Bir müddet önce, Sn. Cumhurbaşkanımızın İstiklâl marşı ile ilgili açıkladığı görüşleri vardı.

Kamuoyunda ses getiren bu tartışma, unutuldu mu, seçim atmosferine girildi, şimdilik kaydı ile rafa mı kaldırıldı bilinmez. Ancak bu olay bize hafızalarımızı yoklamamızı da hatırlattı. Öyle ya; 90 yıldır dinlediğimiz ve adına milli şair dediğimiz, merhum, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan ve TBMM NİN açmış olduğu yarışma sonucunda seçilen bu milli marş, 90 yıl boyunca yerli ve milli olarak dinlendi. Bir de, ‘Tİ SESİ’ var. Genel de İstiklâl marşından önce, bir dakikalık saygı duruşuna davet edilir ve bu süre zarfında hazır ol da durulur.Milli marş öncesi uygulana bu ‘Tİ’ sesi bize mi ait? Nereden geldi? Ya da kime ait? Kamuoyundaki genel kanıya göre, ‘AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN BİR UZANTISI MI ?’

Yazının başlığına ilaveten şöyle bir soru da sorabiliriz; “Türkiye’de Resmi Törenlerde İstiklâl Marşı’nda önce yapılan Saygı Duruşunda çalınan Ti Sesi, ya da müzik parçası, nereden geliyor?”

Bildiğiniz gibi Türkiye’de, Resmi Törenlerde İstiklal Marşı’nda önce, genellikle Atatürk, silah arkadaşları, şehitler ve sonsuzluğa göç eden büyüklerimiz için bir saygı duruşu yapılır. Saygı duruşu sırasında 30 saniye kadar süren Ti Sesi çalınır ve arkasından İstiklâl Marşı söylenir.

İşte bahsettiğimiz bu Ti Sesinin Kökeni Ne?

Ti Sesinin kökenini merek ettiniz mi bilemem. Ben merek ettim. Merakımı, bir önceki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush’un Türkiye’ye geldiği zaman söylediği söz artırdı.

Bush, İstiklâl Marşı’ndan önceki saygı duruşunda Ti Sesini duyunca çok memnun olmuş, kültürümüz buraya kadar gelmiş demiş.

Konuyu biraz araştırdım. Anılan Ti sesinin önce, 1953 yılı ABD yapımı “From Here ToEternity” adlı ve Türkçe’ye “İnsanlar Yaşadıkça” olarak çevrilen filimdeki müzik parçalarından biri olan “MilitaryTaps” ve müziğin bestekarının ise Daniel Butterfield olduğunu öğrendim.

Meraklısı; “http://www.youtube.com/watch?v=Wn-iz8z2AGw” den bu müziği dinleyebilir.

İlk başlangıçta, Ti Sesinin “İnsanlar Yaşadıkça” filminden alındığı sanılabilir. Ancak, araştırmayı biraz derinleştirdikçe, müziğin bestekârı Daniel Butterfield (1831-1901)’in Amerikan İç Savaşı’nda generalliğe kadar yükselmiş bir iş adamı olduğu ortaya çıkıyor. Bu müziğin de, iç savaş sırasında savaşın yıkımlarına karşı yakılmış bir ağıt olduğu söylenebilir.

Ti Sesi, Türkiye’ye Ne Zaman, Nasıl Ve Neden Girdi?

Şimdi sorulması gereken sorular var.

Birincisi şu; Ti Sesi, Türkiye’ye ne zaman, nasıl girdi? Ben açık bir cevap bulamadım. Müzik tarihçileri ve konunun uzmanları elbette bilir. Ancak olasılıkla Türkiye’ye Kore Savaşı ile girdiği düşünülebilir. Bu yıllar, kimi büyüklerimizin deyişiyle “Küçük Amerika Olacağız” denilen yıllara denk geliyor.

İkincisi şu; İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Marşı’dır. Bir başka deyişle, Türk Milleti’nin emperyalizme karşı duruşunu ve direnişini, onuru ve bağımsızlık isteğinin bir ifadesidir. Durum böyleyken hangi gerekçeyle, Amerikan İç Savaşı sırasında bestelenmiş bu müzik parçası, Saygı Duruşuna eklenmiştir?

Hemen belirtelim; Amerikan İç Savaşı, köle ticareti ve sömürüsüne dayalı olarak yapılan tarım ekonomisinin egemen olduğu Amerika’nın, güney eyaletleri ile serbest ucuz işgücüne gereksinme duyulan sanayiye sahip, kuzey eyaletlerinin çıkar çatışmasının bir sonucu idi. Bu nedenle, “Amerika için önemli olan bu müziğin,Türkiye için neyi ifade ettiğini İstiklâl Marşı’ndan önceki Saygı Duruşuna Ti Sesi’ni ekleyenler açıklamalıdırlar” diye düşünüyorum!

Yapılması gereken ilk iş; Ti Sesini Saygı Duruşundan derhal çıkartılması ve Türk Bestekârlarınca bir müzik yaptırılmasıdır. Kendi öz müziğimiz olmalı.

İşte bu noktada, ‘KÜLTÜR EMPERYALİZMİNDEN’ bahsetmek lazım. Ülkelerin fethi,yada iyi münasebetleri için farklı farklı yollar var. Bunlardan biri de; mal ve hizmetlerle, sosyal-kültürel alanlardaki etkileşimlerdir. Bu etkileşim kimi zaman doğal süreçlerle olur, kimi zaman edebi akımlarla olur, kimi zaman da ekonomik ilişkiler sayesinde olur. Dünya da hiçbir ülke yok ki, birbirinden şu ya da bu hususta etkilenmesin. Güzel sanatlar ve edebiyat alanı,(şiir, resim, heykel, roman vb.gib) en çok gündemde olan alanlardır.

Sanırım bu konu üzerinde durmuş ve duracak müzik bilimcilerimiz vardır. Ancak konu, yalnız müzik bilimcilerini değil, ‘BÜTÜN YURTSEVERLERİ İLGİLENDİRİYOR’ kanısındayım.

SON SÖZ: ‘’İdealler yıldızlar gibidir.
Onlara belki ulaşamazsınız ama, bakarak yönünüzü tayin edebilirsiniz…’’