Göz arkası sinir damarlarının bulunmaması nedeniyle hiç görme yetisi olmayan küçük Nil, ailesinin de büyük desteğiyle adeta müziğe tutunarak hayata bağlandı. Tam 10 farklı enstrüman çalabilen ve söylediği türkülerle dikkat çeken Nil, şimdiden geleceğin müzik öğretmeni olmaya hazırlanıyor.
"Müzik Yapmak Beni Çok İyi Hissettiriyor"
Müziğe olan tutkusunu ve odasındaki minik dünyasını anlatan 6 yaşındaki Nil Korkmaz, en büyük ilham kaynaklarından birinin efsanevi halk ozanı Aşık Veysel olduğunu söylüyor. Kendine ait mikrofonuyla sürekli şarkı söylediğini belirten minik yetenek, hedeflerini şu sözlerle aktardı:
"6 yaşındayım ve 10’a yakın enstrüman çalıyorum. Bağlama, darbuka, cura, piyano, org, bateri, gitar, keman ve bendir çalabiliyorum. Şarkı söylemek beni çok iyi hissettiriyor. En sevdiğim şarkıcı annem, babam da ben küçükken bana saz çalıyordu. Büyüyünce müzik öğretmeni olmak ve çocuklara müzik öğretmek istiyorum. Aşık Veysel’i çok seviyorum, onun sesi çok güzel."
Televizyondan haberleri de yakından takip ettiğini söyleyen Nil, canı sıkıldığında ise Manifest grubu üyelerinin dans figürlerini taklit ederek eğlendiğini dile getirdi.
Doğuştan "Absolut (Kusursuz) Kulak" Sahibi
Kızının görme engelli olduğunu henüz 3 aylıkken öğrendiklerini belirten anne Tuğçe Soyer, ilk andan itibaren üzülmek yerine "Çocuğum için ne yapabilirim?" diyerek yola çıktıklarını ifade etti. Kızına söylediği ninniler ve türkülerle Nil'in müzik algısının çok erken yaşta geliştiğini fark eden anne Soyer, süreci şöyle anlattı:
"Nil’in eli, kolu, gözü, her şeyi olduk. Ben ona türkü söylerken hemen kapıyor, söylemediğimde ağlıyordu. Konuşmaya başlayınca türküleri tekrar etti ve büyüdükçe eksiklerini kapattı. Yapılan araştırmalara göre Nil’in 'absolut kulak' (kusursuz kulak) yeteneğine sahip olduğunu öğrendik. Enstrümanları kendi başına, hep deneme yanılma yoluyla öğrendi."
"Üzülmek Yerine Durumu Kabullenip Yeteneklerini Keşfedin"
Kendisi gibi engelli çocuk sahibi olan ailelere çok önemli tavsiyelerde bulunan anne Tuğçe Soyer, en önemli kuralın "kabullenmek" olduğunun altını çizdi. Soyer, "Ailelerin önce durumu kabullenmesi gerekiyor. ‘Neden benim çocuğum böyle oldu’ diye dövünmek yerine çocuklarının yeteneklerini keşfetmeye çalışmaları lazım. Umutlarını asla kaybetmesinler. Onlar bize Allah’ın birer emaneti; çocuklarının peşini bırakmasınlar ve her zaman arkalarında durup desteklesinler" diyerek tüm ailelere çağrıda bulundu.