Bu öğrendiklerim bir hayli şaşırttı beni. Pes doğrusu, bu kadarda olmaz dedim.

Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye; okuma sıralamasında dünyada 89. imiş. Günde ortalama altı saat TV izleniyor, üç saat te internet başında zaman geçiriliyormuş. Okumaya ayrılan sadece süre de 1 dakikaymış.

Yani çok az okuyan, buna karşın çok izleyen bir toplumuz. Bu acı gerçek üzücü, endişe verici ama kabulden başka çaremiz de yok.

Modern teknolojinin okumayı azalttığı bir gerçek. Ama işin bizdeki gibi bu noktalara varması ise, son derece vahim.

Okuma azlığı için, okullardaki eğitim sistemini bir ölçüde sorumlu tutabiliriz. Bence asıl sorun, okuma alışkınlığının çok erken yaşlarda aile içinde sağlanamaması. Analar, babalar okumalı ki, çocuklarda onları örnek alıp okusunlar.

İbn Haldun’un dediği gibi “İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.” Bu yüzden anne-babalara düşen görev ve sorumluluk büyük.

Okuma, insana neler kazandırmaz ki? Sağladığı faydalar sayılamayacak kadar çok. Şu Çin atasözü ne kadarda güzel “Kadınlar gençlik, yemek doymak için, kitaplar gençlik-ihtiyarlık-hastalık-açlık-yalnızlık ve her şart için geçerli ve uygundur”

Kitaplar sayesinde bilgimiz, görgümüz, kültürümüz artar. Kitaplar yararlı ve sizi terk etmeyen, hain olmayan gerçek dostlardır.

Torunlarıma değerli iki tane Türkçe ve İngilizce ansiklopedimi vermek istedim. Biz her şeye internetten ulaşıyoruz diye, kabul etmediler.

Okumaya olan ilgisizliğimiz, nerelere kadar varır tahmin bile edemiyorum. Kültürden hatta inançtan uzaklaşan bir toplum olma yolunda, dev adımlarla ilerliyoruz.

Umarım yanılmışımdır.