Ülkemizin bu günlerde yaşadığı orman yangınları hepimizi üzmektedir. Yerleşim alanlarına da sıçrayan yangın görüntüleri, yarattığı tahribat ile uzun süre hafızamızdan silinmeyecek gibi görülmektedir. Hatta çoğumuzda korku ve dehşet duyguları yaratmıştır. Karamsar bir iklim oluşmak üzeredir. Böyle bir ortamda diğer konular hakkında yazmakta oldukça zorlandığımı ifade etmek istiyorum. Ne var ki hayat devam ediyor. Kendimin de içinde bulunduğu orta gelire sahip insanların, son günlerde çektiği “geçim sıkıntısının” ciddi boyutlara ulaşması üzerine, bu günkü yazımın konusunu bu kesime ayırmanın zamanının geldiğini düşünüyorum.

Orta gelir düzeyine sahip insanlar kimlerden oluşmaktadır? Toplum için önemleri nedir? Üretim, tüketim, yaşam biçimleri nasıldır? İnanç ve değer yargıları nedir? Değinilen kesimin yok olma sürecine girmesi toplumlarda ne gibi sıkıntılar yaratır? Bu soruların cevabının “sosyal bilimlerin” çeşitli dallarının içinde olduğunu, bir gazetenin günlük köşe yazısına sığmayacak kadar uzun ve kapsamlı bulunduğunun farkındayım. Yine, bahse konu gelir düzeyi tanımının zamana, ülkeye, hatta siyasal ve sosyal düşünceye göre değiştiğini biliyorum. Bütün bunlara rağmen ülkemiz için son derece önemli olan bu kesimi irdelemek istiyorum.

Konuya gelir rakamlarıyla başlamak gerekirse değinilen kesimin ortalama on bin ile yirmi bin Türk Lirası arasında aylık “hane halkı” gelir düzeyine sahip oldukları izlenmektedir. Dört kişiden oluşan çekirdek aile düzeninde yaşadıkları, bir araçlarının bulunduğu, kışın ikamet ettikleri konutun yanına yaz aylarını geçirecekleri bir ev edinmeye çalıştıkları görülmektedir. Yaz aylarında kısa süreli tatil yapmaları ve bankalarda ortalama 200-300 bin Türk Lirası birikimlerinin olması söz konusu kesimin en belirgin özelliğidir. Kabaca toplam nüfusumuzun % 70’ini oluşturdukları anlaşılmaktadır.

Ekonomik yapıları yukarıdaki paragrafta özetlenen orta gelirli kesim toplumumuzun ana iskeletini oluşturmaktadır. Her şeyden önce eğitim düzeyleri oldukça yüksektir. Tamamına yakını bir meslek sahibidir. Gerek özel sektörde ve gerekse kamu sektöründe orta ve üst düzey yöneticiler bunlardan oluşmaktadır. Türkiye’de toplanan gelir, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı vergilerinin, ÖTV, KDV vergilerinin temel mükellefi bunlardır.Kitap okuma, sinema, tiyatro, konser, sergi gibi kültürel faaliyetlerin ana müşterileri orta gelirli insanlardır. Sosyal ve siyasal konulara oldukça duyarlı olan bu kesim, sorunların çözümüne fikirleri paraları ve emekleriyle ciddi oranda katkı sağlamaktadırlar. Vatan ve millet sevgisi, ülkeye aidiyet duygusu alt ve üst gelir düzeyindeki insanlarımızdan kesinlikle daha az değildir.

Ülkemiz için son derece önemli olan orta gelir düzeyindeki insanlarımız bu günlerde ciddi olarak geçim sıkıntısı çekmektedir. Gelir vergisi artışları, araç ve konutlar üzerindeki vergiler, ÖTV,KDV artışları, enflasyonun yüksek seyretmesiyle oluşan pahalılık değinilen kesimin tadını kaçırmaya başlamıştır. Uzun yıllardır çok ciddi ekonomik sorunlarla boğuşan alt gelir düzeyinin yanına, orta gelir düzeyindeki insanlarımızın da geçim sıkıntısına düşmesi toplumumuzun huzur ve mutluluğunu olumsuz etkileyecektir.

Saygılarımla,