5ocakgazetesi.com
Konuyla ilgili gazetemize özel ve çarpıcı açıklamalarda bulunan Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, madalyonun her iki yüzünü de masaya yatırdı. Şahin, deniz suyunun arıtılmasının bir zorunluluk haline gelebileceğini ancak doğru planlanmazsa ekolojik bir felakete yol açabileceğini vurguladı.
"Milyonlarca Metreküp İşlenmiş Tuzlu Su Denize Geri Dönüyor"
Deniz suyunu arıtma işleminde en yaygın kullanılan yöntemin ters osmoz (reverse osmosis) olduğunu belirten Oğuz Şahin, bu süreçte gözden kaçırılan en büyük tehlikenin "atık yönetimi" olduğuna dikkat çekti:
"Deniz suyundan tatlı su elde ederken, aldığınız suyun yaklaşık yarısını saf su olarak ayrıştırıyorsunuz. Ancak geriye kalan diğer yarı, kimyasallarla birleşmiş, aşırı yoğunlaştırılmış ve ısınmış bir tuzlu su çözeltisi (brine) haline geliyor. Bu atık su, yeniden denize deşarj edildiğinde deniz tabanına çöküyor. O bölgedeki oksijeni tüketiyor, deniz çayırlarını yok ediyor ve deniz ekosistemini adeta idam ediyor. Canlı hayatı biten bir deniz, iklim krizini daha da derinleştirir."
Ekonomik Boyut: "Çok Yüksek Enerji ve Karbon Ayak İzi"
Şahin, bu tesislerin sadece çevresel değil, ciddi ekonomik maliyetleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. Deniz suyunu yüksek basınçlı filtrelerden geçirmenin devasa bir enerji gerektirdiğini söyleyen yazar, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün deniz suyundan 1 metreküp tatlı su üretmek, normal bir yeraltı veya baraj suyunu arıtmaktan katbekat daha fazla enerji gerektiriyor. Eğer bu enerjiyi kömür veya doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılarsak, su üreteceğiz derken atmosfere daha fazla karbon salmış oluruz. Yani susuzluğu çözerken, susuzluğun ana nedeni olan küresel ısınmayı kendi ellerimizle besleriz. Bu tam bir paradokstur."
Çözüm Mü, Risk Mi? İşte Yol Haritası
Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin’e göre deniz suyu arıtımı tamamen reddedilmesi gereken bir risk değil, aksine "en son çare olarak başvurulması gereken stratejik bir rezerv." Şahin, bu teknolojinin bir felakete dönüşmemesi için şu şartların altını çizdi:
Yeşil Enerji Şartı: Desalizasyon tesisleri kesinlikle rüzgar veya güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalıştırılmalıdır.
Akıllı Deşarj Yönetimi: Yoğun tuzlu atık su direkt denize dökülmemeli; derin deniz deşarjı veya tuzu sanayide geri dönüştürecek ileri teknolojiler kullanılmalıdır.
Önce Tasarruf: Deniz suyuna göz dikmeden önce, şehirlerdeki %40'lara varan su şebekesi kayıp-kaçakları önlenmeli ve gri su (evsel atık su) geri kazanımı zorunlu hale getirilmelidir.
"Doğayla Savaşarak Susuzluğu Çözemeyiz"
Röportajın sonunda gazetemiz aracılığıyla yetkililere ve kamuoyuna seslenen Oğuz Şahin, şu uyarıyla sözlerini noktaladı:
"Denizlerimiz tükenmez bir su deposu değil, yaşayan birer organizmadır. Gelecekte susuz kalmamak için bugünden adım atmalıyız, evet; ancak bunu yaparken doğayla savaşarak değil, doğanın dengesine uyum sağlayarak hareket etmeliyiz. Deniz suyu arıtımı kontrolsüz bir kurtarıcı değil, çok dikkatli yönetilmesi gereken bıçak sırtı bir teknolojidir."