı

Sosyal Güvenlik Uzmanı Dilek Ete, milyonlarca çalışanın merakla beklediği emeklilik dilekçesi tarihi ve maaş hesaplamaları üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Hazine tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu'na sağlanan otomatik prim desteğinin iptal edildiğine dikkat çeken Ete, kurumun devasa bütçe açıklarıyla karşı karşıya kalabileceğini ve emekli maaşlarının prime dayalı bir haktan ziyade sosyal yardıma dönüşme tehlikesi taşıdığını vurguladı.

Emeklilik hakkı kazanan vatandaşların en yoğun araştırdığı konuların başında gelen dilekçe tarihi hakkında teknik detayları paylaşan Ete, önceki yıllarda görülen devasa maaş uçurumlarının bu dönemde yaşanmayacağını belirtti. Geçmiş yıllardaki yüksek oranlı maaş farklarının aksine, 2026 ve 2027 yılları arasındaki değişimin sadece yüzde dört ila altı bandında kalması bekleniyor. Emekli aylığı bağlanırken kişinin tüm çalışma hayatı, gün sayısı ve prime esas kazançlarının temel alındığını hatırlatan uzman isim, emekli olunan yılın geçmiş primlerinin özel bir katsayı ile güncellendiğini aktardı. Bu güncelleme katsayısı, bir önceki yılın Tüketici Fiyat Endeksi oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi baz alınarak belirleniyor.

Bu yıl sonuna kadar emeklilik dilekçesini teslim edenlerin, ocak ve temmuz aylarında oluşan enflasyon farklarını alarak toplamda yüzde otuz iki virgül bir oranında bir avantaj elde edeceğini söyleyen Ete, kritik bir kıstasın altını çizdi. 2027 yılının başında başvuru yapanlar bu birikimli enflasyon farkından yararlanamayacak, bunun yerine 2026 yıl sonu enflasyon ve büyüme verilerine göre güncellemeye tabi tutulacak. Dolayısıyla, yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde otuz ikinin altında olması durumunda, 2026 yılı içerisinde emekli olmak finansal açıdan daha kârlı bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Kıdem Tazminatı Ayrıntısına Dikkat

Maaş farkına odaklanırken kıdem tazminatının göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda da uyarılar yapan Dilek Ete, uzun yıllardır aynı iş yerinde çalışanların durumuna özel bir parantez açtı. Emekli aylığındaki yüzde dört veya beşlik bir kaybı önlemeye çalışırken, her yıl düzenli olarak yüzde on beş ile yirmi oranında artan kıdem tazminatı tavanından vazgeçmenin mantıklı bir hamle olmayacağını dile getirdi. Özellikle yirmi yılı aşkın süredir aynı kurumda mesai harcayan Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur mensuplarının bu dengeyi iyi kurması gerektiği belirtilirken, devlet memurlarının bu tür bir sınırlamaya tabi olmadığı ve diledikleri zaman başvuru yapabilecekleri hatırlatıldı.

Hazine Desteğinin İptali ve Sosyal Yardım Endişesi

Uzman ismin gündeme getirdiği en çarpıcı konulardan bir diğeri ise Sosyal Güvenlik Kurumu'nun gelir yapısındaki radikal yasa değişikliği oldu. 2008 yılından bu yana yürürlükte olan ve kurumun topladığı primlerin yüzde yirmi beşi oranında Hazine'den otomatik ödenek almasını sağlayan maddenin sessiz sedasız kaldırıldığını ifade eden Ete, bu durumun yaratacağı tahribata dikkat çekti. İktidar kanadının teknik bir muhasebe işlemi olarak tanımladığı bu düzenleme neticesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun her ay yüz ile iki yüz milyar lira arasında açık verebileceği öngörülüyor. Hazine'nin mevcut ekonomik koşullarda bu kadar büyük bir açığı nasıl kapatacağı ise belirsizliğini koruyor.

Hazine aktarımının iptal edilmesiyle birlikte emeklilik sisteminin bir hak olmaktan çıkıp sadaka mekanizmasına dönüşebileceği endişesini paylaşan Ete, geçinemeyen kesimlere kira veya gıda yardımı yapılacağı yönündeki söylemleri eleştirdi. Emekli aylığının yıllarca ödenen primlerin karşılığı olarak kazanılmış anayasal bir hak olduğunun altını çizen uzman isim, sosyal yardım mantığının adalet duygusunu zedeleyeceğini savundu. Çözüm olarak ise günübirlik sosyal yardımlar yerine, geçmişte düşürülen aylık bağlama oranlarının acilen yükseltilmesi ve ekonomik büyümeden emekliye düşen payın adil bir şekilde dağıtılması gerektiği vurgulandı.